Monthly Archives: Kasım 2014

Çaldağı’nda kusursuz katliam

Ekran Resmi 2014-11-17 14.40.10Manisa’ya bağlı Turgutlu ilçesinde bulunan Çaldağı’nın sekiz senelik kabusu tekrar gündeme geldi. Aslında genel olarak Manisa ve ilçelerinin doğasına karşı gerçekleşen savaş ise hiç gündemden düşmüyor. Nasıl bir konum almaysa bu, Manisa’nın ilçelerinin toprağın üstünde sundukları ve bozulmadan ilerlendiğinde de yüzlerce yıl sunabilecekleri yetmiyor. Toprağın altına değer veriliyor ve yeryüzünü altüst ediş, doğal olarak yaşamın da altüst edilmesini getiriyor. Zaten havası çok kirli, nefes almanın çok zor olduğu bir kent ve çevre ilçelerinde yaşam iyiden iyiyce yok oluyor.

Çaldağı’nın sekiz senelik kabusu nikel madeni. Geçtiğimiz günlerde Çaldağı Nikel Madeni projesinin çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu onaylandı. Böylece madene doğru bir adım daha atılmış oldu. 1970’lerde bulunan büyük rezerv sonrasında toprak altında kalması ekonomik olarak daha uygun bulunan nikel, gerekli ekonomik koşulların oluşmasıyla birlikte ve şirketlerin, hatta prenslerin (İngiltere Prensi Charles, son Türkiye ziyaretinde Çaldağı’nı da ziyaret etti.) baskılarıyla çıkarılmak isteniyor. İşte bu isteğin gerçeğe dönüşme süresi bu sekiz yıl. Fakat Çaldağı ve Çaldağı’nın bulunduğu Gediz Havzası hem bölge için, hem de Türkiye için çok önemli bir yer. Nikel diye bir element bilinmeden önce de yaşamı besliyordu; Çaldağı’nda yerin altında nikel bittiğinde yerin üstünde bir yaşam kalırsa o zaman da beslemeye devam edecek. Okumaya devam et

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Küresel Yeşil mücadele

Ekran Resmi 2014-11-12 14.10.43Yırca’da Kolin adlı şirketin çevreden toplayıp üniforma giydirdiği insanlarla birlikte köylülere saldırarak 85 yıllık 6000 zeytin ağacını kesmesinden sonra internette bir fotoğraf dolaşıma girdi. Fotoğraf gerçekten çok etkileyiciydi. Başında beyaz bir tülbent, üzerinde ise kırmızı bir hırka olan köylü kadın, dalları çevresine düşmüş bir zeytin ağacının gövdesine sarılıp, ağacı koruyamadığı için acı çekiyordu. Belki çocuklarına vermediği ilgiyi verdiği ağacın zarar görmesine üzülüyordu. Arkasında da üniformalı kişiler kadına bakıyorlardı. Belli ki o ağacı o hale getirenler ve kadına bu acıyı tattıranlar arkadakilerdi. Fakat Yırca’daki katliamdan sonra hızla yayılan bu fotoğraf Yırca’dan değildi. 2010 yılında İsrail’de çekilmişti. Tamamen 2014 Yırcasını anlatan bir fotoğraf olduğu için sahiplenildi, paylaşıldı. Demek ki ortada bir benzerlik var. Olanlar benzer, olanlara karşı mağdurların tepkileri benzer, olanların insanlarda oluşturduğu his benzer. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Kente karşı işlediğimiz en büyük suç: Kenti sadece insanın sanmak

Türkiye’de topyekûn bütün ülke ve toplum bir saldırı altında. Kır ya da kent fark etmiyor. Kırı da kentleştiren bir saldırı çünkü bu. Yaşanan hem çok somut bir saldırı, hem de düşünsel alanda da kendini gösteren soyut bir saldırı. Birbirlerini de besliyor bu ikisi. Saldırının nedeni aslında zihinlerimize girmiş ve temel paradigma olarak kendisini kabul ettirmiş bir düşünce. Sorgulanamaz ve hatta sorgulanması teklif dahi edilemez bu düşünceyi iki kavramla adlandırmak mümkün: Büyüme ve yayılma. Her yeri sarmış durumda sonsuz büyüme ve yayılma isteği. Büyüyebildiğin kadar büyü, yayılabildiğin kadar yayın sloganıyla yola devam eden şehirlerimizin artık ucu bucağı belli değil ve kimsenin de belli olmasına yönelik bir çabası ve isteği yok. Çünkü büyüme ve yayılma uygarlıkla, gelişmeyle kendisini eşleştirmiş durumda. Saldırı da burada kendini gösteriyor. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Politus yazıları

Soma, Yırca, Ermenek: Madende ölmemek için zeytin dalına tutunmak*

Ekran Resmi 2014-11-07 17.18.36Ermenek’te meydana gelen katliamdan sonra gelenekselleşmiş ilk gün ziyaretini yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu, kendisinin de o bölgenin bir insanı olduğunu, o bölgenin sıkıntılarını bildiğini ifade ettikten sonra Toroslar’da yaşanan işsizliğe, orada ekmek parası kazanmanın zorluğuna değinen ve madenlerin o bölgede işsizliğe çare olarak görülebileceği anlamına gelen cümlelerle konuşmasını sürdürmüştü.

Soma’da meydana gelen katliamdan sonra pek bilinmeyen, belki de merak edilmeyen, bir gerçek ortaya çıktı. Soma, sadece kendi ilçesinin değil, çevredeki ilçelerin de gelir kapısı haline gelmiş bir ilçeydi. Soma’da açılan madenlerin çukuru sadece Soma’dan değil, bir çok çevre ilçeden de madenciyi içine çekip, üzerlerine kapanmıştı. Bu ilçelerden bir tanesi olan Kınık’a, Kütahya’ya ya da olayın merkezi Soma’ya öldürülen madencilerin köylerine gidildiğinde benzer cümleler duyuluyordu. Hepsinin altında da aynı anlam vardı. Madene gidenlerin başka çareleri yoktu ve borçları vardı. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları