Monthly Archives: Ağustos 2011

Kanun hükmünde kararname bir yumurta mıdır?

Yumurta dediysem, tavuktan gelen yumurtadan değil, marketlerde satılan süpriz yumurtalardan bahsediyorum. Hani şu alırsınız, içinden ne çıkacağı belli olmaz, çikolatasını yersiniz, yumurtayı açarsınız içinden maket araba çıkmış. Sonra öbürkünü açarsınız bu sefer de plastik bir dinazor çıkmış. Zaten güzelliği de burada. Hiçbiri birbirinin aynı değil ve de içinden ne çıkacağı belli değil. Adı üstünde zaten süpriz. İçinden çıkacak oyuncağa göre de sevinç vaadediyor. Güzelliği de burada!

Peki bu mantık ülke yönetiminde de güzel gelebilir mi insana? İçinden ne çıkacağı belli olmayan kararnamelerle, yasalarla yönetilmek de sevinç vaadediyor mu? Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Libya! Kaz gelecek yerden tavuğu esirgemeyen “gelişmiş” ülkeler

Libya’da olanlar malum. 42 yıllık despot bir yönetim NATO, isyancı, yağmacı ve aşırı dinci bir koalisyon tarafından yıkılıyor ve yerine yeni bir yönetim geçiyor. Tabii ki bu koalisyondan yeni bir yönetim çıkabilir mi, çıkarsa neye benzer gibi sorular henüz sorulmuyor. Önemli olan, Kaddafi yönetiminin değişmesi ve Libya’nın altında ve üstünde kartların yeniden dağıtılması. Sonra elbette imzalanan o anlaşmalara sadık kalacak yöneticiler bulunacaktır. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Beşiktaş turu hakemlerle hatırlamalı

İlk maçın sonunda yazdığım değerlendirme yazısında, “Alania’nın sert oynayan bir takım olduğu söyleniyordu ama Beşiktaş daha sert oynadı” yazacakken vazgeçmiştim. Alania’nın sert bir takım olduğunu görmek için deplasmana gitmek gerekiyormuş. Beşiktaş, ağır sahada dayak yiyerek bitirdi maçı denebilir. (İlk yarında Alania’lı oyuncular beş sarı kart gördü. Bu sürede Beşiktaş’ta da iki sarı kart vardı ama ikisi de sert oyuna gösterilen tepkiler sonucu oldu.) Alania’nın sindirme ve hemen golü bulma arzusu, Beşiktaşlı oyunculara darbeye dayalı ağrı olarak ve bol sarı kart olarak geri döndü. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

TFF ligi Play-Off ile küme düşürdü bile!

Bir hikaye vardır, çocuklukta anlatılan. Altın yumurtlayan tavuğun kesildiği hani. Tavuğun sahibi olan çiftçi, altın yumurtlayan tavuğu, daha fazla altına bir anda ulaşmak için keser. Tabii ki, tavuğun içi altın dolu değildir, tavuk ölür, ileride gelecek altınlar da gider…

Türkiye Süper Ligi, bir altın yumurtlayan tavuk değil. Başka ligleri izleme fırsatı olanlar için gümüş ya da bronz bile sayılmaz. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

Haftanın tortusu

* Bu haftanın aslında tek gündemi vardı: Savaş ve Barış  * Füze kalkanı Türkiye’ye yerleştiriliyor  * Beyoğlu’nda müzik dinlerken şarap içmek, Datça’da şiir yazarken şarap içmek Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Beşiktaş Avrupa’ya en doğudan başladı

Türkiye’de futbolun en temel problemlerinden bir tanesi rakibi analiz etmek ve bu analize göre rakibin gücüne uygun olarak oynamak olmalı. Böyle bir problemimiz olduğu için ve bu analizi yapamadığımız için de ezber cümlelerle konuşuyoruz kaçınılmaz olarak. “Rakibi hafife almamak gerek!” bu ezber cümlelerin en çok telaffuz edileni.

Beşiktaş da Alania maçına çıkarken bu sözü defalarca söyledi(k)! Rakip, Rusya’da ikinci lig’de oynuyor olabilirdi, adını çok büyük bir kesim ilk defa duymuş olabilirdi, hiçbir futbolcularını tanımıyor olabilirdik ama rakibi de hafife almamak gerekirdi!! Tamamen ezber analizler sonucunda ortaya çıkan bir sonuç! Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Spor yazıları

Savaşın çukurunu el birliğiyle büyütüyorlar!

Berbat bir gün ve gün dönümü. Yine ölen gençler ve 17 Ağustos 1999 depremi.. Ölecek olan gençlere yol açacak açıklamalar ve deprem konusunda Türkiye’nin durumu. Toparlarsak: Öldük, ölüyoruz ve ölmeye devam edeceğiz!!!

Deprem konusu bu yazının dışında kalıyor. Neden olası büyük depremlere karşı kimsenin kılını kıpırdatmadığı, kamu binalarının deprem yönetmelikleriyle ilişkileri falan… Hep bu yazının dışında. Bu yazının konusu savaş. Ve bir yok ihtimal olarak barış!

Ortada bir savaş var. Her geçen gün derinleşen bir savaş. Yeni ölümlerle, bombalamalarla, mayınlarla derinleşen bir savaş. Her patlayan silah, her patlayan bomba bir çukuru büyütüyor sanki. Savaşın çukurunu büyütüyor sanki. Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları