Monthly Archives: Kasım 2011

Beşiktaş İtalyan oyunu ile Trabzonspor’u geçti

Deplasman seyircisinin giremediği bir maç daha yaşandı. Zaten olan bir durumu tekrar yazmamın nedeni ise Trabzonsporlu taraftarlar ile Beşiktaşlı taraftarlar arasında o seyircisiz deplasman kararını yırtıp atan bir dayanışmanın gerçekleşmesi tabii ki. Beşiktaşlı taraftarlar maçtaydı. Trabzonsporlular ile içiçe izlediler maçı. Son dakikaları gayet sert ve sinirli geçen bir maçta oldu bunlar. İnsanca birlikte izlenen bir maçta herhangi bir tatsızlık çıktığına dair haber de yok. Demek ki, siz seyircileri ayrı yerlere kapatmaz, insan muamelesi yaparsanız her şey gayet iyi olabiliyormuş. Okumaya devam et

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

Zorunlu, bedelli ve vicdani…

Bu yazının yayına girmesinden çok kısa bir süre sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uzun zamandır toplumun önemli bir bölümünün beklediği bedelli askerlik üzerine açıklamalarda bulunacak ve kaç yaşından büyüklerin, bedelli askerlik hakkını elde edeceği gibi, konuya dair en önemli sorunun yanıtını verecek. Bu sorunun yanıtı belli olunca, bedelli askerlik yapma “şansını” elde edenler için yeni sorular ortaya çıkacak. Onların en önemlisi de herhalde “Bu bedeli nasıl ödeyeceğiz?” Şimdilik, zorunlu askerlik için harcanacak süresinin bir ayından daha fazlasını, devletten satın alınmasının bedelinin ne kadar olacağı belli değil. Belli olan bir konu var ki, yaşı uygun olan herkes, bedelli askerliğe gitmek için kendi koşullarını zorlayacak.

Bedelli askerliğin yaşı ve bedeli konuşulurken, başka bir kavram daha yüksek sesle dillendirilerek kamuoyunun dolaşımına girdi. Vicdani Ret! Uygar ülkelerin hepsinde, tanınan bu hak, Türkiye’nin uluslararası hukuka uyma zorunluluğu sayesinde gündeme geldi. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Galatasaray istediğini aldı

Maç öncesinde, maçtan önce, konuşulması gereken çok önemli başka bir konu var. Deplasmana gelen takımın seyircisinin maça girememesi durumu. Takımlar, oturup düşünmüşler ve demişler ki, bizim müşterimiz başka takıma para kazandırmasın. Sadece biz yolabilelim onları. Ve ortaya böyle bir berbat karar çıkmış. İnanılır gibi değil. İlk defa, top sağ tarafa gittiğinde (televizyonda), orada başka bir renk ya da boş tribün görmedim. Beşiktaşlı gördüm ve üzüldüm. Çünkü belki maçta Galatasaraylılar olsaydı, Galatasaray böyle oynamazdı, maç böyle olmazdı.

Nasıl oldu maç? İkinci yarının neredeyse tamamında, nokta dakika olarak Sabri’nin sakatlanıp çıktığı dakikayı gösterebilirim, Galatasaray 0-0 olan skoru korumaya çalıştı. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

Medyanın “ö” hali (1)

Hem çoktandır yaşanan; hem de belli bir seviyeyi geçtiğinde kafalara “dank” ettiren bir durumdu medyanın hal değiştirmesi. Artık o belli seviyeyi geçtiğimiz için şimdi kafalara dank ediyor. Fakat kaçınılmazdı bir yandan baktığımızda da. Çünkü bu durum çoktandır hem özel olarak hem de genel olarak iki koldan başlamıştı ve yaşanıyordu. Sadece sonuca ulaşmasını bekleniyordu. Ulaştı. Medya hal değiştirdi.

Kollardan bir tanesini şöyle anlatmak gerekli. Kuvvetler ayrılığının klasik tanımının yanına, medyanın da dördüncü kuvvet olarak eklenmesi içinde bulunduğumuz dönemin olgusu değil. Medyanın etkileyici gücü, kamuoyu üzerinde kurduğu hakimiyet de yeni değil. Bunun yanında Türkiye’nin içinden geçtiği süreç ise kısmen daha yeni. Nedir bu? Bir hakim gücün, kuvvetler ayrılığı ilkesinde belirtilen tüm yapılara hakim olma çabası ve olması! Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Deprem enkazından çıkan kentsel dönüşüm rantı

23 Ekim’de Van’da gerçekleşen deprem Türkiye’nin deprem konusundaki durumunu da tekrar ve tekrar gözler önüne serdi. Sivil toplum oraya ulaşıncaya kadar, ikinci güne denk geliyor bu süre, deprem bölgesinde gerçekleşmesi gereken arama ve kurtarma işlemi başarısız oldu. Zaten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bunu “ilk gün başarısız olduk” şeklinde dile getirdi. İlk günlerde bölgeden gelen haberlerin ağırlıklı bir bölümü hiç yardım gitmeyen, kimsenin ilgilenmediği köylerdi. Sonra yavaş yavaş toplum devleti bir kenara itti ve yardım tırlarının direksiyonuna kendisi geçti. Belki de devleti de enkaz altından çıkardı.

Enkaz altından başka konular da çıktı. Bu konuların en önemlisi ise rant. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları