Tag Archives: Küresel İklim Değişikliği

7 Haziran doğanın son seçimi olabilir *

Türkiye’de gündelik hayatta ve siyasette yaşananları karamsar şekilde değerlendirenlerin neredeyse ortak kanısı 7 Haziran 2015’te gerçekleşecek olan seçimler, Türkiye’nin parlamenter demokraside yaşadığı son seçimleri olacak. Daha karamsarlar ise Türkiye’de, belirsiz bir zamana kadar yapılacak olan son seçimin önümüzdeki olduğunu iddia ediyorlar ve bu iddialarını yaşananlarla destekliyorlar. Çok haksız da sayılmazlar. Rusya ve Mısır arasında gidip gelen demokrasi düzeyimiz artık yazılı kuralların da gözetilmediği bir döneme girdi. Bir taraftan da seçimler var ve bu seçimler gitgide olan bitenin aklaması haline getiriliyor. En temel kuralların bile hiçe sayılmasının kaynağı sandığa bağlanıyor. Belki de içinde yaşadığımız bu düzeni en iyi anlatan kavramı Nilgün Cerrahoğlu 12 Mart günkü yazısının başlığında kullanmış: Demokratörlük.

Fakat öyle bir konu var ki, karamsarların haklı olabileceği ve hatta daha da karamsar olmamızı gerektirecek kritik bir noktada. Bu seçim Türkiye’de doğanın son seçimi olabilir. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Cumhuriyet yazıları, Yeşil Gazete yazıları

Durun! Bugün Dünya’nın kapasitesini aştığımız gün!

2011 yılında 27 Eylül, 2012 yılında 23 Eylül, 2013 yılında ise 20 Ağustos! Dünya’yı bitirdiğimiz tarihler. Dünya’nın bir yıl için bize sunduğu kaynakları tükettiğimiz gün. Bugünden sonra 2014’e kadar yaşadığımız her günü yaşamımızdan çalıyoruz. Dünya’nın kapasitesine yük bindiriyoruz. Duvara doğru, gaza biraz daha yüklenerek gidiyoruz.  Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Olimpiyat Açılışı ve Küresel İklim Değişikliği

Ne güzeldi değil mi Londra 2012 Olimpiyat Oyunları Açılış Töreni’nin ilk bölümü? Dört yılda bir tüm Dünya halklarını televizyon başında, temsilcilerini ise stadyumda biraraya getiriyor açılış törenleri. İngilizler’de, Dünya’ya ve ülkelerine eklediklerini anlattılar bu uzun törende. Fakat ilk bölümün yeri gerçekten ayrıydı her anlamda.

Kısaca anlatmak gerekirse; yemyeşil bir sahne karşıladı bizi. Pastoral bir tiyatro sahnesi… Çiftçiler, hayvanlar, değirmenler, gülen yüzler ve rahatlatıcı bir müzik. Sonra zaman aktı ve Sanayi Devrimi gerçekleşti. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Dünya’nın sonu 2012’de geliyor!

Yeni bir yıla girdik. 2012’ye girerken, bir süredir unuttuğumuz bir efsaneyle de hasret gideriyoruz. Dünya’nın sonunun geleceği efsanesi bu. Bir benzerini 1999 yılının sonlarında yaşamıştık bu efsanenin. Zaten 2000’e dair örnekleri de bol bol izledik, okuduk son zamanlarda. Benim en sevdiğim örnek ise, o dönem için kalburüstü kalecilerden sayılabilecek olan Arjantin’li Carlos Roa’nın, “Kıyamet kopacak, ben futbolu bırakıyorum.” dedikten sonra, kıyametin kopmadığını gördükten sonra futbola geri dönmesiydi.

Fakat 2012’nin beklentisi, 2000 yılını geçti. Ne kıyamet koptu 2000’de, ne de bilgisayarlar tarih olarak 2000’e geçmekte bir zorluk yaşadı. Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Türkiye Dünya’yı yok ediyor! Haberimiz var mı?

Hemen yanıt vereyim bu soruya: Hayır haberimiz yok! Bu haberleri vermesi gerekenler için böyle bir sorun yok çünkü.

Utanmamız gereken olaylar yaşanıyor. Şu anda Güney Afrika’nın Durban kentinde utanmamız gereken olaylar yaşandı yaşanıyor. Medya olaya gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapamış şekilde yaklaştığı için, kamuoyu da çok farkında değil Durban’da ne olduğunun ve  Durban’ın öneminin. Kısaca söylemek gerekirse, şu anda Durban’da Dünya’nın, insanıyla, bitkisiyle, hayvanıyla, okyanusuyla, dağıyla, en büyük sorunu olan küresel iklim değişikliği konuşuluyor. Neden en büyük sorun? Çünkü ister yerel, ister küresel diğer bütün sorunların çözülmesi için yaşamamız lazım. Bu kadar basit. Diğer tüm sorunlar için mücadele etmek için de su içmemiz, sokağa çıkınca ölüm tehlikesi geçirmememiz gerek. Ya da beslenmemiz… Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Ankara’dan Mikronezya’ya oradan da Çek Cumhuriyetine…

İki tane haber. Bir tanesini duymayan kalmadı, diğerini ise herhalde duyan çok azdır. İlki olabildiğince yerel, Ankara‘dan. İkincisi ise çok uzaktan Mikronezya‘dan ve Çek Cumhuriyeti‘nden. Birbirleriyle alakasını kurmak gerekli bu haberlerin ve bu yerlerin. Daha

Ankara'nın ünlü 70 Gün Gölü

doğrusu alakalarını ARTIK anlamak gerekli. Çünkü birbiriyle alakalarını hayat kuruyor. İklim kuruyor.  Zaten ikinci haberi biraz inceleyince kurulmak istenen bağ da apaçık şekilde ortaya çıkıyor.

Geçen Perşembe günü, Ankara’ya birazcık fazla yağmur yağdı. Son bir kaç senesini kuraklık içerisinde geçiren Ankara’ya bir anda yağmurlar yağmaya başladı. Belki bir kaç sene de böyle gidecek. Sonra yine kuraklıklar. Ya da yazların bir olasılıkla yüksek sıcaklık ile geçmesi ile tüm bu yağmurlar boşa gidebilir. Yine zehirli sular Ankaralıların musluklarından akabilir. Kısaca, artık bir denge beklemek ya da gözlemek mümkün değil. Uçlarda ve öngörülemeyen bir iklim ile karşı karşıyayız. Öngörebildiğimiz sadece bunun böyle olacağı. Şehir sellerinin bizleri beklediğini söyleyen bilim insanları oldu. Dinleyen yöneticiler ise tabii ki olmadı. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları