“Dokunan Yanıyor!” – HT*

Yazı günüm olan salının, kadınların Yeşil Gazete’de çoktan almaları gereken inisiyatifi almaya başlamalarına ve özel bir güne (8 Mart’a) denk gelmesi ve bu nedenle Çarşamba çıkacak yazıyı, pazardan yazma zorunluluğu nedeniyle biraz sallantıda bir yazı olacak. Gündemin bu kadar hızlı değiştiği bir ülkede 2.5 gün kaybetmek…

Gündemin müthiş bir süratle değiştiğini bu hafta daha iyi örnekleyebiliriz. Geçen hafta içerisinde 2 Mart’ta büyük bir miting oldu Kıbrıs’ta. Polis rakamlarının bile 54 bin olarak verdiği büyüklükte bir miting. Üzerine konuşulup, yorum yapılıp, değerlendirmelerde bulunulabilecekken, 3 Mart sabahı olanlar bütün haftanın gündemini ezdi geçti. Artık ne Libya, ne Kıbrıs… Onlar geride kaldı. Kıbrıslıların istekleri, mücadeleleri şu anda dündemin problemi değil artık. Fakat ne kadar görmezlikten gelinebilir? Bir “yok-ülke”de,  toplumsal varoluş mücadelesi veren bir halktan bahsediyoruz çünkü.

Bu hafta içinde gündemde yitip giden bir başka çarpıcı gelişme ise, Türkiye’nin çözmeden devam ettirdiği başka bir sorunda yaşandı. PKK eylemsizlik kararını ilk önce askıya aldı, sonra kısa bir süre daha uzattı. Seçimlere doğru giderken böyle karşılıklı taktiksel hamleleri daha göreceğiz ama biz gerçekten bunları mı görmek istiyoruz? Barışı görmek istiyoruz. Şimdiye kadar geliştirilen yaklaşımların da bunu sağlamadığı ortada.

3 Mart sabahı yaşananlar, şu anda başka gündem bırakmayacak kadar önemli. Zaman aralıklarıyla gerçekleşen dalgalar, kimileri için sahillere güzel güzel vururken, bir süre sonra kontrolden çıkıp, artık yaşam alanlarına da su taşımaya başladı. Kimi dalgaları uzaktan izleyenler ve bundan mutlu olanlar da, yeni dalgalardan etkilemeye başladı. Gazetecilere yönelik büyük baskı bu haftanın konusu. Ahmet Şık ve Nedim Şener tabii ki bu konunun baş özneleri. Bunun yanında pek sözü edilmeyenler de var. Merkez medyanın marjinal gördüğü sol medya üzerindeki baskının öznelerinin hiç adı bile geçmiyor. 4 Mart’ta yapılan o büyük onur yürüyüşünde, tutuklu gazeteci sayıları veriliyordu ya hani, işte o istatistikleri oluşturan insanların büyük bölümü kimilerine marjinal gelen o sol medya mensupları. 25 Şubat günü açıklama yapan Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) tutuklu gazeteci ve yazarların sayısının 51′e yükseldiğini söyledi. O günden sonra işte o bildiğimiz dalga geldi, İsmail Beşikçi ve bir yazısını yayınlayan derginin yetkilileri para ve hapis cezalarına çarptırıldılar ve NTV eski genel yayın yönetmeni Mustafa Hoş ve Mirgün Cabas BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterini “telefonla arayarak” düşürmekle suçlandı. Haberi ortaya atan gazetenin bile yalan haber olduğunu kabul ettiği bir durum bu. Olsun, yine de suçlandılar resmi olarak. Baskı baskıdır. Mantıklı ya da mantıksız, elde bulunsun. Dava bitince suçsuz oldukları kanıtlanır nasıl olsa diye, suçlanan insanlar ülkesi oldu Türkiye.

Hapis cezası kadar para cezası da çok yıkıcı… Sonuçta, para kazanmak için bu işi yapmayan, kazandığı parayı işini büyütmek ve daha sonra çimento, elektrik işine girmeyecek olan insanlardan bahsediyoruz.

Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmaları üzerine biraz daha düşünmek gerek. Bu iki kişi de, gazeteciliklerini, tutuklandıkları karanlıklarla mücadele ederek geçirmişler bir kere. Nedim Şener’in Hrant Dink cinayetinin üzerinin kapatılmaması için ortaya koyduğu çaba ortada. Bunu herkesin biliyor olduğunu varsayıyorum, çünkü Nedim Şener 2 yıldan beri dinlenen bir gazeteciymiş. Yani fikirleri, düşünceleri yıllardır birileri duymuş, okumuş, görmüş. Dink cinayetinde tetikçilerden daha fazla sene ile yargılanmış, beraat etmiş, ödüller almış bir gazeteci.

Ahmet Şık’ın durumu ise daha da ilginç. Darbe Günlükleri adlı haberin Nokta Dergisi’nde ortaya çıkartılmasında çalışmış bir gazeteci Ahmet Şık. Daha sonra, Ergenekon Davası’nın giderek karıştırılması ve Türkiye’nin derin devletinden ziyade, son hükümetin muhaliflerinin ve onların suç olup olmadığına bakılmaksızın hareketlerinin yargılanıyor hale gelmesiyle bir de kitap yazmış. Ergenekon’un ne olup ne olmadığını  bu kitapta anlatmış, kamuoyunun kafasındaki karışıklıkları gidermeye çalışmış. Bunu da bir yerlere hizmet mantığıyla yapmadığı için, gazeteciliğin büyütecini başka bir olgu üzerine doğrultmuş ve yeni bir kitap yazmaya girişmiş. Sonuç ne? Sonucu Ahmet Şık gözaltına alınırken söyledi: Dokunan yanıyor!

Şimdi, insanlar düşünüyor: Bu desteklediğimiz “şey” nasıl oluyor da canavar haline gelip, kefil olacağımız insanları yemeye başladı? Yukarıda bahsettiğim dalgaların uzaktan hoş gelmesi böyle bir durum işte. Bir başka gazeteci tutuklandığında, tutuklanma nedenine bakmaksızın (suç oluşturabilecek nedenlerle değil, muhalefet etmeye başladıklarında tutuklanmaktan bahsediyorum. İşkenceci bir insanın, muhalif bir kitap yazdıktan sonra tutuklanması gibi) mutluluk yazıları yazanlar, şimdi basın özgürlüğü dediğinde olmuyor. Bu canavar el birliğiyle yaratılmış oldu bir kere. Bu dokunanın yandığı ateşe herkes çalı çırpı attı. Demokrasi diye yutturula yutturula bu ateş herkesi yakar hale geldi.

Artık 2011 Türkiyesi’nde  40 model McCarthyciliği yaşıyoruz. Sıra yavaş yavaş herkese geliyor. Bu tutuklamaların belki de tek iyi yanı, bir kaç sene, bir kaç ay önce farklı taraflarda olan kişilerin de bazı gerçekleri görmeye başlamış olması olabilir. AKP hayranlıklarıyla beni bazı şüphelere sürüklemiş olan Avrupa Yeşiller’i bile soruşturmanın gelecek safhalarını günlük izlemeye alacağını da duyurdu.

Blogların kapatılmasına yer bile kalmadı. Köşe yazarlarına, gazetecilere tutuklamalar, baskılar gelecek de; blog yazarlarına gelmeyecek mi? Bir kaç site daha var ne yazık ki kapatılması gereken ama. Onlar da kapatıldığında, kimse tepkisini kolektif olarak duyuramayacak.

… Ve Victor Ananias. Lise 2’de tanıştığım bir kişiydi kendisi. Karaburun’da toplanan Ütopyalar Toplantısı’nda… Ütopyasını anlatmıştı. Dinlemiştik. O günden bu zamana o ütopyasını gerçekleştirmek için çalıştı, bunu başardı. Şimdi ise, ütopyasını bize bırakıp, doğaya döndü. Ütopyasını gerçekleştirmek için uğraşmalıyız.

* Haftanın tortusu

09.03.2011

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s