Medyanın “ö” hali-2: Bugün medya öldü

Devam yazıları, genellikle iki yazı arasında çok boşluk bırakmadan yazılıyor. Böyle yazılmasının nedeni de, tahmin ettiğim kadarıyla okuyanların ilk yazı ne anlatıyordu, ne diyordu diye düşünmesini engellemek. Bu soruların yanıtlarının hemen akla gelmesini sağlamak.

Böyle olunca da 15 Kasım’da yazdığım “Medyanın “ö” hali (1)” yazısının bir anlamı kalmıyor. Fakat bu yazıyı devam ettirmek için bundan daha anlamlı bir gün, bugün yaşadıklarımızdan da daha anlamlı örnekler bulmak mümkün olmadığı için, devam etmek gerekli.

15 Kasım’daki yazı şöyle bitiyordu: “İşte medyanın yeni hali bu. Kendisine bağımsız sosu dökenin de, muhalif sosu dökenin de hali bu. Yandaş halden, “Ö” haline, Özdeş haline geçtiler ve tüm ülkenin, milyonlar insanın gerçekle olan ilişkisini yamultmak üzerine çalışıyorlar.”

Peki bugün ne oldu da bu kadar anlamlı bir örneğe sahip olduk?

Bildiğiniz gibi demek isterdim, ama bu yazının konusuyla çelişeceği için diyemiyorum, çünkü bilinmemesi için her şey yapıldı, bugün Türkiye’de bir katliam yaşandı. En az 35 kişi öldü. 15 kişinin kayıp olduğu söyleniyor. Bu kadar kişi, kaçakçılık yaparken, İnsansız Hava Araçları tarafından farkediliyor ve kimdir, nedir denilmeden havadan bombalanıyor. 30 yaşının altında, çoğu kaçakçılıktan gelen parayı üniversiteye hazırlık dersanelerine veren insanlar ölenler. Yani ordunun, kendi yurttaşlarını, “yanlışlıkla” öldürdüğü bir gün bugün. Ve eminim ki bundan ülkenin çok büyük bir kesiminin haberi dahi yok! Olanların da büyük bölümünün gerçekle olan ilişkisi yamultulmuş olduğu için, bildikleri ya gerçek değil, ya da çarptırılmış.

İşte medyanın özdeş olduğu bir ülkede yaşanan bir katliam böyle haber olmuyor ve haber oluyor! İki durum da incelenmeli çünkü iki durum da acıklı.

Haber olmuyor! Şırnak’ta 35 sivilin kendi ülkesinin hava kuvvetleri tarafından bombalanması bugün saat 12.00’ye kadar bu ülkenin ana akım medyasında yoktu! Böyle bir olay olmalıştı. “İddia bile edilmiyor”du bu durum. Çünkü bir gazetecilik kalmamıştı! Bir durum gerçek mi, değil mi araştırmak yoktu. Resmi kurumlardan gelen açıklamalar üzeri bir kaç magazin haberi gazeteci olmak için yetiyor ve artıyor.

Sonra birden Uludere’de bir şeyler olduğunu söylemeye başlado medya. Ne oldu da saat 12.00’den sonra haber olmaya başladı bu katliam? Saat 11.45’te Genelkurmay Başkanlığı açıklama yaptı. Özdeş medyamız o zaman uyandı duruma. Utanmadan, Genelkurmay’ın açıklamalarını “Flaş” diye verdiler. Açıklamalar “Flaş”tı fakat medya neye açıklama getirildiğini hiç “alıcısına” sunmadan nasıl böyle bir haber yapabilir ki? Düşünün TV’nin karşısında bir kişi, haber başlıyor, spiker “Uludere konusunda Genelkurmay açıklama yaptı, orada sivil yerleşim yok dedi!” diye bir haber okuyor. Ne anlar bu kişi? Bir şey anlamaz tabii ki.

(Burada not düşelim, örneğin Yeşil Gazete’de haber 08.36’da yayındaydı! Alternatif medya, yeni medya artık adına ne dersek diyelim izleyicilerine gerçeği hızlıca sundu. Olay yerinden görüntüler daha ana akım medya daha yüzünü yıkamamışken insanlar tarafından izleniyordu!)

Haber olmaya başladıktan sonra özdeş medyanın yamultma işlevi devreye girdi. Haber yapmak için yalanlamayı bekleyecek kadar gerçek işlevinden kopmuş medya, olan biteni bambaşka şekilde vermeye başladı. Mesela yaptıkları yeni haber binasıyla övünen bir zamanların haber kanalı haberi şöyle duyurdu: “Şırnak sınırındaki olay!” Bu öyle geçiştirilebilecek bir tanım değil. Açın yandaş medyayı 2 Temmuz civarı. Hep “Sivas Olayları” ibaresiyle karşılaşırsınız. Katliamı, olaylaştırmak yandaş medyanın, özdeş medyaya hediye ettiği bir davranıştır çünkü. Ya da, büyük bir kanalın ana haber sunucusu, olayın tüm ayrıntıları ortaya çıkmışken, “Bu olay çok karışık sivil mi, değil mi belli değil!” diyebildi. Medyanın yalanını kendisine gerçek olarak almak zorunda olan insanlar için ne kadar acı bir çarpıtma!

Haberlerde de durum böyleydi. İlk önce asgari ücrete yapılan zam haberi, sonra doğalgaz ile ilgili bir haber, bir de işte bir yerlerde birileri ölmüş ama onlar da kaçakçıymış! Resmi açıklamalar şöyle, böyle….

Bugün bize gösterdi ki, 29 Aralık 2011 tarihi Uludere’de yaşanan katliamda ölenlerin yanısıra medyanın da ölüm tarihidir. Medya artık bitmiştir. Hiçbir haberine inanılmayacak, gazetecilik reflekslerini kaybetmiş (burada Radikal’den Serkan Ocak ve Akşam’dan Serdar Akinan’ın Uludere’ye doğru yola çıktığını da belirtmek gerek) bir haldedir medya. Hükümetin işine gelmeyeni, hükümetle arasından su sızmayan kurumların işine gelmeyeni, onlardan izin almadan haberleştiremeyecek bir durumdadır. Artık yüzümüzü bu ana akım medyadan çevirmeliyiz. Özdeş medyadan da ölmüş medyadan da kurtulmalıyız.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s