[Yerelin Seçimine Doğru] Vizyon: Nasıl bir belediye ve başkanı?

Yerel seçimlerin yapılmasına artık beş aydan kısa bir süre kaldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girmesi ile önemi azalan TBMM’nin gündemi işgal edememesiyle de birleşince artık gündemimiz iyiden iyiye yerel seçim ve bu seçimdeki ittifaklar. “Kim kiminle ne karşılığında ittifak yaparsa nereleri alır?” sorusu etrafında dönüyor TV programları ve köşe yazıları. Evet, yerel seçimin çok büyük bir bölümü bununla alakalı. İttifaklar, doğum yerleri, izinler, alışverişler… Fakat, bu üzerine spekülasyon yapması zevkli bir konu olsa da aslında bu tip yazıların değil; haberlerin konusu olmalı. 

Bu yazı ise yerel seçimin diğer bölümüne odaklanmayı hedefliyor. Nasıl bir belediye? Nasıl bir belediye başkanı? Bu iki soruya da verdiğim tek kelimelik ortak yanıt üzerinden ilerlemeye çalışalım.  Okumaya devam et

10 Ekim! Gülümsemenin öldürüldüğü tarih…

Her zamanki aceleci tavrımla davranarak evden erken çıkıp Gar’a doğru yola koyulsaydım; o korkunç ortamın daha yakından tanığı olacaktım; belki de olayın içinde kalacaktım. Fakat o gün geç çıktım; bir sebepten de biraz yolumu uzatınca yolda duydum patlamayı. “Gar’da bir patlama olmuş. Yaralılar varmış.” Ses duymamıştım. Ankara’da patlamaların sesi duyulur. Ankara insana böyle bir tecrübe kazandırdı. O an ses duymamıştım. Ses duymadığım için, ya ufak bir patlama ya da seyyar satıcıların birinin tüpü falan diye düşünmüştüm.

Patlama haberini duyduğumda tam olarak Kocatepe Cami’nin oradaydım. Yani Ankara için tepe sayılabilecek bir noktada. Gar ise daha çukurda kalıyordu. İnmeye başladım. İndikçe Twitter’dan gelen haberler daha kötüleşiyordu. “1 kişi hayatını kaybetmiş, 3 yaralı varmış!” Kızılay’a geldiğimde işin ciddiyeti ortaya çıkmaya başlamıştı. Okumaya devam et

Popülizm dalgası entegrasyonun kalesine dayandı

İsveç Seçimleri dün tamamlandı. Ortaya çıkan sonuçları değerlendirmeden önce, sonra söylenmesi gerekeni başta söyleyelim: Yine aynı senaryo. Yine popülist sağı sandık oyunuyla yenmeye çalışan ve böylece o “büyük felaketi” öteleyen bir tablo ile karşı karşıyayız. Popülist sağ tüm Avrupa’da büyüyor; artık iş geldi İsveç’e, Avrupa’nın uyum konusunda en ılımlı ülkesine dayandı. Kale, düştü düşer.

Okumaya devam et

Seçimin dijital galibi İYİ Parti

Sabah kalktınız, hala akşam gördüğünüz rüyanın etkisindesiniz… Son zamanlardaki siyasi angajmanları sizi kendisinden uzaklaştırsa da İbrahim Tatlıses’in bir şarkısı dilinize takıldı. Sözlerinin birazını hatırlıyorsunuz ve kalanını dinlemek istediniz… Ya da ev arkadaşınızla bulaşık kavgası yapmaktan artık sıkıldınız ve kendinize kalacak yer arıyorsunuz. Artık bunların hepsinin yolunun internette tek adresten geçtiğini biliyorsunuz. Google’a girdiniz. Rüyada güneş görmek yazdınız. İbrahim Tatlıses yazdınız. Boş oda yazdınız. Hepsinde en üstte aynı reklam çıktı. http://www.iyiparti.org.tr Her aramaya yönelik esprili bir dille hazırlanmış cümlesiyle beraber partinin internet sitesinin adresi. Artık sizde o gün birbirinden bağımsız gibi görünen binlerce insan ile birlikte aradığınız bir kelime sayesinde son dönemin en çok ses getiren dijital siyasal pazarlama/propaganda kampanyasının içerisindesiniz. Okumaya devam et

