Garipoğlu, Üzmez, CB, EG, HY, NM, ST, VS …

Bir çok isim… Bu isimlerin tek ortak noktası, onlarla ilgili verilen haberlerde bazı kelimelerin aynı olması. Mesela çocuk, mesela mahkeme, mesela ceza…

Aslına bakılırsa ilk iki isim, medyanın çok üzerinde durduğu ve neredeyse en ince ayrıntısına kadar önümüze serdiği olayların failleri. Şiddetin pornografisini yaparcasına ayrıntılara inen, sanki mağdurdan yanaymış gibi yapıp mağduriyeti kâra çevirmeye çalışan yayınların nesneleri. Cem Garipoğlu bir cinayetin sanığıyken, Hüseyin Üzmez ise bir taciz davasının 13 yılla ceza almış hükümlüsü durumunda. 8 yıllık bir hapis cezasının sonucunda serbest kalacak. “Garipoğlu, Üzmez, CB, EG, HY, NM, ST, VS …” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

İlkel referandumla demokrasicilik oyunu

Bilindiği ve son günlerde yoğun olarak konuşulduğu gibi Ankara’nın Bahçelievler semtinde bir referandum gerçekleşecek. Referandumun öne çıkan konusu ise 7. Cadde olarak bilinen ve bir caddeden çok çevresiyle bir bölgeyi kapsayan alanda içki içilip içilmeyeceği. Aslında buradan daha bu işin acayiplikleri başlıyor. Çünkü 7. Cadde zaten her türlü mekânın bulunduğu ve tüm Ankaralılar için çekim merkezi olan bir bölge. O zaman aslında soru “Burada içkiyi yasaklayalım mı?” oluyor fakat bu gizleniyor. Sanki yeni kurulmuş bir yerde bir karar alınacakmış, kurulu düzen bozulmayacakmış gibi… Zaten var olan bir durumun da insanlara sorulması da; sanki bu halinden daha farklı (daha alkole yönelik) bir konuma geçecekmiş gibi bir hava yaratıyor. Halk, özellikle de gürültüden rahatsız olmaları beklenen yaşlı kesim korkutuluyor. “İlkel referandumla demokrasicilik oyunu” öğesini okumaya devam et

Eco, Topbaş ve Sel: Ah şu İtalyanlar..

Dünyaca ünlü İtalyan yazar ve düşünür Umberto Eco’nun, Silvio Berlusconi ve Berlusconi özelinden İtalya’daki basın özgürlüğünü tartıştığı bir yazısı geçenlerde Radikal Gazetesi’nde çıktı. (Radikal, 7 Eylül) Eco, yazısında “Tarih kişisel güç ve çıkarları peşinde koşarken parlamento ve anayasaları hiçe sayan, dalkavuklarını kayıran, kendi arzularını toplumun iyiliğineymiş gibi sunan, karizmatik ve maceracı adamlarla dolu. Ama bu adamlar her zaman istedikleri güce ulaşamaz, çünkü toplum onlara geçit vermez. Eğer toplum ona izin verdiyse, şimdi neden iktidara gelmesine engel olmayan toplumu değil de bu adamı suçluyoruz?” diyor ve ekliyor, “İtalya’nın sorunu (Başbakan) Silvio Berlusconi değil. Asıl suçlanması gereken bu adama geçit vermeye devam eden İtalyanlar. Bir anlamda ‘işine bakan’ Berlusconi’ye kızmak anlamsız. İtalyanların büyük çoğunluğu çıkar çatışmalarını, yasadışı grupların cesaretlendirilmesini ve Berlusconi’yi dokunulmaz yapan yasayı kabul etti. “Eco, Topbaş ve Sel: Ah şu İtalyanlar..” öğesini okumaya devam et

Zafer Haftası açıklaması ve yaşam hakkı

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “Zafer Haftası” nedeniyle 25 Ağustos’ta bir açıklama yaptı. (Açıklamanın tümü için http://www.tsk.tr internet adresine bakılabilir.) Açıklamanın genel olarak yapıldığı konu üstüne olması beklenirken, çok basın açıklaması ve basına açık toplantı yapmasından, kendisi de dâhil, herkesin şikâyet ettiği İlker Başbuğ, bu açıklamayı gündeme yönelik mesajlar bütününe dönüştürmüş. “Zafer Haftası açıklaması ve yaşam hakkı” öğesini okumaya devam et