Sansürün adı filtreleme olmuş: Tek tiplik filitre!

Gün geçmiyor ki, hayatımıza kısıtlama getiren, istediğimiz gibi değil de, istenilen gibi yaşamamız için bizi zorlayan bir kararı alıp, uygulamaya başlamasın; birileri! Çünkü her şeyi kısıtlamak, her şeyi düzenlemek ve her şeyi akıllarındaki dar çerçevelere sığdırmak istiyorlar. Bir taraftan hayallerden, vizyonlardan bahsederken; gerçek hatta özgürlüğü, hayalleri kısıtlıyorlar.

Bu sefer üç tane olay arka arkaya geldi ve birbirine girdi. Ortak paydaları da internet ve sansür! İlk önce bazı kelimelerin yasaklandığı haberi düştü. En çok “Haydar” kelimesi üzerinden döndü tartışma ama tüm listeyi gören biri olarak söyleyebilirim ki, eğer bir yerden bir liste yapmaya başlarsanız, onu yasaklayalım, bunu yasaklayalım derseniz; olaylar gelir ve her kelimeyi yasaklama noktasına varır. Bu durumun nerede duracağı, kim tarafından durdurulacağı da belli olmaz. Bu yetki, dünya görüşü olarak çok kısıtlı, yaşam tarzı olarak da “muhafazakar/milliyetçi” bir takım insanların elinde Haydar da yasaklanır, Lenin de, şişman da, şişko da…

İkinci olarak 22 Ağustos 2011 günü, internetin tamamen filtreleneceği haberi geldi. Bu zamana kadar nasıl duyulmadığı bir tarafa, her yerinden bakıldığında, bunu yapanların kafalarındaki vizyonun baskıcı ve totaliter bir ülke vizyonu olduğu açık. Seçimden sonra kendi yapacakları bir anayasa ile de birleştiğinde tüm düzenlemelerin önü de rahatça açılacaktır bu hedef için. Peki nedir bu filtreleme?

Bir kere bu filtre tekniği şu anda da kullanılan bir yasak. İnternet kafelerde bunu kullanmak zorunlu. Zaten internet kafelere girdiğinizde, duvarlarda falan da yazar, şöyle şöyle sitelere girmek yasaktır diye. Şimdi ise,  eskiden sadece internet kafelerin kullanması zorunlu tutulan filtreleme programlarının tüm internet kullanıcılarına yaygınlaştırılmasını öngörüyor. Yani, kamusal olarak herkese açık olan bir yer ile, benim bu yazıyı yazdığım bilgisayar arasında fark kalmıyor. Zaten kilit kavram da bu: “Bir fark kalmaması” Devlet istiyor ki, bir fark kalmasın. Fakat bu eşitlik ve özgürlük anlamıyla da olmasın. Ben kafamda bir insan/vatandaş profili çizeyim ve bu profil dışında kimseye yaşam şansı vermeyeyim. Gerçek hayatta bunu yapabiliyorum biraz. Şimdi de sanal hayatta bunu gerçekleştireyim. Her bilgisayar, denetim altında olsun.

Filtreler de sınırlı çeşitlilikte tabii ki. Aile paketi, çocuk paketi, yurtiçi paketi veya standart paket. Herkes bunlardan bir tanesinin abonesi olmak zorunda! Bu da kilit bir kavram. Zorundalık! “Sana ne kardeşim bundan?” diyemeyecek kimse. Derse, devlet onu da düşünmüş. İlk olarak herhangi bir pakete üye olmayanlar ise otomatik olarak standart paket üyesi olarak kabul edilecek.

Peki bu paketlerin içeriğini kim belirliyor? Kimler belirleyecek? Benimle hiçbir şekilde aynı düşünmeyen, düşünmesi de mümkün olmayan insanlar belirleyecek. Örneğin, ben vejetaryenim diyelim. Bunun için de bir internet sitesi kurdum ve bir hayvanı yemenin sürecini anlattım. Açık açık anlattım. Bu insanlar pek tabii ki şunu söyleyebilirler: “Gerek anlatımdaki açıklığı, gerekse içeriği itibariyle bu sitenin bazı paketlerde yasaklanmasına karar verildi. Et çocukların gelişimi için olmazsa olmaz bir durumdur ve bunun aksi yayın yapmak, çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimine zarar vermek demektir!” Ne olacak şimdi? Olamaz mı? Gerçekten böyle bir düşüncenin olmayacağına inanabiliyor musunuz?

