Category Archives: Radikal yazıları

Yeşil ve sol bir partiye hazır mıyız?*

Kafalarında ve kalplerinde Türkiye ’nin ve dünyanın geleceğine dair umudu taşıyan insanlar 2 Haziran’da biri Ankara ’da, diğeri İstanbul ’da iki toplantı yaptı. Bu toplantılarda, Ankara ’da Eşitlik ve Demokrasi Partisi, İstanbul ’da da Yeşiller Partisi üyeleri, Türkiye ’nin siyasi arenasında şimdiye kadar temsil edilmemiş yeni bir oluşumun temellerini atacak bir kararı aldılar. Bu, özgürlükçü sol hareket ile yeşil hareketi birleştirecek bir partinin kurulması kararıydı. Kısacası, 21. yüzyılın sorunlarına yanıt verebilecek bir partinin kurulmasını kararlaştırdılar. Yeşil ve sol bir partinin… Okumaya devam et

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Radikal yazıları

Türkiye’nin vazgeçilmiş yeri

Aliağa ya kurulması planlanan termik santraller, bölgeyi endüstri çöplüğü haline getirir.

Aliağa ya kurulması planlanan termik santraller, bölgeyi endüstri çöplüğü haline getirir.

İzmir’in hemen kuzeyindeki Aliağa, bu ülkenin vazgeçilmiş yerlerinden biri. Aynı Dilovası gibi. Türkiye’de yöneticilerin artık vazgeçtiği, nasıl olsa düzelmez diyerek, kirlilik yığdığı noktalar olduğu hissediliyor. Bu vazgeçilmiş yerlerde artık yaşam yoktur, endüstrileşme vardır! Çünkü yaşam önemli değildir. Bir kere yok etme başlamıştır ve düzeltmek yerine tamamen yok etmek uygun görülmüştür. Büyük nüfuslara ulaşım açısından yakın, doğaya verilen zararların etkisinin hissedilmesi açısından ise uzak oldukları düşünüldüğü için de (ne kadar yanlış ve dar bir görüş!) ne kadar doğayı ve sağlığı olumsuz etkileyen yapı varsa vazgeçilmiş yerlere kurulur. Bir kirlilik haberi ya da iklim değişikliği belgeseli için kullanabileceğiniz karelerle doludur buralar. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Radikal yazıları

Referandum’daki illüzyon

21 Temmuz tarihli Taraf Gazetesi’ndeki köşesinde Roni Marqulies, “‘Hayır’ Kelimesinin Kaç Anlamı Vardır” başlıklı bir yazı yayınladı. Yazının konusu tahmin edilebileceği gibi 12 Eylül’de gerçekleşecek olan Anayasa Referandumu. Yazıdan bir bölüm alıntılayalım:

O gün bugündür (28 Şubat’tan bahsediyor. k.) aynı durum keskinleşerek devam ediyor. Sapla saman, devletten yana olan solla devlete karşı olan sol ayrılıyor.

Bunun en yeni ve en çarpıcı örneği Anayasa referandumu. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Radikal yazıları, Yazılar

Yeşiller’de yeni dönem

2008 yılında kurulan, ikinci senesini bitirmeye hazırlanan Yeşiller, her açıdan yeni bir parti. Hem yaş olarak yeni bir parti, hem de fikren yeni bir parti. Ortaya çıktığı fikirlerin, ortaya koyduğu parti mekanizmasının nasıl olduğunu anlatmak için de sürekli “yeni” kelimesine başvuran bir parti. Kendisini anlatmaya istekli ve anlatmaya mecbur bir parti. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Radikal yazıları, Yazılar

Adaleti saraydan çıkartıp, halka indirmek

Son günlerin en sıcak konularından bir tanesi yargı reformu. Bir anayasa değişikliği çerçevesinde tartışılıyor ama anayasa tartışmalarının da merkezini bu yargı reformu oluşturmakta. Böyle olunca da, yargının toplumsal hayattaki yeri üzerine açıklanan düşünceler birbirini izliyor ve yine biz, yani kuvvetler ayrılığında adı geçmeyen insanlar, halk, da bakıyoruz bu düşüncelere. Aynı nesneye bakıp, farklı görüşler sunmanın adı hukuk olmuş. Bu görüş sunmanın bir adım sonrası olan harekete geçme ve uygulamanın adı da hukuk, genel adıyla söylersek de yargı. Yasama ve yürütmenin mi kuşattığı, yoksa yasamayı ve yürütmeyi mi kuşattığı tartışılan yargı. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Radikal yazıları, Yazılar

CmHP’ye rağmen referandumda hayır!

16 Eylül 2009’da Yeşil Gazete’de Ankara 7. Cadde ile ilgili yapılması planlanan bir referanduma yönelik bir yazı yazmıştım. Yazının başlığı “İlkel Referandumla Demokrasicilik Oyunu”ydu. Yazının ana sorusu şuydu: “Peki, bu gerçekten demokrasi mi? Demokrasi, bu mu? Referandumun en ilkel şekli olan “bir fazlaysa hepsi senin” mantığıyla demokrasi olur mu?” Bu soru hala güncelliğini devam ettiriyor, hala ilkel yöntemlerin, büyük bir buluş ve ilerlemeymiş gibi bize sunulduğu bir demokrasi ortamımız var. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Radikal yazıları, Yazılar

Çaldağı’nın kaderi

Manisa’ya bağlı Turgutlu ilçesinde bulunan Çaldağı da, benzerleri gibi, barındırdığı madenler için, üstünde yaşattığı doğanın yok edilmeye çalışıldığı bir bölge. Aynı, Kaz Dağları gibi, Bergama gibi, İzmir’deki Efemçukuru gibi, Balya gibi, Burgu gibi. Çaldağı’nın şanssızlığı da nikel madenine sahip olması. 1970’li yıllarda zengin nikel madeninin Çaldağı’nın altında olduğu keşfediliyor; fakat kâr-zarar hesaplamalarıyla madenin yeraltında, yaşamın yer üstünde kalmasına karar veriliyor. Tabii ki kâr hanesine, Çaldağı’nın ekosistemi, üzerindeki sayısız canlının elinde bulunan yaşam hakkı değil, nikel madeninin piyasa değeri yazılıyor. Bu hanelerde bunlar yazılmasına rağmen, bu yazının konusu ne nikel borsasındaki fiyatla 45 milyon ton olduğu söylenen rezervin değerini ortaya koymak ne de bu rezervin bir İngiliz şirketine sunulmasındaki fiyat farkını vurgulamak. Bunlar ekonominin içinde yaşam ve bölge halkının isteklerini barındırmayan sayılarının konuları. Aslına bakılırsa bu olay başından itibaren o kadar absürd, o kadar ters bir şekilde yürüyor ki, işin mantığını piyasa mantığı içinde dahi olumlamak mümkün değil. Ekonomik olarak, ithalat, ihracat olarak, eder açısından kâr zarar dengesi olarak, piyasa mantığının bile şaştığı bir girişim bu. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Radikal yazıları, Yazılar