Etiket arşivi: Uludere

Katliam, Uludere, sezaryen ve kürtaj

Uludere’de (Roboski) 34 tane sivilin uçaklar tarafından bombalanarak öldürülmesi, hükümeti şimdiye kadar hiç görmediğimiz şekilde ne yapacağını bilemez bir hale soktu. İlk önce işin üstü kapatılmaya çalışıldı, medya susturuldu. Yalanlama gelinceye kadar olayın ne olduğunu duyurmaktan korktu gazeteciler. Sonra yaşananlar yalanlandı ama kimse yalan olan konuyu bilmediği için saçma sapan bir ortam oluştu. “Öğrenemediğimiz durum, yalanmış yani aslında olmamış” dendi. İlk defa korkudan ne olduğunu söylemeden, ne olmadığını söyledi medya.

Aradan zaman geçti, olay kabul edildi. Soruşturmalar açıldı, araştırmalar içerisinde unutturulmaya çalışıldı. Unutturulmaya çalışılan, günlerce soruşturulan olay aslında çok da karışık bir durum da değildi. Görüntüler geliyor, birileri görüntüleri izliyor, sonra da uçaklar gidip bombalıyor. Üç eylem var, bu üç eylemi yapan da büyük ihtimalle iki özne var. Görüntüleri gönderenler bir özne, izleyip, uçakları gönderenler de ikinci özne. Okumaya devam et

Beşiktaş iki attı, çok kaçırdı

Hava soğuk, tribünler dolu değil, rakip ligin dördüncüsü, Beşiktaş’ın iki puan altında yani güçlü, Beşiktaş ligin ilk yarısında oynanan karşılaşmayı kaybetmiş, Eskişehirspor’da teknik direktör değişikliği olmuş ve en başarılı yerli teknik direktörlerden bir tanesi takımın başına geçmiş. Bu şekilde bakıldığında, Beşiktaş için ikinci yarıya başlamak adına olabilecek en zor rakiplerden biri Eskişehirspor. Bunların üzerine de, İstiklal Marşı çalınırken stadyumu kaplayan sis.

Maç başlamadan önce bir soru: Uludere’de öldürülen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için neden saygı duruşunda bulunulmadı? Devlet öldürdüğü için mi?

Gerçi bu tip soruların ne önemi var bilmiyorum. Ya da bir önemi var mı? Mesela şu ligin başlama tarihi ile transfer döneminin başlamasının tarihi arasındaki uyuşmazlık hakkında da sorular sorulabilir. Bir işe yarar mı? Okumaya devam et

Medyanın “ö” hali-2: Bugün medya öldü

Devam yazıları, genellikle iki yazı arasında çok boşluk bırakmadan yazılıyor. Böyle yazılmasının nedeni de, tahmin ettiğim kadarıyla okuyanların ilk yazı ne anlatıyordu, ne diyordu diye düşünmesini engellemek. Bu soruların yanıtlarının hemen akla gelmesini sağlamak.

Böyle olunca da 15 Kasım’da yazdığım “Medyanın “ö” hali (1)” yazısının bir anlamı kalmıyor. Fakat bu yazıyı devam ettirmek için bundan daha anlamlı bir gün, bugün yaşadıklarımızdan da daha anlamlı örnekler bulmak mümkün olmadığı için, devam etmek gerekli. Okumaya devam et