Monthly Archives: Mayıs 2011

Anadolu Yürüyüşü’nden; Anadolu Direnişi’ne

Bu yazıyı yazdığımda direnişin onuncu günü. Siz okurken de, onuncu günden itibaren belli bir zaman geçmiş olacak. Direniş diyorum, çünkü Büyük Anadolu Yürüyüşü bir direniş halini aldı. Bu hem bir savunma, hem de bir meydan okuma aslında. Yürüyüş katılımcılarının, geçen zamanda aldıkları bir konum.

Savunma çünkü, medya onları hala küçümsüyor. Çevreci diyorlar, develi HES karşıtları diyorlar. Tabii ki bunlar onları görenler. Hala onları görmeyenler ya da ziyaretçilerinin kimliği yanında “garnitür” olarak görenler mevcut. Tabii ki bir de, onları fon yapıp, kendi siyasi söylemlerini tutturanlar mevcut. Ekoloji mücadelesinin, doğa mücadelesinin nasıl bir mücadele olduğunu kavrayamayanlar onlar. Gün geçtikçe anlayacaklardır ama. İşte kervan katılımcıları, bu tip yanlış anlaşılmalara karşı kendi adlarını kendileri koymayı seçtiler. Büyük Anadolu Yürüyüşü Gölbaşı Direnişçileri! Çevreci değil! Doğayı köle olarak görüp, onu öldürmeyecek ama hizmet edecek seviyede yaşatmayı savunanlardan değil bu direniş. Okumaya devam et

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Seçime doğru – cumhuriyet halk partisi (1*)

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri için en kritik partilerden biri. Zaten sonuç olarak Meclis’te grup kuracak olan dört partiden de biri. Büyük bir değişim geçirdikleri açık. Günlük koşturma içerisinde bu görülmese de, zaman dilimlerinden parçalarla baktığımızda bu değişimi net olarak görüyoruz ve bu değişimin karşılığının ne kadarının bu seçimde alınabileceği de merak edilen nokta.

CHP’nin geçen seçimle, bu seçim arasında yaşadığı en büyük değişiklik tabii ki, Genel Başkan değişikliği. Deniz Baykal’ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi CHP’nin yaşadığı en büyük değişiklik. (Yeri gelmişken burada, anlamadığım bir noktayı da söylemem gerekir. Baykal’ın istifa etmesiyle sonuçlanan süreç, kimliği belirsiz bir adresten değil, habervaktim adlı yaptığı haberlerle hükümet yanlısı ve muhalefet düşmanı bir çizgi izleyen bir siteden başlamıştı. Aradan bu kadar kısa bir süre geçmesine rağmen, nasıl bir medya hokus pokusuyla iş AKP’ye karşı siyasetin dizayn edilmesine çevrildi? Tabii ki AKP Genel Başkanı’nın hem bu olayı, hem de MHP kasetlerini nasıl bir silah olarak kullandığını da unutmamak gerek.) Okumaya devam et

9 Yorum

Filed under Yazılar

Barcelona hala tek

Süpriz gerçekleşmedi ya da başka bir söyleyişle, süpriz bir sezon içerisinde iki kere gerçekleşmedi ve FC Barcelona bu kupa finalini kazandı. Bir sezona bir süpriz sığdı. Bu da Real Madrid’e nasip olmuştu. İspanya Kupası finalinde.

1899 yılında, İngilizlerin kurduğu klüp, yıllar sonra İngilizlerin elinden, İngiltere’de kupayı aldı. Atalarına ne kadar  kızsa haklıdır İngilizler. Futbolseverler de ne kadar minnet duysa o kadar iyi olacaktır. Man Utd’ın belki en büyük şanssızlığı karşısında Barcelona olmasıydı denilebilir. Yoksa, Man Utd’ın bu seviyede olması bile bir futbol mucizesi aslında. Bu yapıyla, Şampiyonlar Ligi’ni de kazanabilirlerdi ama kadrosuna bakıldığında bu seviyede olmaları çok büyük başarı. Futbolcuları alıp, yetiştirip, sürekli başa oynamak, başarıyı tesadüf olmaktan çıkartıp bir gelenek haline getirmek Ferguson’un büyük başarısı. Her sene çok iyi oyuncularını satmak, sattığı takımları eleyip finallerde olmak Ferguson için bir gelenek. Ne kadar üzgün şekilde bitirse de, aslında sadece bu maçın değil, futbolun kazananı o. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

Seçime doğru – parlamento dışı sağ

Politika konuşulurken genel olarak ayrım yapıldığında adet ilk ayrımı sağ ve sol arasında yapmaktır ki tarihsel olarak da işlevsel bir ayrımdır bu. Bundan sonra da ayrım sol üzerinde devam eder ve sağı blok olarak görme fikri öne çıkar. Bu ayrım önemlidir çünkü kişileri ve partileri anlamak ve kategorilendirmek gerekir. Fakat bu kategorilendirme sağ üzerinde pek yapılmaz. Sağ da kendisini çok anlatmadığı (daha doğrusu anlatacak donanıma sahip olmadığı) ve gücün toplandığı partilerde hep aynı isimleri görmemizden hareketle, gücün etrafında toplanmayı sevdiği/başardığı için bu kategorilendirme işi hep eksik bırakılır. Sağ ve sol ayrımı yeterli görülür.  Yine adettir ki; bu ilk ayrım yapıldıktan sonra, Türkiye’de solun ne kadar bölünmüş olduğunu söylemek gerekir.

