Barcelona hala tek

Süpriz gerçekleşmedi ya da başka bir söyleyişle, süpriz bir sezon içerisinde iki kere gerçekleşmedi ve FC Barcelona bu kupa finalini kazandı. Bir sezona bir süpriz sığdı. Bu da Real Madrid’e nasip olmuştu. İspanya Kupası finalinde.

1899 yılında, İngilizlerin kurduğu klüp, yıllar sonra İngilizlerin elinden, İngiltere’de kupayı aldı. Atalarına ne kadar  kızsa haklıdır İngilizler. Futbolseverler de ne kadar minnet duysa o kadar iyi olacaktır. Man Utd’ın belki en büyük şanssızlığı karşısında Barcelona olmasıydı denilebilir. Yoksa, Man Utd’ın bu seviyede olması bile bir futbol mucizesi aslında. Bu yapıyla, Şampiyonlar Ligi’ni de kazanabilirlerdi ama kadrosuna bakıldığında bu seviyede olmaları çok büyük başarı. Futbolcuları alıp, yetiştirip, sürekli başa oynamak, başarıyı tesadüf olmaktan çıkartıp bir gelenek haline getirmek Ferguson’un büyük başarısı. Her sene çok iyi oyuncularını satmak, sattığı takımları eleyip finallerde olmak Ferguson için bir gelenek. Ne kadar üzgün şekilde bitirse de, aslında sadece bu maçın değil, futbolun kazananı o.

Tabii ki, futbolcuyu yetiştirmek denildiğinde, Barcelona bambaşka bir yere oturuyor. Bugün, sahada oynayan oyuncuların çok büyük bir kısmını kendi içerisinden çıkartmış bir klübün bu kadar başarılı olmasından birilerinin ders alması gerek ama hala bizim ülkedeki takımlar, transfer için takasta kullanıyorlar genç oyuncuları. Yoksa Barcelona bilmez mi Bojan’ı Villa ile takas etmesini? Mutlaka birkaç milyon avro tasarruf ederlerdi. Ali Kuçik’i takas edenler baksınlar bu geceki maça. Ali ve Ali gibi oyuncuları yetiştirip, en uygun noktada satamayanların ülkesinde yıllardır bir tane Xavi çıkartılamamış olması tesadüf olamaz.

İspanyol spor yazarları için çok zor bir takım olmalı Barcelona. Çünkü hiç değişmiyor oyun planları ve kırılamayan bir döngüyle oynuyorlar. Her maç sonunda %70 topa sahip olma ve sonsuz paslaşmalar. Ara paslarla gelen goller. Ne yazabilir ki bir spor yazarı bu maçların sonunda. Her maç sonunda aynı yazıları yazmaktan kaçmak büyük handikap olmalı. Kısacası, Barcelona her anlamda zor takım gerçekten.

Tabii ki bu zorluğu Alex Ferguson’a da sormak gerek. İki finaldir çözülemeyen bir kilit Barcelona. 69 yaşındaki bir antrenörün 40 yaşındaki bir gence iki final kaybetmesi… Buna rağmen sürekli orada olması. Acaba kafasında Barcelona’yı yenmek için bir plan var mıydı? Yoksa iş sadece şansa mı kalmıştı? Bunun öyküsü mutlaka yazılacaktır.

Sonuç olarak, mükemmel bir final gecesi izledik. Bir dakika sıkmadan oynadı iki takım da. Süpriz olmadı. Kazanması normal olan takım kazandı. Şimdi bence önemli soru şu: Barcelona, ne zaman diğer takımlar seviyesine iner?

Son bir söz de oyuncular ve hakem ilişkisine: Maçta iki penaltı verilmedi. Bir gol de ofsayttı. Kimse gıkını çıkartmadı. Hakem sürekli oyunu kesmeyerek, oyuncular üzerinde garip hareketlerle etki etmeye çalışmayarak, futbol dostu bir yönetim sergiledi. Birilerinin daha bakması gerek bu maça yani.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Spor yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s