Türkiye Dünya’yı yok ediyor! Haberimiz var mı?

Hemen yanıt vereyim bu soruya: Hayır haberimiz yok! Bu haberleri vermesi gerekenler için böyle bir sorun yok çünkü.

Utanmamız gereken olaylar yaşanıyor. Şu anda Güney Afrika’nın Durban kentinde utanmamız gereken olaylar yaşandı yaşanıyor. Medya olaya gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapamış şekilde yaklaştığı için, kamuoyu da çok farkında değil Durban’da ne olduğunun ve  Durban’ın öneminin. Kısaca söylemek gerekirse, şu anda Durban’da Dünya’nın, insanıyla, bitkisiyle, hayvanıyla, okyanusuyla, dağıyla, en büyük sorunu olan küresel iklim değişikliği konuşuluyor. Neden en büyük sorun? Çünkü ister yerel, ister küresel diğer bütün sorunların çözülmesi için yaşamamız lazım. Bu kadar basit. Diğer tüm sorunlar için mücadele etmek için de su içmemiz, sokağa çıkınca ölüm tehlikesi geçirmememiz gerek. Ya da beslenmemiz…

Yaşamamız lazım fakat yaşarken rahat uyumamız için de Dünya’da insanların da yaşaması lazım. Dünya’nın bir ucunda insanların yaşamları, bizim kullandığımız kömür yüzünden de tehlikeye giriyorsa, olmaz! İnsanlıktan utanmamamız için de bizim dışımızda canını almaya çalıştığımız canlıların da doğal ortamlarında yaşamaları lazım. Türler, biz trafikte 4×4’lere bindiğimiz için Dünya üzerinden siliniyorsa olmaz. Son gördüğüm örnekte olduğu gibi, hem Dünya’nın kaynaklarını yüzyıllardır emeceksiniz, tüketim zinciri içerisinde ortaya çıkardığınız iklim değişikliği ile türleri tehdit edeceksiniz. Sonra da, pandaları ülkenizde insanlar eğlensin diye binlerce kilometre öteden getirip hayvanat bahçelerine kapatacaksınız. Yok hayır, yaşamaktan kastım da bu değil.

İşte Durban’da şu anda gerçekleşen BM İklim Değişikliği Müzakereleri’nde neredeyse tüm “saygın” devletler oturmuşlar ve Dünya’nın sonunu getirmeye uğraşıyorlar. Yani sanılmasın ki, iklim değişikliği ile nasıl mücadele edeceklerinin müzakeresini yapıyorlar. Yaptıkları, mücadelenin dozunu nasıl azaltabiliriz, hatta mücadele ediyormuş gibi görünerek aslında nasıl mücadele etmeyiz!

İşte orada ışıklar Türkiye’yi gösteriyor. Mücadele ediyormuş gibi görünerek, aslında mücadele etmeme konusunda örnek verilebilecek bir duruş sergiliyor Türkiye. Yani, Türkiye Dünya’yı yok etmeye uğraşıyor ama haberimiz yok!

Aslında olay müzakere edilmeyecek kadar net. Birleşmiş Milletler gibi ortalamayı arayan bir kuruluş bile diyor ki, tüm ülkeler 1990 yılına göre, karbon salımlarını 2020 yılında %30, 2050 yılında da %80 oranında indirmeli. İndirmezse, geçmiş olsun. Yani bunun müzakere edilecek bir kısmı yok. 1990 seviyesi ortada. Dünya oturacak, adaletli bir şekilde (Herkesin indirim yapması beklenemez. Bazı ülkeler de arttıracaktır, fakat arttırırken Batı’nın izlediği kirli gelişme çizgisini izlemeden gerçekleştirecekler bunu) 1990 seviyesinin önce %30, sonra da %80 altına nasıl düşürürüz onu konuşacak. Konuşuyorlar mı? Tabii ki hayır.

2012’de bitecek olan ve bu alanda en ileri konumlanmayı sağlamış olan Kyoto Protokolü’nde bile 1990 seviyesine göre %5 indirimi binbir düzenbazlık sonucunda kabul edebilmişler çünkü.

Peki Türkiye? Rakamlar yine çok açık. Türkiye, 1990 seviyesine göre Dünya’nın %5 indirim sağlamaya çalıştığı ama gerçekte çok daha fazla indirim gereken sürede ne yapmış? %96’lık bir artış! İnanılır gibi değil. 1990 yılında 187.029 Gg CO2 salan Türkiye, yıl 2008 olduğunda bu rakamı 366.502’ye çıkarmış. Eğer Kyoto Protokolü’nde ülkelere getirilen ve benim yukarıda düzenbazlık olarak nitelendirdiğim kolaylıkları eklersek, düşmesi gereken oran daha da artıyor ve %101.1’lik bir artışla karşılaşıyoruz. Rakamlar daha olumlu olsun diye yapılan düzenlemeler Türkiye’nin rakamını arttırıyor! Bu dönemde, Fransa %6.1 (düzenbazlık sonrası rakam: %12.6), Almanya %22.2 (dsr: %18.4) ve İngiltere %18.5 (dsr: %19) oranında salımlarını azaltmış. Arttıranlar yok mu? Tabii ki var ama Türkiye’den sonra en çok arttıran ülke bile (Bu ülke İzlanda ki, ton hesabında olarak Türkiye’nin yanında komik kalıyor) %42 oranında arttırmış. Yani gelişmekte olan ülke sıfatıyla ya da Dünya’nın ekonomik gidişatıyla anlaşılamayacak bir durum bu.

Peki bu rakamlarla utanılacak bir durumda olan Türkiye, 2020 için ne hedeflediğini açıkladı Durban’da? Mevcut artış durumundan %20 azaltma. Yani çok açık bir şekilde, 130.920 Gg CO2 salımını hedeflemesi gereken Türkiye (bu rakam 2008’e göre %70’e varan bir indirim demek) hedef olarak kafa karıştırıcı ama yok etme kapasitesi olarak hiç de kafa karıştırmayıcı bir hedef açıklamış durumda. Üstelik iklim değişikliğinin en acı sonuçlarını yaşayacak coğrafyalardan birisi Türkiye.

Sonuç olarak, Türkiye Dünya’ya örnek oluyor diyebiliriz. Mücadele ediyormuş gibi görünerek, aslında nasıl mücadele etmeyizin örneğini veriyor. Günün fosil ülkesi seçiliyor, salım arttırma rakamlarında en yakınında olan ülkeyi katlıyor ve küresel iklim değişikliği ile mücadelede utanılacak bir performans sergiliyor. Bizim de payımızla tabii ki! O zaman başlıktaki soruyu biraz değiştirerek sona da yazmak gerek: Türkiye olarak el birliğiyle Dünya’yı yok ediyoruz. Haberimiz var mı?

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s