Adalet Yürüyüşü

Adalet Yürüyüşü, 14 Haziran 2017’de Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapis cezası almasından sonra başladı. Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan bir haber gerekçe gösterilerek verildi bu ceza. Yani mahkeme kararına göre haber doğru kabul edildi ama haberin yapılmasının “casusluk” faaliyeti olarak görüldü ve ceza verildi. Buraya kadar her şey zaten gazetelerde, televizyonlarda defalarca yazıldı, adaleetsöylendi. İşin ilginç yanı bu haberin yalan olduğu devletin en üst makamları tarafından defalarca dile getirilmişti. Mahkeme kararı iftira ya da delil oluşturmaktan gelmedi. Doğrudan casusluktan geldi ve böylece haberin içeriğine yönelik en önemli kanıt oluşmuş oldu. Yani bir şekilde haber mahkeme kararınca doğrulanmış oldu. (Enis Berberoğlu’nun bu cendereden kurtulmasının formülü de sanırım bu doğrulamadan geçiyor. Doğrulamayı ortadan kaldıran bir mahkeme kararı ile Berberoğlu özgürlüğüne kavuşacak.) Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Aşırı sağı sandık politikasıyla yenmek

mac“Votez escroc, pas facho!” Fransızca bu slogan 2002 yılının Fransa Başkanlık Seçimleri’nin ikinci turunda Fransızların çevresinde birleştiği slogandı. Türkçeye “Faşiste değil; hırsıza oy ver!”  olarak çevrilen sloganın arkasından Fransız seçmenin %82’si gitti. Faşist yerine hırsızı seçip Cumhurbaşkanı yaptılar. Yani Jean-Marie Le Pen’i %18’de bırakıp yerine Jacques Chirac’ı %82 oyla Cumhurbaşkanı seçtiler.

Jacques Chirac çoktan emekli oldu hatta partisi de 2017 yılında 2002’deki gibi ikinci tura kalmayı dahi başaramadı; fakat Jean-Marie Le Pen’in fikriyatı giderek büyüyor ve partisi Milliyetçi Cephe’yi bıraktığı kızı Marine Le Pen, 2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde ikinci turda, üstelik merkez sağ ve merkez solun daha ilk turda elendiği bir ikinci turda, oylarını 2002’nin iki katına çıkarmayı başardı. 2002 kadar sert olmasa da yine tüm partiler Milliyetçi Cephe’ye karşı birleşti. Kazanan En Marche hareketi lideri Emmanuel Macron oldu. Bu sefer partilerin üzerinde birleştikleri fikir Macron’un bir rakip olduğu fakat Le Pen’in bir Cumhuriyet düşmanı olduğuydu.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

2017’de Başkent’te #AsbestliÖlümeHayır

Ankara’da tarihi bir havagazı fabrikası var. Şehrin ortasında ve tarihi bir yapı. Tam da böyle olduğu için “tabii ki” yıkılmak isteniyor. Ankara’da bu ikisine sahip olan bir yapının ayakta kalma şansı yok. Artık müştereklerin bu şekilde yağmalanmasına ve kentin yaşanabilir bir yer olmaktan çıkmasına o kadar alıştık ki, kimsenin umrunda bile olmuyor bu tip durumlar. Kavaklıdere’de, Ayrancı’da belki de Ankara’nın tek güzel şeyi olan eski binalar yerlerine yenileri gelene kadar yıkılıp otopark olarak kullanılıyor. Bu artık kanıksanmış bir durum. Dediğim gibi kimsenin umrunda değil ve bu yapılar sırayla hafızalardan siliniyor. Kentin yaşanabilir bir halde olmaması ve kaldırımların dahi her metrekaresinin yağmalanması artık Ankara’da bir olgu.

Bu olguyu bir tarafa koyup havagazı fabrikasına geri dönersek; elimizde yıllardır kullanılmayan şehrin ortasında bir endüstriyel bina var. Hem şehrin ortasında hem de eski bir fabrika olması dolayısıyla çok özen gösterilmesi gerekirken, normal bir yapı gibi bir anda yıkmaya başladılar burayı. En ufak bir bilimsel çalışmaya önem vermeden, yapılan uyarıları da “İdeolojik” bularak yaptılar bunu. Bunun sonucu ne olabilir? Tabii ki ülkenin başkentinde kitlesel bir zehirlenme ve kitlesel bir hastalanma tehlikesi ortaya çıkar. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Trump’ın Başkanlığı, Türkiye’nin referandumu

Dünya üzerinde başkanlık ile yönetilen ülkeler denildiğinde akla gelen ilk ülke genellikle Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bu hem ABD’nin Dünya gündemini işgali hem de kendi gündemini de diğer ülkelere iyi “satabilmesi” ile mümkün oluyor. Siz öyle düşünmeseniz de bir anda ABD, sizden biri oluveriyor ya da kendi ülke yönetiminizin aldığı kararlardan sonra sizi en çok etkileyen kararlar ABD’li yöneticilerin aldıkları kararlar oluveriyor. Bu yüzden de Donald Trump’ın başkanlığa giden yolu, bu yolda ağzından çıkanlar, başkanlığı ve sonrasında yaptıkları da tüm Dünya’yı olduğu gibi bizi de ilgilendiriyor.

Fakat Trump’ın bu sürecini benzerlerinden ayıran, diğerlerinden özel kılan durum ABD’nin başkan seçim süreci ile Türkiye’nin başkanlık gündeminin zamansal olarak örtüşmesi oldu. Başkan nedir? Nasıl bir şeydir? Ne yapar gibi sorulara elle tutulur yanıtlar veremeyenler hemen ABD’den kopya çekti.

