Belediye İzmirlilerle dalga geçiyor

Aslında bu yazının başlığı ve konusu farklı olacaktı. Yazımın başlığı olarak “Aziz in Wonderland”’i seçmiştim ve konusu da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ve onun başkanının fantastik projeleri olacaktı. İzmir, belki İzmirliler için bir “harikalar diyarı” olamadı ve hatta İzmirlilerin kâbusu olmuş durumda ama hiç olmazsa bir kişi için hayallerde de olsa İzmir güzel olacaktı. Kocaoğlu bize “Mutluluğun resmini yapacaktı!” Neler olacaktı neler. İzmir’de denize girilecek, metrobüsler çalışacak, Körfez’de yat limanı kurulacak (bu iyi ki olmayacak hayallerden aslında), tramvaylar üç yerde halkı taşıyacak ve belki de en korkuncu İzmir’den gökdelenler yükselecek (Bu da ne yazık ki belki de tek gerçekleşecek hayal). Aziz Kocaoğlu’nun 15 Aralık günü Radikal Gazetesi’ne verdiği mülakattan ilk önce okuyalım:

“Karşıyaka’dan Denize Girilecek: Dokuz Eylül Üniversitesi, Mart 2010’da İzmir Körfezi’nin tüm zemin etütlerini çalışmalarını, sismik araştırmalarını bitiriyor. Kurvaziyer yat limanının nerede yapılacağına, sirkülasyon kanalı yapmamız gerektiği konusundaki kararımızı bilimsel çalışmaların sonucuna göre vereceğiz. Bilinmezliğin giderilmesi gerekiyor. Körfezin bugüne kadar ayakta kalmasının nedeni körfezdeki su sirkülâsyonudur. Körfezin güneyinde ciddi bir su sirkülâsyonu var ancak bunu kuzeyde eski Gediz yatağı engelliyor. Buraya bir kanal yapılırsa sirkülasyon kendini tamamlayacak. 22 günde bir körfez suyunu yenileyecek. Bu hem suyun temizlenmesine, hem canlılığın artmasına, hem de denize girilmeyi sağlayacak. Konak, Karşıyaka, Alsancak’tan denize girilecek.

Metrobüs Geliyor: Metro, belediyeyi devraldığımızda 11 kilometreydi. Biz bunu 100 kilometreye çıkarıyoruz. 90 kilometre raylı sistem projesi devam ediyor. 80 kilometresi 2010 Haziran’ında bitecek. Metro kuzey güney aksını, metrobüs ise doğu batı aksını bağlayacak. Bunlar bittiği zaman ulaşımda çok büyük bir yol alacağız. Ayrıca yeni arterler açıyoruz. Üç tramvay hattı planlıyoruz. 2014’e kadar bunları gerçekleştirince 2030 yılına kadar kentte toplu ulaşımı halledeceğiz. Ulaşım master planımız, nâzım imar planımız yapıldı ve bitti.

Kent merkezindeki 550 hektarlık Liman Arkası’nı gökdelenler bölgesi olarak planlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi bu projeyle 10 milyar dolarlık gayrimenkul yatırımı bekliyor.” (Radikal)

Bunlar hayaller. Belediye başkanının ve belediyenin İzmirlinin önüne attığı hayaller. Dediğim gibi bir tek, İzmir’e ihanet olarak algılanabilecek olan gökdelenler seçeneği hayata geçecek. Ama tabii ki o da söylenen 10 milyar dolarlık gelirle falan olmayacak. Yerel iktidar ile ulusal iktidar arasında bir çekişmeye sahne olacağı kesin fakat ne gelir kalır İzmirliye orası belli değil.

Aslında durum başka… Belediye ve başkanı bizimle (İzmirlilerle) dalga geçiyor. Karşıyaka’dan denize girilecekmiş. Şu olacakmış, bu olacakmış. Aslında mülakatın bir bölümünü de buraya alıntılamadım. O bölümde belediye başkanı, şimdiye kadarki vaatlerinin neden gerçekleşmediğini anlatıyordu. (Kopenhag’da açılan bir pankart aklıma geldi, “politikacılar konuşur, liderler uygular.”) Ne demiş mesela? Belediyeyi devraldığımızda (5 yıl kadar önce yani) metro, 11 kilometreydi. Peki şimdi ne kadar? 11 kilometre! 2010 yılı sonunda ne kadar olacak? 11 kilometre. Yapılacağı söylenen, biteceği söylenen metroların vagonları 28 ay sonra teslim edilecek. Ekim ayında yapılan anlaşmaya göre bu böyle. Yani 2 yıldan fazla var. O zaman şunu sorabiliriz açıkça: 2011 yılı sonunda kaç kilometre olacak metro? 11! Tabii bu zamana kadar, metronun Hatay’dan geçen bölümünün tünelleri çökmezse. Çökebilir de. O zaman önerim çöken yerlerin suyla doldurulmasıdır. Venedik gibi olur İzmir! Hem suya da girilebilir. Zaten yollar çamur içinde. Şifalı çamur turizmi de başlayabilir. 2012’de vagonu gelecek olan bir metroyu 2006’da bitireceğiz diye yola çıkmış bir kent için çok da uzak bir hayal olmasa gerek.

Bir proje daha var. Metrobüs. İzmir Belediyesi ve onun başkanı gidip İstanbul Belediyesi ve onun başkanıyla konuşsun. İstanbul’da bu araçtan memnun olan, bu aracın gerekli ve getirdiği yararın, zararından fazla olduğunu söyleyebilecek kaç kişi var? Herkes pişman bundan ama şehrimizin hayali, metrobüs. İyi ki, bu işlerin olmayacağından neredeyse eminiz. Ya bir de dediğini yapan bir belediye olsaydı İzmir’de?

