Alex tek başına savaşıyor

Fenerbahçe için lig bu maçla başladı denebilir. Geçen hafta, Kadıköy’de ve seyircisiz olarak başlayan lig, Fenerbahçe’nin önümüzdeki maçlarda karşılaşabileceklerinin neredeyse hiçbirini sunmadı, göstermedi. Tabii ki cezayı anlamsızlaştıran taraftar desteği hariç… Rakibin lige yeni çıkması da, önemli oyuncularını kaybeden Fernerbahçe’nin dişli rakiplerle nasıl mücadele edeceğini göstermedi.

Bu sezon esas maçları deplasmanda yapacak sarı lacivertliler. Deplasmanda Fenerbahçe’ye gösterilecek tepkiler, maçların sinir seviyesi sezonun geleceğini de belirleyecek. Ligi bu halde başlatarak, takımların üzerindeki şaibeyi kaldırmayarak (ceza vererek de olabilir, aklayarak da) ligi başlatanlar, bu durumun sorumlusu. Her geçen gün de bu sorumlulukları büyüyor. Yanlış kararlar, yanlış kararları izliyor. Karar almayacağız diyenler, karar almış gibi uygulamalarda bulunuyor ama kararı söylemiyorlar. İşin kötüsü sürekli de fikirlerini değiştiriyorlar. Mesela çok temel bir soru var. Madem kararlar, ligin sonunda verilecekti (birara da iddianame çıkınca vereceklerdi) neden ligler bir hafta geç başladı?

Lige başlayamayan, Şampiyonlar Ligi’ne gidemeyen ama “sen suçlusuz cezan da bu” denilmeyen bir Fenerbahçe için her deplasman sinir harbi şeklinde geçecektir. Tabii burada başka bir konu da var ki, taraftarlar organize olmayan bir şekilde tepki gösterdiler, bu “garip” duruma. Geçen hafta dolabilecek tek stadyumda da maç seyircisiz oynanca, boş tribünler önünde oynandı maçlar. (Bu maçta da spikerlerin anlatımına göre, başlama vuruşu yapılacağı sırada, kapılar açıldı ve dışarıda bekleyen insanlar içeri alındı) Bu hafta Göztepe-Karşıyaka maçının kaç tane lig maçının toplamından kalabalık olacağını göreceğiz. Kimse üzerinde soru işaretleri olan bir lig için kılını kıpırdatma taraftarı değil. Onları da “şikecilik” üzerinden kırdırmanın anlamı hiç ama hiç yok. Fakat bununla birlikte, maçlarda böyle tezahuratların yapılmasını ve lehte ya da aleyhte pankartların içeri alınmasını yasaklayan kararı ise ikiyüzlü  buluyorum. Biz temmuz ayının başından beri, sürekli olanı değil, olabilecekleri yazan, söyledikleri ve yazdıkları doğru çıkmayınca yüzleri kızarmayan insanlar gördük. Onlar “medya” ya da “yetkili” oldukları için istediklerini söyleyebilecekler, onların doldurduğu taraftarlara ceza! İşte bu ikiyüzlülüktür. Fenerbahçe ya da başka adı geçen bir takım için olanı değil, sürekli olabilecek olanı yazanlar ve arkası boş tepkilerin de doğmasını sağlayanlara ceza olmayacak mı? Onlar sayesinde gerçek teşvik ve şike olayları da kaynadı gitti. Suçları daha da büyük!

Maça gelirsek, goller dışında zevk vermeyen bir karşılaşmaydı. ilk 20 dakikada Alex’in biraz hareketlenmesiyle Fenerbahçe pozisyon bulsa da, maçın ilk tehlikeli atağını Gaziantepspor buldu. Bu dakikada enteresan bir durum oldu. Alex itirazdan sarı kart gördü. Fenerbahçe maçlarında böyle kartları görebiliriz. Çünkü, “şike şaibesi, hakemleri etkileyebilir” düşüncesi Fenerbahçeli futbolcularda her zaman olacaktır. Adaletsizliği baştan sabitlersek, sonra adil kararlar bile illa ki birilerine adaletsiz gelecektir. Gelmeye başladı bile. Bir de üstüne ilk yarım saatte karşılıklı iki penaltı verilmeyince ve mümkün olabilecek, penaltı pozisyonlarından ayrı, iki kırmızı kart çıkmayınca işler iyice karıştı denilebilir.

Dakikalar 30’a yaklaşırken, Fenerbahçe sezonun ilk golünü yedi. Baraj önde mi değil mi tartışmaları yürürken, hatalı bir baraj ile serbest vuruştan gol geldi. Olcan, bu hatayı olabilecek en iyi şekilde değerlendirdi. Vurduğu noktadan neredeyse tüm kale önünde açıktı. Aynı açıklığı Antep kalesi önünde bulan Alex de altı dakika sonra beraberliği getirdi. Alex’in hakemle kavga eder, sinirli görüntüsü büyük oranda da takımını ateşliyor. Zaten bu ateş de olmasa bu sezon Fenerbahçe’nin kadrosu için hiç kolay geçmeyebilir.

İkinci yarı başında da Alex yine o ateşi sahaya düşürdü ve kullandığı kornerde dönen topu çizgiye yakın bir yerden gol yaptı. Bu sezon onun sezonu olacak. Belki de tarihe geçecek bir performans izleyebiliriz bundan sonrasında da. Alex üçüncü gol şansını penaltıyı direğe vurdurarak kaçırdı fakat ondan önce biraz da penaltı hakkında konuşmak gerek. İlk yarı iki tane net penaltının verilmediği maçta, böyle bir penaltının verilmesi doğru olmadı. Bu kadar hassas zamanlarda, daha dikkatli olmak gerekmez mi?

İkinci yarı itibariyle ortaya daha net olarak çıktı ki Gaziantepspor’un, Fenerbahçe’yi çok zorlayacak gücü yoktu. Olcan’ın ve Wagner’in ikinci yarıda sahada olmaması ve Cenk Tosun’un çok etkisiz olması ile bu durum netleşti. Böyle olunca da orta sahada oynanan ve arada Fenerbahçe’nin ataklarıyla geçti ikinci golden sonrası. Bu arada olan ataklardan 80. dakikada olanında ise Ziegler’in ortasında Bienvenu golü buldu. Yeni transferler de, golle tanışmış oldu.

Sonuç olarak tek bir oyuncunun, bir maçın çehresini nasıl değiştirebileceğine örnek bir maç izledik. Alex, Fenerbahçe’de kadroda olmasaydı, tarihe geçebilecek sıkıcılıkta bir maç izleyebilirdik. İki takım da iyi oyunun çok uzağındaydı. Bu hem Gaziantepspor için, hem de Fenerbahçe için şaşırtıcı bir durum.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s