Vesayetin 9 Kasım hali

İçlerinde “ileri demokrasi” var!

Ankara’da olmayanların, hatta Ankara’da olup da Kızılay civarından geçmeyenlerin farkına bile varmayacağı bir görüntü var bugün. Bir de bunlar dışında bir grup daha var, olanların farkına varmayabilecek. Onlar da artık bu görüntülere alışanlar. Gördükleri, yaşadıkları garip gelmeyenler. Kanıksamış olanlar… Fakat, bugün Ankara’da olmasak da, Kızılay’dan geçmesek de ya da kanıksamış olsak da içimizde yaşayan bir görüntü bu. Polis devletinin, otoriter devletin ve sokakları tutmuş potansitel şiddetin görüntüsü.

*

9 Kasım günü, yani bugün, başkentin merkezi sayılan yere geldiğinizde, sizi TOMA’lar, panzerler, resmi ya da belediyenin verdiği otobüslerin içerisinde polisler, polislerin elinde otomatik silahlar ya da kimyasal gaz atabilmek için kullanılan silahlar karşılayacak. Bir de, TOMA ve panzerlerin suyu biterse, onlara su takviyesi yapacak olan itfaiye araçları. Mısır’da ya da Suriye’de değil. Türkiye’de, Ankara’da! 1979’da ya da 1981’de de değil. 2012 Kasım’ında. Zamanda ve demokratik coğrafyada nerelerdeyiz aslında…

*

Peki kime karşı bu kadar önlem, bu kadar hayatı zindana çevirme hamlesi ve korku salma? Üniversite öğrencilerine! Bugün çeşitli gençlik grupları üniversitelerinin önünde toplanacaklar, yılların deli gömleği YÖK’ü protesto edecekler, nasıl bir üniversite istediklerini söyleyecekler ve deli gömleğinin kollarını bağlamaktan öteye gidemeyen yeni üniversitelerle ilgili tasarıyı istemediklerini ifade edecekler. Düşününce gerçekten silahlı polislerle, panzerlerle (herhalde tank asfalta zarar veriyor diye şimdilik panzerlerle yetiniyorlar!) binlerce polisle engellenmesi gereken bir durum değil mi? Öyle olmasaydı, her fikrini beyan etmek isteyenin önüne panzer, gaz bombası, polis çıkartılır mıydı? Demek ki, Türkiye’nin artık normali bu. Söze karşı su, slogana karşı gaz, pankarta karşı panzer! Bunu kabul edelim. Sözü edilen demokratikleşme de, ilerlemek de, başkentin merkezinin panzerlerle işgal edilmesinden başka bir anlama gelmiyor.

*

Demokrasi içerisinde yaşayan insanlar da, gördüklerine artık şaşırmayan, karşıdan karşıya geçerken bir panzerin yanından geçme absürtlüğünü kanıksamış insanlar. Bu kadar anormal bir durumu, “10 metre ilerden karşıya geçerim” diyerek geçiştirmeye başlıyor insanlar durumu. Demokrasiyi içlerine sindirdiler yani. “İki trafik lambasının arasında bu savaş aletinin ne işi var? İtfaiye, bir güvenlik aracı mıdır?” gibi sorular demokrasiyi içselleştirenlere artık çok uzak. Çünkü otoriter bir devletin vasiliğinde yaşıyoruz.

*

Vasilik, vesayet aynı kökten geliyor. Vesayet, yavaş yavaş cazibesini yitiren bir kelime halini aldı aslında. Üç, dört sene öncesine kadar TV’de bir tartışma programında beş dakikada bir bu kelimeyi duymazsak, bir sorun olduğunu düşünürdük. Fakat şimdi kimse pek anmıyor vesayeti. Vesayet rejimi yıkıldığı için mi? Yoksa sudaki balık gibi miyiz? (O balıklar ki derya içindedir, deryayı bilmezler) Bu yaşadığımız bir vesayet rejimi değil deryası değil mi? Kelime anlamını “bir işi başkası adına yapma” olarak alabiliriz vesayetin. Türkiye’de muhalefete karşı durma işi gaza, TOMAya, panzere verildiyse, bu normalleşmişse bu bir vesayet değil midir? Yarı şaka, yarı ciddi sokakta üç kişi biraraya geldiği an, gazla, suyla, copla dağıtıldığı bir ülke halini aldı Türkiye. Demokrasi diye diye oldu bunlar.

*

Toparlamak gerekirse, üniversite öğrencileri kendilerine dair bir konuda sokaklarda fikirlerini söyleyecekler diye; gökyüzünde helikopterler uçuyorsa, anayollarda panzerler, zırhlı araçlar varsa, her yer resmi polislerle doluysa.. Ve bu tablo demokratikleşme yönünde büyük adımlar atıldığı, vesayetin kaldırıldığının söylendiği bir zamanda gerçekleşiyorsa… Biz bu yalanı ortaya koymak, bu yalanı her yerde söylemek durumundayız. Bu tablo, yıllardır daha da ağırlaşarak sürüyor. Aslında bu tablo bize yolumuzu da gösteriyor. Bu yalanı ortaya koymalıyız. Anayolları tutulmuş, üç kişi biraraya geldiğinde dağıtılmaya çalışılan, her türlü sokakta fikir belirtme hamlesi şiddetle bastırılan bir ülkede, ilk önce bu durum ortaya konmalı ve buna karşı mücadele edilmeli.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s