İzmir’in yereliyle biraz ilgilenen biri, Gediz Bölgesi’nde var olduğu söylenen bir “şeyin” Körfez’in temizliğini engellediğini defalarca duymuştur. Aynı kişi, yine duymuştur ki o “şey” her ne ise daha önce yıkılmıştı. Hatta şimdiki başkandan önceki yönetim zamanında gerçekleşen Körfez temizliğinin nedeni de onun yıkılması gösterilmişti. Demek ki, temizleyecek kadar yıkmışlar ama denize girilebilecek kadar yıkmamışlar. Yine karşımıza aynı “şey” çıkıyor ve bu sefer bir kanalla aşmayı hedef olarak koyuyoruz önümüze. Herkes biliyor ki, bu da olmayacak. Olsun, 1 metre bile metro bitirilmemiş, toplu taşıma (ki yazının yazılmasına sebeptir) yönünde fazladan bir adım atılmamış, aynı yol bir ay içinde 4 kere kazılıp, 4 kere kapanmış ama biz denize gireceğiz Körfez’den.

Hem de, kurvaziyer yatların arasından ve Körfez’in bittiği yerde yükselen gökdelenlerin aynalı camlarında kendimizi izleye izleye. Ama hele bir şu, Karşıyaka’daki atık çamurdan doğan kokuyu halletsin belediye de. Nasıl yapacak? Neyi yapmış da yapacak? Belli mi? Değil! Bir kentin en güzel ve en ellenmemiş, yapılaşmaya açık bölgesi neden gökdelenlerle doldurulmak istenir? Yanıtı çok açık değil mi? Bunu planlayan bir belediye başkanının kafasında ne vardır? Kente ve yaşama bakışı nedir? Ya da, bir başka büyük partiden aday kişi seçilseydi, sosyal demokrat olmakla övünenlerin bu icraatından farklı ne yapabilirdi? E nerde kaldı sosyal demokratlık? Sosyal bir proje mi bu? Hayır! Demokratik bir yolla mı belirlendi bu kulelerin oralara dikim kararı? Hayır! Ama %56 oy aldık denebilir. Fakat o oylar siz oraya laik kuleler dikersiniz, AKP gelirse dinci kuleler diker diye verilmiş olabilir ancak.

Alın bir haber daha, seçimde oylar nasıl alındı temalı, sosyal ve demokrat belediyeden ve onun başkanından. Bu kişi, seçimden öncesinde çıktı ve dedi ki; “Belediye bursları kesilirse, ben öğrenci ücretlerini 10 kuruşa düşüreceğim.” O zaman ücret 60 kuruştu. Burslar kesildi, seçim gerçekleşti. Ücretler 90 kuruş oldu. İzmir, dindar zam yerine laik zammı tercih etti ve 1 vaat ederken 9 ile karşılaştı. Üniversitelerin ücretsiz ringleri de ücretli hale getirildi bu arada. İzmir’de seçime giren bir platform olan “Birlikte Başarabiliriz”, bu zamlara dava açtı ve kazandı. Ücretler ya da zammın yapılış şekli hukuka aykırı bulundu. Bugün (27 Aralık) gazetesini alıp otobüslere binenler iki sürprizle karşılaştılar. İlk sürpriz, ücretler düşmüştü.1.35 tl ve 67 kr. Güzel diyerek yerine oturdu o kişiler ve gazetelerini açtılar. Gördükleri haberin anlamı şuydu: “Belediye İzmirlilerle Dalga Geçiyor!”. Hukukun arkasından laik laik (sürekli bir laik kelimesi geçiyor yazıda, çünkü yerel seçimlerde başka bir özellik yoktu ortaya koyulan.) dolanmanın bir örneğini bize gösteren belediyemiz, indirimi sadece 1–2 gün ile sınırlı tutmayı seçmiş ve zam haberini, indirim haberine iliştirmişti.

“Buna göre 1.5 TL’lik tam biniş ücreti bugün bir günlüğüne 1.35 TL’ye çekilecek. Yarın yürürlüğe girecek yeni tarifeye göre ise tam binişler 1.55 TL’ye çıkacak. Böylece İzmirliler’in mahkemenin yürütmeyi durdurma kararıyla ulaşım ücretlerinde yapılmasını beklediği indirim 5 kuruşluk zam olarak geri dönecek. Yeni tarifeyle ayrıca, havalimanı seferlerinin ücreti 3 liradan 3.10 kuruşa çıkarılacak.

Öte yandan, daha önce 90 kuruşa otobüse binen öğrenci ve öğretmenlerin biniş ücretleri ise bugün bir günlüğüne 67 kuruşa düşecek. Yarın ise, öğrenci ve öğretmen biniş ücreti 85 kuruşa çıkarılacak.” (Yeni Asır)

İzmir’in durumu şu anda tam olarak bu aslında… Gerçekler ve hayaller arasında bir kent. Belediye kendi mahallesine hizmet yapmasın diye çırpınan bir halk, kötü şartlarda kullanmak zorunda olduğu ulaşıma, 7 ay uygulanan haksız zammın 1 günlük diyetinin ödendiği ve arkasından daha da fazla olarak kendisine yansıdığı bir halk, bitmeyen projeler. Bir yandan da de hayaller. Tam da aslında “ekmek bulamazlarsa, pasta yesinler” diyen Marie-Antoinette zihniyeti bu. Pahalı ve gelmeyen, geldiğinde de dolu gelen otobüslerle ulaşamıyor musunuz? O zaman kurvaziyer yatınızın güvertesinden Körfez’in serin sularına atlayın ve o şekilde gidin gökdelendeki çalışma ofisinize. Sosyal demokrat belediyeniz, onların belediyesi çünkü!

28.12.2009

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s