Gazeteler satmıyor, televizyonlardan haber izlenmiyor… Peki ya sosyal medya seçim kazandırabilir mi? #TAMAM

Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ve Genel Seçimin ani bir kararla erkene alınması iktidardan daha çok muhalefeti hazırlıksız yakaladı. Doğan Medya Grubu’nun satışı ile başlayan sürece baktığımızda iktidarın zaten yaklaşmakta olan bir seçime yönelik elini güçlendirici hazırlıklar yaptığı görünüyordu. Şu anda da el değiştiren ve önceden teslim olan kanalların muhalefetin adaylarına ayırdıkları süreleri alt alta sıralayınca bu hazırlığın, kendileri açısından, ne derece başarılı bir şekilde hayata geçirildiğini anlayabiliyoruz.

Adaysız, slogansız, programsız ve her şeyden önemlisi kendini anlatacak araçlardan yoksun muhalefet kısa bir süre içerisinde bu eksikleri gidermeye çalıştı. Kısmen de başarılı oldu. Hala bu yönde çalışmalar devam ediyor. Görseller değişiyor; yeni araçlar ortaya çıkıyor; mitingler yapılıyor ve adayların üzerine örtülmek istenen görünmezlik örtüsü bir şekilde yırtılmaya çalışılıyor. Fakat bir taraftan da tüm gücüne rağmen iktidarın da kafaca seçime hazır olmadığı ortada… Şimdiye kadar en büyük gücü hitabeti ve konuşmaları olan AKP Genel Başkanı arka arkaya büyük hatalar yaptı. Bunlardan bir tanesi de Türkiye’de sosyal medya tarihine geçebilecek bir kampanyaya dönüştü. Erdoğan yaptığı konuşmada “Milletimiz tamam derse kenara çekiliriz” dedi ve millet bu talebe ses verdi. Okumaya devam et

Seçimler yaklaşırken siyasal propaganda

images.jpgSam Amca’nın “Sizi istiyorum” diyen görüntüsü, Goebbels’in propaganda makinası, Sovyetler’in hala güncelliğini koruyan afişleri, Demokrat Parti’nin “Yeter Söz Milletindir” diyen eli, Karaoğlan’ın dağlara yazılan “Toprak işleyenin, su kullananın” sloganı, Mitterand’ın “Sakin Güç”ü, bir magazin figüründen neredeyse siyasi başarı çıkartacak olan Cem Uzan’ın kampanyası ve Obama’nın hem müziği hem de dansı değiştiren sosyal medya kampanyası…
 
Bunlar insanları bir konuya ikna etmek, bir konuda yüreklendirmek ya da fikirlerini değiştirmek için kullanılan başarılı propaganda örneklerinden sadece bir kaçı. Seçim hakkının olduğu ilk andan itibaren ortaya çıkan ve yine seçim hakkı var olduğu sürece de yeni yeni örneklerle genişleyecek olan bir alan siyasal propaganda. Tabii ki iyi örnekler genişlerken, kötü örnekler de artacak. Birileri kazanacak, birileri kaybedecek. Bazen de bu örnekler başarılı olduğu için insanlık kaybedecek. Fakat siyasal propaganda hep oldu ve hep olacak. Sadece biçim, araç ve platform değiştirecek.

Okumaya devam et

Sosyal medya seçim kazandırabilir mi Cambridge Analytica’ya göre EVET!

16539_sosyal-medya-secim-kazandirabilir-miBilim kurgu filmlerinin klişelerindendir… Bir laboratuvarda çalışan bilim insanı sonunda bir “şey” keşfeder. Bu keşfettiği şey insanlığın kaderini değiştirebilecek öneme sahiptir. Bilim insanımız çalışma notlarını aldığı defterine buluşunu anlattıktan sonra bir not düşer: Bu kötü niyetli insanların eline geçerse insanlığı yok edebilecek bir buluş! Ve tabii ki hikayenin devamında bu buluş kötü niyetli insanların eline düşer.

Magazinel olarak gündemimize giren Cambridge Analytica ve Facebook arasındaki 50 milyon hesap haberi de aslında bu bilim kurgu filminin bir sahnesi. Evet sadece bir sahnesi ve önemli bir sahnesi de değil. Okumaya devam et