Etiket arşivi: Kürtaj

Sonunda savaş da çıkartıyorlar

İyimser ve kötümser iki kişi arasında geçen hayali bir konuşma vardır. Özetle şu şekildedir:

Kötümser dermiş ki: “Ah ah! İşler bundan daha kötü olamaz artık!”

İyimser cevaplarmış onu: “Olabilir! Olabilir! Herşey daha da kötü olabilir! Umudunu yitirme!”

Hikayenin geçtiği yeri Türkiye yapalım. Açın TV’leri aynı bu konuşmadakine benzer bir iyimserlik göreceksiniz. Olabilecek her türlü olumsuzluğu sırayla yaşıyoruz. Biri bitmeden öteki başlıyor. Tüm olup bitenlere rağmen yine de birileri bize gayet mutlu bir yüzle “Her şey daha iyiye gidiyor, umudunuzu yitirmeyin!” diyebiliyor. Bizim olanları bu şekilde değerlendirmemizin nedeni kötümserliğimizmiş gibi, işin sonunda bir de bize fatura çıkartıyorlar. “Ah şu kötümserler olmasa! Şu iyi gidişi göremiyorlar!” Okumaya devam et

Türkiye’ye diktatörlük sezaryen ile mi geldi?

Son dönemde iyiden iyiye freni boşalmış bir kamyon halini aldı hükümet. Arka arkaya söylenen sözlerin niteliği, sürekli gündem değiştirme çalışmaları ve bunda da dikiş tutturamamaları, artık bu kamyonun çok da kontrol altında olmadığını gösteriyor. Uludere Katliamı’nın üzerini örtmek için ortaya atılan kürtaj ve sezaryen tartışmaları; oradan gelen yoğun tepki ile Türk Hava Yolları çalışanlarının grevinin ortaya çıkardığı etkiyi göğüslemek için Çamlıca Tepesi’ne yapılacak olan cami tartışmaları, gazetecilerin çıkan, takılan tasmaları, milliyetçi kanada göz kırpan BDP açıklamaları… Arada gelen zamlar, artık pek haberlere konu olmayan tutuklama dalgaları ve Suriye’ye yönelik hamleler… Bir de tabii ki hukuk üzerinde yapılanlar var. Avukatların haklarının kısıtlanması, hatta davaların avukatsızlaştırılması…

Kontrolü kaybettiği oranda da gözü kararıyor hükümetin. Belki gözden kaçmış olabilecek bir olay bunun çok net bir kanıtı. Yeni Şafak adlı gazetede yazan Ali Akel, Uludere Katliamı ile ilgili yazdığı bir yazıda özetle “Özür açıklanmaz, özür dilenir!” dediği için kovuldu. Okumaya devam et

Katliam, Uludere, sezaryen ve kürtaj

Uludere’de (Roboski) 34 tane sivilin uçaklar tarafından bombalanarak öldürülmesi, hükümeti şimdiye kadar hiç görmediğimiz şekilde ne yapacağını bilemez bir hale soktu. İlk önce işin üstü kapatılmaya çalışıldı, medya susturuldu. Yalanlama gelinceye kadar olayın ne olduğunu duyurmaktan korktu gazeteciler. Sonra yaşananlar yalanlandı ama kimse yalan olan konuyu bilmediği için saçma sapan bir ortam oluştu. “Öğrenemediğimiz durum, yalanmış yani aslında olmamış” dendi. İlk defa korkudan ne olduğunu söylemeden, ne olmadığını söyledi medya.

Aradan zaman geçti, olay kabul edildi. Soruşturmalar açıldı, araştırmalar içerisinde unutturulmaya çalışıldı. Unutturulmaya çalışılan, günlerce soruşturulan olay aslında çok da karışık bir durum da değildi. Görüntüler geliyor, birileri görüntüleri izliyor, sonra da uçaklar gidip bombalıyor. Üç eylem var, bu üç eylemi yapan da büyük ihtimalle iki özne var. Görüntüleri gönderenler bir özne, izleyip, uçakları gönderenler de ikinci özne. Okumaya devam et