2017’de Başkent’te #AsbestliÖlümeHayır

Ankara’da tarihi bir havagazı fabrikası var. Şehrin ortasında ve tarihi bir yapı. Tam da böyle olduğu için “tabii ki” yıkılmak isteniyor. Ankara’da bu ikisine sahip olan bir yapının ayakta kalma şansı yok. Artık müştereklerin bu şekilde yağmalanmasına ve kentin yaşanabilir bir yer olmaktan çıkmasına o kadar alıştık ki, kimsenin umrunda bile olmuyor bu tip durumlar. Kavaklıdere’de, Ayrancı’da belki de Ankara’nın tek güzel şeyi olan eski binalar yerlerine yenileri gelene kadar yıkılıp otopark olarak kullanılıyor. Bu artık kanıksanmış bir durum. Dediğim gibi kimsenin umrunda değil ve bu yapılar sırayla hafızalardan siliniyor. Kentin yaşanabilir bir halde olmaması ve kaldırımların dahi her metrekaresinin yağmalanması artık Ankara’da bir olgu.

Bu olguyu bir tarafa koyup havagazı fabrikasına geri dönersek; elimizde yıllardır kullanılmayan şehrin ortasında bir endüstriyel bina var. Hem şehrin ortasında hem de eski bir fabrika olması dolayısıyla çok özen gösterilmesi gerekirken, normal bir yapı gibi bir anda yıkmaya başladılar burayı. En ufak bir bilimsel çalışmaya önem vermeden, yapılan uyarıları da “İdeolojik” bularak yaptılar bunu. Bunun sonucu ne olabilir? Tabii ki ülkenin başkentinde kitlesel bir zehirlenme ve kitlesel bir hastalanma tehlikesi ortaya çıkar. Çünkü ortada yıkılan binanın niteliği ve yaşı düşünüldüğünde ortaya çıkan büyük bir asbest tehlikesi var. Bölgeden alınan numunelerde “yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildiğini” bildiriliyor. Bu bilimsel verilerin illa bir olumsuz sonuca ulaşması gerekmiyor fakat bunun araştırılması, araştırılması için de yaşama değer veren ve bilimden korkmayan bir yönetimin olması gerekiyor. Yıkımın gerçekleştirdiği yer başlı başına bir yaşam merkezi. Bunun dışında bahsettiğimiz madde rüzgarla yayılabilen bir madde. Bölgenin hemen yanı Sıhhiye. Adı üzerinde sağlık merkezi. Hastaneler arasında kaybolduğunuz bir alan. Biraz ilerisi Kızılay. Ankara’nın kalbi. Milyonlarca insanın hergün bulunduğu yerler bunlar. İnsanın durup “Müşterekleri yıkıp yağmalıyorsunuz, bari hasta etmeyin, öldürmeyin.” diyesi geliyor. Çünkü tehlike büyük.Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bu konuda “Bunlar her zaman olduğu gibi ideolojik davranıyorlar. Biz oradaki asbestli bölümün yıkımı için alınacak tüm önlemleri aldık. Asbestli bölümün söküm işlemlerini, uzman firma bu konudaki lisanslı elemanlarıyla gerçekleştiriyor” diyor. En başa dönersek Ankara Havagazı Fabrikası, Ankara’nın bir müştereği. Bunun yıkılması, geçmişteki tüm örneklerde olduğu gibi bir binaya, bir alışveriş merkezine ya da anlamsız bir yere dönüşmesi (Bu anlamsızlık konusunda Ankara her zaman sınırları zorlayacak bir yapıya sahiptir!) neredeyse kesin. Bu başlı başına bir problem. Fakat bunun yanına bir de asbest tehlikesi ve alınmayan önlemler geliyor.

Bir ihtimal daha var tabi. İzmir’de de bir havagazı fabrikası vardı. Alsancak’a, Kordon’a yürüyerek 7-8 dakikalık bir mesafedeydi. Yani rant açısından oldukça karlı bir yerdeydi. Orada yükselen bir bina alıcı bulurdu ama orası İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilip İzmirlilerin kullanımına açıldı. Sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor, bilimsel toplantılara ev sahipliği yapıyor. Kısacası bu da mümkün yani. Fakat bu ihtimal orada dururken ve bir gerçek olarak İzmir’de yaşanırken, şimdi bir yağmurda Ankara’ya hastalık yağacak.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s