Kıyameti bırak, ısınmaya bak

Ama bir kıyamet alameti olarak değil… Önlenebilir bir kıyamet olarak bakmak gerekir ısınmaya. Yazın başında Türkiye’de seller oluyordu, şimdi kimse kafasını dışarı çıkartamıyor sıcaktan gündüzleri… Rusya yanıyor her iki anlamda da… Hem sıcaklar rekor kırıyor, hem de alevler tahıl tarlalarını yakıyor, radyoaktif bölgelere ilerliyor. Pakistan, Afganistan, Hindistan ve Çin ise seller ile boğuşuyor. Tabii iş bu ülkelere geldiğinde biraz daha büyük düşünmek gerekiyor. Seller milyonlarca insanı etkileyebiliyor, açlık ve salgın hastalıklar da bu milyonlara milyon katıyor.

Peki biz neyle uğraşıyoruz konu Dünyamıza geldiğinde? Kıyametle.. Bir kişi çıkıyor, Maya Takvimi bugün bitiyor diyerek dakika dakika sınır çiziyor ve seller, toprak kaymaları beklenmeli, bugün son gün diyor. Bizi Maya Takvimi’nin Türkiye Yerel Saati’ne göre düzenlendiğine inandırmaya çalışıyor. Diğeri 13 ile Cuma’nın aynı güne denk gelmesinden tahmin yürütüyor, diğeri 6 gezegenin sıralanmasını… Herkes olanlara insanlığın dışından bir kaynak aramakla meşgul. “Tanrılar isterse geçer bunlar..” Tanrılar isterse, Meksika Körfezi’ne dökülen ve gerçek etkisini belki de hiç öğrenemeyeceğimiz sızıntı bir anlamda önemsiz hale gelebilir mesela. Kıyamet 13 Ağustos 2010′da kopmadığına göre daha var demektir, o zaman hiçbir önlem almadan yaşamımıza devam edebiliriz. Küresel Isınmaya yönelik herhangi bir önlem almaya da gerek kalmaz bir daha ki gezegen sıralanmasına kadar…

Garip bir durum değil mi? İnsanlar olarak topluca intihar ediyoruz. Gün gün hem de. Topluca ayin yapıyoruz ve bu ayin sonucunda da öleceğiz. O Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tarikatlara benziyor durumumuz. Bir önlem almadığımız, Dünya’nın gidişatını değiştirmeye, en azından yavaşlatmaya ya da durdurmaya çalışmadığımız her gün daha çok yaklaşıyoruz sona ama biz bu gerçekliği görecek kadar dahi cesur değiliz. O gerçeklikle mücadele edecek kadar bile cesur değiliz ki, sorunu dağların arkasında görüyoruz. Bizim dışımızda hatta herkesin dışında. O zaman mücadele etmeye de gerek yok. Yaşam şeklimizi değiştirmeye de gerek yok. Böyle devam edelim.

4 sene sonra, bu sefer yazın hava 45 değil, 55 derece olduğunda; yangınlar ve seller yüzünden küresel gıda krizi ortaya çıktığında, yazın başında her şehri sular bastığında da inanacağımız bir kıyamet teorisi olacaktır mutlaka, kendi önlenebilir kıyametimizde usul usul intihar ederken. Mevsim normallerinin üstündeki her derecede, her damla fazla yağmurda ya da kurak geçen her günde bizim de payımız var. İntihar da tam olarak böyle bir şey değil mi zaten?

14.08.2010

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s