Bianet’e konuşan Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yaman Akdeniz, filtreleme sisteminin devlet tarafından yapılacağını, internet sitelerinin kara liste veya beyaz listeye alınarak, kullanıcıların girebileceği sitelerin devlet tarafından belirleneceğini söylüyor. Devlet aklına uygun olmayan her şey kara listede. Polis hangi toplumsal olaylara şiddetle, hangi toplumsal olaylara “hoşgörüyle” yaklaşıyor? Alın size bir kara liste, beyaz liste örneği. Siyasal açıdan büyük sansürlerin gelebileceğini, eleştiri hakkının da bu listeler arasında kaybolacağını görmemek mümkün mü? İdeolojik halay, ideolojik ıslık, ideolojik yumurtayı havaya kaldırış “suçlarıyla” insanların yargılandığı bir gerçek dünya yaratıcılarının, sanal aleme el atmasıdır bu!

Yine Yaman Akdeniz devam ediyor:

“AB ve Avrupa Komisyonu, çocukları korumak amaçlı hükümet merkezli filtreleme sistemi olamayacağını söylüyor. Okullarda, internet kafelerde, evlerde yöneticiler veya aileler filtreleme sistemi kullanabilir. Ancak herkese bunu kullanmaya zorlayacak bir sistem olmaz.”

Bir fark kalmamasından bahsetmiştik ya. Bizim muhafazakarlarımızın çok sevdiği bir aile tipi vardır. Geniş aile. Anne, baba, üç çocuk, aile büyükleri hep beraber. Kısaca yedi kişi yaşasın bu evde. Ama tek bilgisayar var.  52 yaşındaki anne de, 22 yaşındaki en büyük erkek çocuk da, 8 yaşındaki en küçük çocuk da bu bilgisayardan internete giriyor. Hangi paketi alacak bunlar? Sansürün bile bir iç mantığı olmalı! Bir fark kalmasını istemiyor devletimiz! Ve bu zorunlu. Bundan kaçamıyorsunuz! (Bu filtreleri aşmaya çalışmak da suç olarak tanımlanmış! Bu belki korkutucu ama belki de çözüm ışığının geldiği delik.)

Üçüncü ve son dalga da, internetin en çok ziyaret edilen sitelerinden olan Ekşi Sözlük’ün devletimiz tarafından kapatılmasının istenmesi oldu. Devlet diyor ki, bu siteye girmek yasak. Bu siteyi kapatın. Şimdi bu siteyi şöyle anlatalım: Türkiye’nin en çok ziyaret edilen 27. sitesi. Dünya’da ise sıralaması 2045. Dünya’nın önemli ülkelerinin neredeyse hepsinde de ilk 10.000’de bu site. Diyorlar ki kapatın. Neden? Belli değil. İnsanlar fikirlerini belli hukuk kurallarına uyarak açıkladığı, açıklayabildiği için olabilir. Başka bir neden olamaz.

Son günlerde, aylarda, yıllarda yapılanlara bakın. Bu üç sansür zinciri son halka. Fakat, tüm olaylara bakın. Hepsinde bir kısıtlama, tek tipleştirme, o tek tipi de hazır olarak verme ve yasaklama var. Kendini koruyamayan aciz insanların, devlet tarafından korunmaya çalışılması var. Eminim ki sloganı da, özgür internet, güvenli internet gibi bir Orwellcı slogan olacak. Ne yapabiliriz? O bir sonraki yazının konusu olacak.

Reklamlar

3 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları

3 responses to “Sansürün adı filtreleme olmuş: Tek tiplik filitre!

  1. Geri bildirim: İnternet sanalsa da, yasaklar gerçek: Ne yapmalı? | Koray Doğan Urbarlı

  2. Geri bildirim: Kütahya’dan, Rize’ye doğayı yok ediyoruz! | Koray Doğan Urbarlı

  3. Geri bildirim: Kütahya’dan, Rize’ye doğayı yok ediyoruz! | Yeşil Gazete

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s