İnternette bir görsel dolaşıyor. Görenler olmuştur. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre ilk 10 ve son 10 sıradaki ülkelerin listelendiği bir görsel bu. Buna göre ilk onda 9 ülke parlamenter demokrasi ile yönetilirken, son 10 ülkenin tamamı ya yarı başkanlık ya da başkanlık ile yönetiliyor. İlk 10’da yer alıp, parlamenter demokrasi ile yönetilmeyen tek ülke de ABD. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Kömür madenlerinden, Yeşil Başkent’e

egc_logo_update-without-city-name-237x300Bir şehir düşünün, sanayi devrimiyle kaderi değişsin, bir ailenin öncülüğünde kömür ve demir çelik endüstrisinin merkezlerinden bir tanesi olsun. Sadece kendi ülkesinden değil, tüm kıtadan insanlar o kente çalışmaya gelsinler. Büyüsün. Daha sonra kömür ve bitsin. Kent küçülsün, adı eskisi kadar anılmasın, bırakın kıtadan insanların çalışmaya gelmesini, kendi insanına bile iş bulamaz hale gelsin. Elinizde karar verme yetkisi olsa ne yapardınız? Böylece bırakır mıydınız? Yeni yollar mı arardınız? Yoksa yine kıtaya örnek olmaya mı çalışırdınız?

Bahsettiğimiz kent Essen! Essen kenti, Almanya’nın Batı sınırına yakın, hafif de kuzeye doğru konumlanan bir kent. Wikipedia bilgisine göre kent, Almanya’nın Kuzey-Ren Vestfalya eyâletine bağlı, bu eyâletin dördüncü, ülkenin dokuzuncu büyük şehri. Nüfusu 600.000 civarında. Essen’in tarihine baktığımızda bir zamanlar Almanya’nın beşinci büyük şehri olmuş. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Yüzünü Batı’ya dönmüş kesimleri temsil etmek

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal koşullar ne kadar sağlıklı anket yapmaya izin veriyor çok bilemiyorum. İnsanların işlerine ve özgürlüklerine pamuk ipliği ile bağlı olduğu günlerden geçiyoruz. Tüm bunlara rağmen işini yapmaya devam eden araştırma şirketleri de var. Bu şirketlerin yaptıkları araştırmalardan bir tanesi yeni yayınlandı. Konu Avrupa Birliği…

diken.com.tr ‘nin haberine göre anket ve sonuçları şu şekilde: “Habertürk ile ANDY-AR Araştırma’nın birlikte hazırladığı anket, 15-17 Kasım tarihleri arasında 26 ilde rastgele seçilen bin 516 kişiyle yapıldı.

* Katılımcıların yüzde 47,4’ü, AB-Türkiye müzakerelerinin durdurulmasını olumsuz bulurken, yüzde 44,3’ü olumlu karşılıyor.

* AKP’li seçmenin yüzde 58,6’sı, MHP’li seçmenin de yüzde 54,2’si bu durumu olumlu karşılıyor, CHP’lilerin yüzde 75,5’i, HDP’lilerin 81,9’u olumsuz karşılıyor.

* 35-44 yaş grubunun yüzde 53.9’u, 25-34 yaş grubunun da yüzde 48.2’si müzakerelerin durmasını olumlu karşılıyor, 44-54 yaş arasındakilerin yüzde 50,9, 55 yaş üstündekilerin de yüzde 54,1’i olumsuz karşılıyor.

* Kadınların yüzde 50,9’u olumsuz karşılıyor, erkeklerin de yüzde 49,7’si olumlu karşılıyor.

* Anketi cevaplayanların yüzde 75,3’ü, Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını, yüzde 19,9’u da uzaklaşmadığını düşünüyor.

* CHP’lilerin yüzde 88’i, MHP’lilerin yüzde 79,6’sı, HDP’lilerin yüzde 78,7’si ve AKP’lilerin 70.3’ü Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını ifade ediyor.” Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Trump’ın galibiyetini açıklamaya çalışmak

160302005451-trump-and-hillary-exlarge-169Türkiye için 9 Kasım sabahına gelinceye kadar, 2016 Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçimleri’ni Hillary Clinton’ın kazanacağından çoğu kişinin kuşkusu yoktu. Hem anketlerin seyri, hem diğer rakibin Donald Trump olması, hem de Demokratik Parti’nin oylarını bölüp, Cumhuriyetçi adayı öne çıkartabilecek bir üçüncü adayın olmaması gibi sebepler olası kuşkuları ortadan kaldırıyordu. Kimi yorumculara göre Clinton’un seçimi tarihi bir farkla kazanma ihtimali ile, Donald Trump’ın seçimi kıl payı kazanma ihtimali aynı oranda olasıydı. Yani tahminlerin merkezi Clinton’dan yana kaymıştı. Fakat ABD 8 Kasım’a uyurken, Türkiye 9 Kasım’a uyanırken ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump oluverdi. Trump’ın gerekli delege sayısına ulaşmasından sonra toplam oyda Clinton rakibini geçmiş olsa da tüm temsili demokrasilerde olduğu gibi bu sonuç da bir “enteresanlık” olarak kaldı sadece.

Peki bu nasıl oldu? Trump açısından gelen bu zaferi açıklamaya çalışırsak neler söyleyebiliriz? Benim elimde üzerinde durmaya değer gördüğüm üç neden var. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları