Olimpiyat Açılışı ve Küresel İklim Değişikliği

Ne güzeldi değil mi Londra 2012 Olimpiyat Oyunları Açılış Töreni’nin ilk bölümü? Dört yılda bir tüm Dünya halklarını televizyon başında, temsilcilerini ise stadyumda biraraya getiriyor açılış törenleri. İngilizler’de, Dünya’ya ve ülkelerine eklediklerini anlattılar bu uzun törende. Fakat ilk bölümün yeri gerçekten ayrıydı her anlamda.

Kısaca anlatmak gerekirse; yemyeşil bir sahne karşıladı bizi. Pastoral bir tiyatro sahnesi… Çiftçiler, hayvanlar, değirmenler, gülen yüzler ve rahatlatıcı bir müzik. Sonra zaman aktı ve Sanayi Devrimi gerçekleşti. Yüzler asıldı, sahnenin bir yanından patronlar geldi, çiftçiler hayvanları ve yeşil zemini alıp, sahneden ayrıldılar. Müziğin sesi yükseldi, şiddeti arttı, düzeni bozuldu. Sahnenin yeşil alanları kelleşti. Mutlu çiftçilerin yerlerini asık suratlı, sürekli aynı hareketi yapan makineleşmiş insanlar aldı. Yeşil sahneden fabrika bacaları fışkırmaya başladı. O bacalardan çıkan dumanlar ortalığı kapladı. İngiltere ve Dünya, neleri geride bırakıp, nasıl bir yaşamı seçti kısa, güzel ve çok etkileyici şekilde anlatıldı bu bölümde. Her şey bittiğinde doğadan ayrılmış insanlar, makineleşmiş hareketleri ve asık suratlarıyla yaşamaya başladılar. Fakat bunun yanında ortaya çıkan eserler, tabii ki, geçmiş dönemden daha görkemliydi.

İlk bölümden sonra, görece daha zayıf bölümler sahnelendi ve ülkelerin geçişlerine sıra geldi. 204 ülkenin sporcusu geçit yaptı. Kimisi kendi giysileriyle, kimisi ünlü modacılara hazırlatılmış giysilerle geçti. Bazı ülkeler beş yüz kişiyken, iki kişiyle de olsa temsil edilen ülkeler vardı. Her ülke geçişini tamamladıktan sonra sıra meşaleyi yakmaya geldi. Değişik bir yol seçmişti İngiltere. Klasik yöntemdeki gibi ünlü bir kişiye yaktırmaktansa, yedi genç sporcunun aracılığıyla, her ülkenin ufak meşalesini birleştirip, dev meşaleyi oluşturdular. Yani tüm ülkelerin birliği, Olimpiyat Ateşi’ni oluşturdu. Danny Boyle’un burada vermek istediği mesaj çok netti aslında. Tüm bunların yanında ilk bölümü düşününce bambaşka bir mesaj daha çıkıyordu ortaya.

Boyle’un anlattığı hikaye aslında sadece İngilteye ya da Britanya’da gerçekleşmedi. Dünya artık Sanayi Devrimi öncesi Dünya’dan çok farklı. Çok daha doğadan kopuk. Yaşadığımız çağa gelebilmek ve bu çağın getirdiklerini elde edebilmek için çok özelliğini feda etti insanlık. Aynı Olimpiyat Stadyumu’nda olduğu gibi. Öyle ki, kendini bile feda etme düzeyine geldi sonu gelmez kar hırsı ve aptalca rahatlık düşkünlüğü yüzünden. Açılışta temsili olarak stadyumun çimlerinden çıkan bacalar yüzünden bugünlerde Grönland’da hava neredeyse 25 derece. Tayfunlar, kuraklık, yüksek sıcaklık dalgaları, seller artık Dünya’nın üçüncü sayfa haberleri oldu neredeyse. Ancak böyle uç olaylarla hatırlıyoruz içinde bulunduğumuz durumu.

Grönland, Küresel İklim Değişikliği’nin geldiği noktayı göstermesi açısından çok anlamlı bir örnek. Ve Küresel İklim Değişikliği’nin başlangıç noktasını göstermesi açısından da ilk gösteride vurgulanan Sanayi Devrimi çok doğru bir seçim. Artık her türlü bilimsel veri bize gösteriyor ki, Sanayi Devrimi’nden sonra iklim asla eski iklim olmamış. Mutlu insanlar yeşil zemini alıp giderken, Dünya da ısınmaya ve kendi kendisini yok etmeye başlamış.

Peki ne gibi bir bağ kurabiliriz Olimpiyat Ateşi ve Küresel İklim Değişikliği arasında? İklim Değişikliği o ateşi ve sembolize ettiği değerleri söndürüyor artık. Ateş 204 ülkenin birliğiyle oluştu, onu sembolize etti. Fakat biz iklim değişikliğini durdurmazsak, bunun için HEMEN adım atmazsak, o 204 ülkeden bir kaçı 2020 ya da 2024 Olimpiyat Açılışı’nda yürüyemeyebilirler. Gelinen nokta artık insanların ülkelerini kaybetmelerine, kültürlerini yitirmelerine neden oluyor. Kuraklıkla yaşanmaz hale getirerek oluyor, sular altında bırakarak oluyor ama bir şekilde oluyor. İşte bu yitirme de aslında tüm ateşin sönmesine yönelik bir erken uyarı. Kendi kendisini yok eden bir uygarlığın artık sembolize edebileceği bir değer kalır mı?

Binlerce yıldır adalarında yaşayan 3 Tuvalu’lu sporcunun olmadığı bir 2020 Olimpiyatı’nı gerçekten yaşamak ister mi Dünya?

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s