Haftanın tortusu

* Jaguar’lı öğrenciler köşkte, diğerleri kapıda. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üniversite öğrencilerinin taleplerini dinlemek için Ankara’da bulunan 11 üniversitenin temsilcileriyle görüştü. Öğrenci temsilcilerinin, Cumhurbaşkanı ile görüştüğü sırada, bu görüşmenin gerçekleşmesine vesile olan öğrenciler de Cumhurbaşkanı ile görüşmek istedikleri için yürütülmüyorlardı. İlginç bir an oldu, Cumhurbaşkanı onlarla da görüşecekti. 5 öğrenci kendi aralarında para toplayıp kısa bir mesafe uzakta olan Köşk’e gittiler ama Cumhurbaşkanı ile görüşemediler. 5 kişinin aralarında para toplayıp ulaştıkları yerde, görüşme kontenjanını Jaguarlı öğrenci temsilcileri dolduruyordu. Artık, ne konuştularsa içerde bilemeyeceğiz ama bir değişiklik olmadı henüz üniversitelerde. Ne bir kapalı otopark, ne de jakuzili öğrenci yurtları…

* Başkaldıran gençler, ODTÜ’den ayrılamadı. Son dönemlerin en renkli ve iyi düşünülmüş öğrenci eylemini görmüş olduk. Suntalardan bir kalkan yapmıştı öğrenciler. İki sıra. Bir sırada tek tek BAŞKALDIRIYORUZ yazıyordu, diğer sırada ise ne mesaj verilmek istenmişse. Marx da oradaydı, kozmosu delen A da oradaydı, öğrencilerin istekleri de. Öğrencilerin amaçları çok da uzak olmayan AKP Genel Merkezi’ne yürümekti ama ODTÜ’nün kapısından ayrılamadılar. Polis çok sert müdahale etti. Sadece SHOW TV’nin muhabirinin maruz kaldığı polis şiddeti bile (ki şans eseri başına geldi bunlar) olayı açıklamaya yeter de artar bile. Öğrenciler ne bir yere saldırmak isteğiyle yola çıktılar, ne de ceplerinde yumurta vardı. Tek istedikleri hükümetteki partinin genel merkezine yürümekti. Ona bile izin verilmedi. İlerde bugünleri anlamak ve hatırlamak için bu bilgiler önemli olacaktır.

* Yepyeni bir sanat eleştirmenimiz oldu, ilk eleştirisi de sert oldu: Ucube! Başbakan Kars’a gitti. Orada bir heykel gördü ve fikrini açıkladı: “Hasan Harakani’nin türbesinin yanına bir ucube koymuşlar, garip bir şey dikmişler.” Başbakan’ın ucube olarak nitelediği heykelin ismi: “İnsanlık Anıtı”. Başbakan neden gördüğü bir heykele “Ucube” der? Ya da neden bir belediye başkanı “Tükürürüm böyle sanatın içine?” demişti? (Bu arada iki heykelin de Mehmet Aksoy’un olması ayrı bir tesadüf!) Akla başka bir soru daha geliyor: Son dönemde AKP’nin yönetimde olduğu şehirlerde toplam kaç heykel dikilmiştir? Bir de son olarak Ertuğrul Günay’a değinmek gerek. Görüntülerin olduğu, yazılı kayıtların olduğu bir olayı olmamış gibi göstermek, iyi niyetli bir girişim olabilir. Günay’ın kendi düşüncesini yansıtması da olabilir ama eskiden Akif Beki’nin üstlendiği görevi, şimdilerde Akif Beki’nin yerine görevde olanlar yapmalı. Bakan da kendi fikrini Başbakan’ı karşısına almak pahasına söyleyebilmeli. İleri demokrasinin bir gereği değil mi bu?

* En kapsamlı serbest bırakma dalgalarından birini yaşadık. Herhalde artık “Rahşan Affı” olarak nitelendirilen affın yerine ağızlara sakız olacak bir serbest bırakma olayımız oldu. (Fazla iyi niyetli mi oldu? Bunun üstüne gidebilecek bir medyamız var mı acaba?) Tabii hemen tartışma alevlendi. Kimse serbest bırakmaları sahiplenemedi. Sahiplenmek istemedi. Kamuoyu da ikiye bölündü. Bir bölümü olayın hükümetin yaptıkları sonucu olduğunu yazar ve söylerken; diğer bölüm olayın yargının yapmadıkları sonucu ortaya çıktığını söyledi. Tabii şöyle bir durum var: Bu yasayı çıkartan bu hükümet, yasada değişikliği yapan bu hükümet, yargının durumunu gözetmek zorunda olan da bu hükümet. AKP’nin mağdurluk duruşu, 8 yıllık iktidar serüvenine rağmen halen devam ediyor. Perşembe günü yayınlanan bir programda “Yargıtay bir siyasi parti gibi” sözünün duyulması ise göz önünde bulundurulması gereken bir durum. Aynı cümle geçmişte Anayasa Mahkemesi ve HSYK için de söylenmişti.

* Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatı muhafazakar tepkileri üzerine çekti. Osmanlı tarihine yönelik bir dizi yayına girdi ve ortalık karıştı. Gördük ki, padişahların yaşadıkları hayatın bir bölümünün bir dizi ile yansıtılması bile yoğun protestolara neden oldu. İşin üzerinde durulması gereken noktası ise, protesto edenlerin hepsinin padişahların yaşadıkları hayattan daha muhafazakar bir hayat yaşıyor oldukları. Kafalarındaki düşünceler ile gerçek düşünceler uymadığında bunu göstermek gibi bir amacı bile olmayan dizileri eleştirmeyi seçmeleri Türkiye’nin bir gerçeği ne yazık ki. Bu haberler içerisinde olayı bambaşka bir boyutta gösterip tamamen kendi siyasi meselelerine alet etme ödülü ise bir haber sitesinin. Kısaca haftanın ad hominem’i! Okuyalım: Saadet Partililer, ÖDP, Halkevleri, Öğrenci Kolektifleri ve TKP’lilerden rol çalarak ‘yumurtacılar’ kervanına katıldı… ‘Kemalci Milli Eğitim’in toplumun her kesimini derinden etkilediği bir kez daha ortaya çıktı. Güler misiniz, ağlar mısınız?

* ETA silah bıraktı, İspanya barışa yaklaştı. 50 yıldır süren, toplamda da 820 kişinin ölümüyle sonuçlanan Bask Bölgesi’nin bağımsızlık mücadelesi yeni bir kulvara taşındı. ETA, yaptığı açıklama ile silahları bıraktığını açıkladı. IRA’dan sonra, ETA’nın da silah bırakması ile silahlı mücadele Kıta dışına çıkmış oldu.

* Ankara’da yeni bir ulaşım zammı yapıldı. Geçmiş ulaşım zammının görüntüleri hala akıldayken ve durup dururken yine bir zam yapıldı Ankara’da ulaşıma. Tam bilet ve öğrenci bilet arasındaki farkın çok az olduğu, İzmir ve İstanbul’a göre de öğrenci ücretlerinin %30 daha fazla olduğu bir kentten bahsediyoruz. Bu yüzden de tepkilerin gelmesi gecikmedi. Büyüyecek mi, mevcut öğrenci eylemleriyle de birleşecek mi göreceğiz.

11.01.2011

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s