Pratiğe bakarsak durumun pek de o şekilde olmadığını görürüz. 2011 seçimlerine toplam 13 parti giriyor. Bunları genel bir ayrıma tabi tutarsak şunu görüyoruz. Bu partilerin 10 tanesi kendisini sağda gören partiler, 3 tanesi de kendisini solda gören partiler. (Tabii ki son dönemde ortaya çıkan moda olan “Herkesi kucaklayan parti” sloganını bunun dışında bırakıyorum. Bu slogan, açıkça sağcı olduğunu söyleyemeyenlerin kullandığı bir slogan çünkü.) Okumaya devam et

9 Yorum

Filed under Yazılar

Doğa mücadelesi bu, Yaşamak ya da yaşamamak yani

Gölbaşı’nda ne oluyor biliyor musunuz? Ben Ankara’ya sokulmadıkları ilk gün oradaydım. Biraz biraz biliyorum. Dün de bir telefon konuşması yaptım, az da olsa oradan da haber aldım. Gerçi çok açık olan bir şey var: Birileri bizim bilmememizi istiyor. Gölbaşı’nda ne oluyor bilmeyelim istiyorlar, biz de öğrenmeyerek, onların yanına gidip imecelerine ortak olmayarak o “birilerinin” isteğine ortak oluyoruz.

Şimdi düşünün, 40 gün önce yola çıkmaya başladı kervanlar. Hedef Ankara’ydı. En uzak olanlar, yolu en zorlu olanlar 40 gün önce yola çıktı. Yakın olanlar da ona göre bir sürede yola çıktılar. Kimisi 19 Mayıs günü geldi Ankara’ya, kimisi 20 Mayıs günü. 21 Mayıs’ta da toplanıp yola çıkacaklardı, Ankara’da bir parka gelip, açıklama yapacaklardı. Büyük Anadolu Yürüyüşü, Ankara’da toplanacaktı. Ankaralılar da onları yolda karşılayacak, son kilometreleri birlikte yürüyeceklerdi. Olmadı, olamadı. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Fenerbahçe tek farkla Şampiyon!

Bana kalırsa, Trabzonspor şampiyonluğu Eskişehir’de kaybetti. Büyük takımların, her ne kadar Fenerbahçe çok yakın zamanda iki kere bunu yaşamış olsa da, iş bu düzeye geldiğinde ve karşılarında motivasyon kaynağı olmayan rakibi bulduklarında şampiyonluğu kaybetmeyeceğini düşünüyorum.

Maç başlamadan önce, Trabzonsporlu futbolcuların ve taraftarların şampiyonluğu uzak bir ihtimal olarak görmeleri yüksek ihtimalli bir durum. Bir kere maçlar başlamadan önce Fenerbahçe’nin şampiyon olması normal, kaybetmesi ise süpriz. Yanlış anlamaya yer vermeden şunu da söylemek lazım: Fenerbahçe bir önceki maçın ilk yarısını 3 penaltı ile geçirmiş ve rakip, kalecisi oyundan atılarak 10 kişi kalmış. Trabzonsporlular için bu bir olumsuz motivasyon kaynağıdır. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

Beşiktaş ligi gençlerle bitirdi

Ligin son maçı olmasına rağmen, kesinlikle gerçek futbolseverler için ilgi çekici bir maç bu. Gaziantep ile Bursaspor arasındaki ederi milyon liralar olan üçüncülük yarışını bir kenara bırakarak baktığımızda Beşiktaş’ın kadrosunu görürüz. İsmail Köybaşı (22), Necip Uysal (20), Onur Bayramoğlu (21), Rıdvan Şimşek (20) ve Atınç Nukan (18) ilk 11’de. Yabancılarını tatile göndermiş Beşiktaş. Toplamış gençleri gelmiş Antep’e. Yedeklerde durum daha da net. Rüştü’yü bir kenara bırakırsak, Cumali Bişi (18), Mertcan Demirer (18), Doğukan Pala (19), Oğuz Ceylan (21), Furkan Şeker (19) ve Volkan Ekici (20) yedekleri oluşturuyor. Bir kaç abi dışında tamamen gençler neredeyse. Bobo’yu, Hilbert’i de abi sayabileceğimiz bir kadro bu.

Bu yüzden heyecan verici ve ilgi çekici bir durum bu. Ne yapacaklar? Neler yapabilirler? Gelecek seneye kim kalır? Yoksa bir daha bu oyuncuları görmemiz için 365 gün geçmesi mi gerekir? Necip’in ve İsmail’in bir anlamda “yırttığı” kesin. Onur ve Rıdvan ise şu an tam ortada, Atınç ise ümit vaadediyor. Yedekleri açıkçası pek kimse bilmiyor. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Spor yazıları