Aylık arşivler: Mart 2011

Japonya’nın köprüleri, tüp gazları ve Amerika’ya ulaşan molozlar

Japonya’da deprem oldu. Hepimiz canlı canlı izledik. İlk önce deprem vurdu Ada’yı, daha sonra da depremden de beter tsunami. 9 şiddetinde bir depremin yıkamadığı binaları sular aldı götürdü, insanları kaybetti, uçakları havaalanlarından alıp, otobüs terminalinin üstüne bıraktı. Suların hareketini de canlı canlı izledik. O kadar ki, suların Amerika kıyılarına ulaşmasını bile bekledik televizyonun karşısında. Her şey bitti derken, tsunami ve depremi de aratan bir felaket vurdu Japonya’yı. Nükleer tehlike! Santrallerin depremden etkilenmesi ve çıkan yangınlar her türlü olayı unutturdu. Artık haberlerin hepsi nükleer ile alakalı. Tüm Dünya, reaktörlerdeki sızıntıların bir an önce bitmesini bekliyor. İstiyor. Uzmanlara göre, karşı karşıya olduğumuz durum Çernobil ile kıyaslanıyor ve hatta Çernobil’in de geride kaldığını söyleyen yorumlar okuyoruz. Okumaya devam et

12 Mart’ın 3 hali: Darbe-Katliam-Referandum

12 Mart önemli bir tarih. Çeşitli önemli günlerin dönümü. Ilk 12 Mart tabii ki, 12 Mart 1971 Muhtırası. Tam 30 sene önce verilmiş bir muhtıra. Sonrasında solun liderlerinin öldürüldüğü bir sürecin başlangıcı. İkinci 12 Mart, 12 Mart 1995. Gazi Mahallesi Katliamı. Göz göre göre 17 kişinin öldürüldüğü ve ne yazık ki tarihe Gazi Mahallesi Olayları olarak geçen günün de yıl dönümü bugün. Gazi’den bugüne çıkacak belki de ilk ders, kelimelere, tarihe sahip çıkmamız gerektiği. İnsanların tarandığı, öldürüldüğü, otellerde yakıldığı günleri tarihe “olay” olarak geçirmek isteyenlere karşı entelektüel olarak mücadele etmemiz gerekiyor. Okumaya devam et

“Dokunan Yanıyor!” – HT*

Yazı günüm olan salının, kadınların Yeşil Gazete’de çoktan almaları gereken inisiyatifi almaya başlamalarına ve özel bir güne (8 Mart’a) denk gelmesi ve bu nedenle Çarşamba çıkacak yazıyı, pazardan yazma zorunluluğu nedeniyle biraz sallantıda bir yazı olacak. Gündemin bu kadar hızlı değiştiği bir ülkede 2.5 gün kaybetmek… Okumaya devam et

Beşiktaş akıllı ayaklarıyla kazandı

Maçtan önce, oynanan stadyum üzerinde konuşmak gerek. Antalyaspor, daha önce enterasan tribünleri olan (sanırım sağında ve solunda koltuklar, en sonra tek koltuk kalacak şekilde inceliyordu) bir stadyumda oynuyordu. Kısmen dolu tribünler önünde oynanıyordu maçlar. Şimdi bir otelin sahasına geçilmiş. Uygulanan bilet fiyatı politikasından olsa gerek, ne zaman Antalyaspor maçı izlesem, taraftarları seçmek zor oluyor. Bu maçta da özellikle ilk başlarda bu durum böyleydi. Okumaya devam et