İzmir’i anlamak

İzmir’in seçimleri, İzmir’in politik tercihleri son yıllarda hiç olmadığı kadar çok konuşulmaya başlandı. Birkaç simge olayla birlikte de, gündemdeki tek konu bu oldu. Tabi burada çeşitli yanlışlıklar da yapıldı ama bu yanlışlıkların makul sebepleri de vardı. Fakat, yine de bazı konular üzerine düşünürken biraz daha ayrıntılı irdelemek gereklidir.

Bu yanlışlıklardan en büyüğü, İzmir’in sosyal demokrasinin kalesi olduğu fikri. Genel kabul bu. Fakat şu da var ki, İzmir’in Cumhuriyet Halk Partili olması aslına bakılırsa Türkiye’nin Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı altına girmesiyle eşzamanlı olarak şekillendi. Böyle olunca da, Türkiye ne kadar sararırsa seçim sonuçlarında, İzmir o kadar kızardı. AKP’nin olmadığı ve Öcalan’ın yakalanması ile bir anda gündemi değişen seçimi İzmir’de Demokratik Sol Parti kazanmıştı fakat o zaman DSP tüm Türkiye’de başarılıydı. Yani genel bir rüzgarın esmesiydi İzmir’de olan. Bir önceki seçimde ise Doğru Yol Partisi kazanmıştı. Aradaki %20’lik Genç Parti seçimlerini düşünürsek (ki bu seçimde de Osman Pamukoğlu’nun partisinin en yüksek oy alacağı şehir İzmir olabilir, o da ilginç ve aslında bu yazının konusu) İzmir’in sosyal demokrat bir karakterden daha çok, AKP gelene kadar genel akıma uyan, AKP geldikten sonra da yaşam tarzının savunulması üzerinden ortaya çıkan bir CHP’lilik olduğu söylenebilir.

Başka bir sorun da İzmir’de sesi çıkan kesim ile, İzmir’in tüm gerçeklerinin uyuşmaması olgusudur. Kısa bir örnekle geçilebilir. DTP konvoyunun taşlanmasıyla gündeme gelen bölgede DTP, MHP’den daha fazla oy almıştır. Fakat, taş atan ve atılmasını onaylayan kesimde de CHP, MHP’den daha çoktur.

Fakat burada bambaşka bir sorun da ortaya çıkmakta. Tüm Türkiye’ye karşı “farklı” tutum sergilemenin “tadını” alan İzmir, CHP’nin de CmHP haline gelmesiyle büyük bir savrulma yaşanıyor ve CmHP’nin de sağında bir zihniyet yapısının sesi çok çıkanlara hakim olduğu bir İzmir ortaya çıkıyor.

Sıcak bir örnek: Bugün (25 Mart) Konak Kent Konseyi’nin toplantısına katıldım. Konak’tan ve İzmir’den 400’e yakın temsilcinin katıldığı ama toplantılarının tamamının halka açık yapıldığı bir organizasyon. Başında gerçekten bu tip organizasyonlardan iyi anlayan Metin Erten var. Konak Belediyesi’yle bağı o sağlıyor, Büyükşehir Meclisi ile de Meclis üyesi Adnan Akyarlı bu işi yapıyor. Gerçekten olabildiğince demokrat bir sistem oturtmaya çalışıyorlar, demokrasi değil tam hakimiyet ve totaliterlik isteyen insanların çoğunlukta olduğu bir konseye.

Bugünkü toplantıda, bir kişi kürsüye çıktı. Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Kadifekale ile ilgili bir konuşma yaptı. Konuşmasının amacı oranın “güzelleştirilmesi”, biraz da sterilleştirilmesiydi. Bunu söylerken de övünerek Kadifekale’ye Türkiye’nin en büyük sivil bayrağının dikildiğini ifade etti. Kadifekale bu açılardan önemli. Türkiye’nin en büyük bayrağı oraya dikili. Dünya’nın en büyük rölyefi, Atatürk’ün, oraya doğru bakıyor. Cumhuriyet Bayramı kutlamaları orada yapılıyordu. Bunun yanında bölgesel olarak CHP’nin en az oy aldığı yerlerdendir İzmir’de. Neyse, bu kişi sivil lafını kullandıktan sonra, İzmir’in bu resmi ya da sivil temsilcilerinin (muhtarlar, parti temsilcileri, odalar, stklar vb.) bir bölümü bağırmaya başladı. Askerlerin dikmediği bayrağa sivil bayrak denilince, ordu halktan koparılmış hale gelmişti onlara göre. Normal değerlendirilmelerin hepsinde aşırı milliyetçi olarak düşünülebilecek bir kişi, vatan haini olmakla itham edilerek, saldırılarak, bağırıp çağırılarak susturuldu ve kürsüden indirildi. İzmir’in belli kesimleri faşist kelimesine kızıyor ama orada gerçek bir faşist dalgalanma oldu. Sorsak bunları yapanlara, hepsi sosyal demokrattır. Farklı düşüneni bağıra çağıra kürsüden indirmeye çalışacak kadar demokrat. Olaylar oldukça uzun sürdükten sonra ilk önce kürsüde kişi salonun dışına çıkartıldı, ondan sonra da o kişinin orada konuşmasına müsaade eden (tiz kellesini almayan) divanı protesto eden saldırganlar salondan çıktı. Biz de, adama karşı çıkacakken, adamın nasıl bir anda mağdur konuma geldiğini ve ona karşı çıkanların nasıl da bizim tam tersimiz bir noktadan karşı çıktıklarına bakakaldık.

CHP, uzun yıllar öncesinde dümeni kırıp ırkçılığa doğru yol almaya başladığından beri, artık bir adım kendi atıyorsa, bir adım da tabanı atıyor. Bugün o konsey salonunda yaşananlar ise, CHP’nin bile makul kalabileceği günlere doğru gidildiğini gösteriyor. Asla başka bir fikre tahammül edemeyen, yabancı düşmanlığını sonuna kadar savunan, ülkesinin bölündüğünü, ordusunun sindirildiğini düşünen ve bunun öcünü de İzmir’de “çatır çatır” almaya hevesli insanların kenti olmak yolunda gidiyor İzmir. CHP’nin görüşlerinin bile makul kaldığı bir hava hakim, sesi çok çıkanlara. İşte bu yüzden Pamukoğlu’nun partisi gibi aşırı partiler İzmir’de Türkiye’nin üzerinde bir oy oranı alacaktır.

25.03.2010

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s