Brüksel’de Yeşiller’e bakıp Korsanları görmek

Brüksel’den döneli 24 saat bile olmadı. Bu yazıyı yazmaya başladığımda Yeşiller Partisi EşSözcüsü Ümit Şahin’in ilk yazısı gazeteye düştü. Benim yazdığım da arada bir hızlı arkadaş olmazsa değerlendirmelerin ikincisi olacak. Farklı yönlerden, farklı izlenimlerin olması ziyaretin daha iyi anlaşılması için yararlı olacaktır.

Brüksel’e gidişimizin nedeni, Avrupa Parlamenteri Ska Keller’in bizi Parlamentoya davet etmesi ve Yeşiller Partisi’nin tam üye olmaya hazırlandığı Avrupa Yeşiller Partisi ile görüşme yapma niyetimizdi. Bu nedenler etrafında da görüşmeler, ziyaretler yaptık. AP Yeşiller Grubu’nun çeşitli üyeleriyle, AP’nin oluşturduğu çeşitli komisyonların aynı zamanda Yeşiller mensubu üyeleriyle görüştük, konuştuk. Konuşmalarımızın genel konusunu tabii ki Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkiler oluşturdu. Genel olarak tüm görüşmelerin ileriye dair umutlu ve olumlu geçtiğini söylemek mümkün. Sorunların uluslararası olduğu bir dönemde, çözümlerin de uluslararası olacağını unutmadan hareket etmek gerekli. Bu yönde de adımlar atmak bir noktada yolumuzu Avrupa Parlamentosu’ndan geçiriyor. Bu yönde işbirliği için de Türkiye Yeşilleri ile Avrupa Yeşilleri’nin yakınlaşması, tüm Türkiye’deki muhalefet için olumlu bir gelişme olacaktır.

Tüm bu olumlulukların yanında başka bir noktaya da değinmeden geçmek adalet anlamında haksızlık yaratacaktır. En kaba izlenimim, Yeşiller’in önce bir hareket, sonra bir parti olarak çıkışındaki renklerin, Avrupa Parlamentosu’nda görüştüğümüz Yeşiller’de gitgide solmakta olduğuydu. Yani, AP’ye gidip, Yeşiller ile görüştüğünüzde karşınızda o Meclislere boğazlı kazaklarla, ellerinde çiçeklerle giren insanları görmüyorsunuz. Bu da aslında çok çok doğal. Belki eleştirmek bile hata. O seviyede bir temsilin, ilk çıkış renklerini üzerinde taşımamayı getireceğini kabul etmek gerekli. Sisteme en kitlesel ve geçerli muhalefeti getirmenin, yani hem kitlesel hem de geçerli olmanın getirdiği bir nokta bu. O seviyedeki Yeşiller için artık sorunları çözmek için diplomasi, politika daha geçerli protesto etmekten.

Peki, durum Türkiye’de böyle mi? Hayır değil. En başta, Türkiye’de koşullar henüz Avrupa’da olduğu gibi değil. Yozlaşmak istense, grileşmek istense de bu mümkün değil. Bu noktadan baktığımızda Avrupa’nın büyük ülkelerinde, belki de, Yeşiller’in ilk çıkış ilkelerine en yakın duran parti Türkiye Yeşiller Partisi. Tabii ki Avrupa’da merkezi düzeylerde durum bu. Yoksa daha Almanya’da büyük direnişleri örgütleyen, projeleri durduran, yerelde bunları yapan hep Yeşiller. Fakat ölçek büyüdükçe durum farklılaşıyor.

Ziyaretin bir ayağı da Avrupa Parlamentosu’nun Korsan Partisi üyeleriyle görüşmekti. Görüştüğümüz kadın parlamenter 20 yaşında ve İsveç’ten seçilmişti. (Politik koşulların farklılığına bakar mısınız?) Zaten AP’Ye Korsan Parti adaylarından seçilen 2 kişi de İsveç’ten gelmiş. Yüzde %7 civarında bir oy toplamışlar. Almanya’da da yerel meclislerde oylarının %6′ya ulaştığı yerler var ve 12 bin kişilik bir üye sayısına ulaşmışlar. AP’de bu iki kişi de Yeşiller Grubu’na üyeler. Yani kendilerine en yakın olarak gördükleri grup Yeşiller olmuş. Gidip görüştüğümüzde, ilk izlenim olarak Yeşiller’in 1960′lardaki haline benzeyen bir grup insan ile karşılaştık. Heyecanları, kararlılıklar, toplumdaki hitap ettikleri kitle, sistem siyaseti yapan partilere bakış açıları… Hepsi birbirini andırıyor. Tabii Korsanların esas çıkış noktasının ve öznesinin İnternet olduğunu söylemek gerek. 50 yılda bu kadar farklılığın oluşması normal tabii ki.

Tüm bunları düşününce bir heyecanla gittiğimiz Brüksel’den, bizimle aynı heyecanı ve dinamizmi taşıyanların Korsanlar olduğunu görmek ilginç bir deneyimdi. Henüz yereldeki politika yapma şeklimiz ve gücümüz Yeşiller’in Avrupa’da yaptığına benzetilecek seviyede sayılmaz. Karar veren değil, reaksiyon veren bir partiyiz halen.

Türkiye’ye baktığımızda, kısa vadede böyle bir öngörüde bulunamasak da, Avrupa’da Korsanların gelişmesi hem güncel siyasetin hem de Yeşiller’in radikalleşmesi (ve Yeşiller’in özüne yaklaşması) açısından önemli bir eşik gibi duruyor. Türkiye’de ise bizim bu ara aşamalardan geçmemize gerek yok. Her şeyin daha başındayız. Önümüzdeki deneyimleri iyi değerlendirip, ona göre hareket etmemiz doğru olacaktır.

05.12.2010

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s