Bir gün herkes terör suçlamasını tadacaktır

İki haber, altı da habere konu olan insan. Beşi bir haberin konusu, bir tanesi ise diğer haberin. Herhalde aynı ortamda bulunma şansları hiç olmamıştır şimdiye kadar. Dünya görüşlerine bakılırsa da olmayacaktır. Karşıt görüşlü olduklarını, birbirlerinin dünya görüşlerinden pek de hoşlanmadıkları, hoşalanamayacakları açık. Fakat, hikayelerinde onları ortaklaştıran bir nokta var.

Zaman sıralamasına uygun bir şekilde tanıyalım bu kişileri. İlk haberin konusu tek bir kişi. Adı, Mehmet Ali Çelebi. Sürmekte olan Ergenekon Davası’nın sanıklarından bir tanesi bu kişi. “3. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Sedat Sami Haşıloğlu, Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye “Telefonunda eşin ve kaynanan diye kayıtlı kişiler var. Ancak sen bekârsın. Bu numaralar da Hizb-ut Tahrir üyesi Mahmut Oğuz Kazancı’nın telefon rehberi ile aynı. Kazancı ile ilişkin nedir?” diye sordu. Bekar olduğunu, Kazancı ve bu numaralarla bir ilişkisinin olmadığını kaydeden Çelebi’nin net ifadesinin ardından mahkeme heyeti, cep telefonunun sinyal kayıtlarının TİB’den alınması ve telefonun da bilirkişi tarafından incelenmesini kararlaştırdı. Bu iddia üzerine mahkemenin talebi üzerine hazırlanan bilirkişi raporuna ulaşıldı. Bilirkişiler Murat Akman ve Ramazan Akkan’ın hazırladığı rapora göre Çelebi’nin telefonunun hafızasında 531 numara kayıtlı. Kişilerin telefona kayıt tarihlerine göre sıralanan rehbere en son kayıt 15 Eylül 2008 tarihinde “Cevo” ismiyle girilmiş. Bu tarihten üç gün sonra yani 18 Eylül 2008 tarihinde Ergenekon operasyonu dâhilinde arandığını öğrenen Teğmen Çelebi, Ankara’da Merkez Komutanlığı’na teslim oldu. Çelebi’nin telefonu incelenmek üzere 19 Eylül’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ulaştı. Telefon, TİB’in sinyal verilerine göre aynı gece 23:52:54 ile 23:54:05 dakikaları arası 1 dakika 23 saniye açıldı ve Emniyetin bulunduğu Vatan Caddesi Fatih Metro İstasyonu’ndan sinyal aldı. Bilirkişi raporuna göre, telefon hafızasının 392 numaralı sırasından başlayarak aynı tarih ve aynı saatte sırasıyla 139 numara kaydedildi.” Yani ne olmuş? Açık değil mi? Daha da ilginç bir nokta var. Neyle suçlanıyor Çelebi? “Silahlı Terör Örgütü Yönetme, Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek”! Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek! İronik değil mi suçlaması? Peki ne isteniyor? Müebbet! Telefonunuz alınıyor, içine 139 tane, sizi zor durumda kalacak numara kaydediliyor. Mahkemede karşınıza bu çıkartılıyor ve sonra bir bakılıyor ki, o numaralar oraya yanlışlıkla kaydedilmiş. Şimdi, artık kim  kimi inandırabilir ki; bu soruşturmalar demokratikleşme ve sivilleşme adına yapılıyor? Bir vesayet rejiminin üstüne gidiliyor? Hukuk, deliller bu şekilde ortaya konuyorsa (ki bunlar kısmen yaygın bir medya tarafından eleştirel olarak izlenen bir davada ortaya çıkanlar), suç ve suçlu yaşam içinde oluşan kavramlar mıdır? Yoksa “yanlışlıkla” yaratılan kavramlar mıdır?

İkinci habere geçelim. Bu haberin konusu beş kişi. İsimleri yok. Bir kaçının adının kısaltması var o kadar. Çok da önemli değil. Geçtiğimiz salı günü, Mehmet Ali Birand, sunduğu haberde çok önemli bir operasyonun yapıldığını duyuruyordu heyecanla. Radyodan dinlediğim için yüzünün aldığı şekli bilmiyorum ama mutlu gibiydi sesi. Ankara’da üniversiteleri karıştırmayı planlayan 5 üniversite öğrencisi tutuklanmıştı. Üniversite karıştırmak nedir? Nasıl karışır? Onları bir tarafa bırakıp devam edelim. Haberde hiç bir araya gelmemiş örgütlerin, işbirliği içine girdiğinden falan söz ediliyordu. Bugün öğrendik ki; işler o kadar da “basit” değilmiş. Şaşırmak için de erkenmiş. Meğer örgütler işbirliklerini öğrencilerin kişilikleri üstünde yapmışlar. “Ankara’da tutuklanan 5 üniversitelinin aynı anda PKK/Kongra Gel, MKP, DHKPC, ve TKEP/L üyesi olmakla suçlandığı anlaşıldı.” Daha bitmedi. Bu şaşırtıcı, kimilerine heyecan verici büyük operasyon öyle bir ciddiyetle yapılmış ki: “Öğrencilerin ifadesi, Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde alındı. 22 Ocak’ta her bir öğrenci için ayrı düzenlenen ifade tutanaklarındaki ‘isnat edilen suç’ bölümüne ‘kopyala yapıştır’ yöntemi ile şöyle yazıldı: “Yasadışı Bölücü PKK/Kongra – Gel, Terör örgütü ve MKP (Maoist Komünist Partisi), DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi), TKEP/L (Türkiye Komünist Emek Partisi/Leninist) isimli anayasal düzene yönelik yıkıcı faaliyetlerde bulunan terör örgütleri üyesi olmak, halkta devlete karşı kin, nefret ve isyan hissi uyandıracak şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde eylem ve faaliyetlerde bulunmak, terör örgütlerinin amaç/hedefleri doğrultusunda keşif/istihbarat çalışmaları yürütmek, terör örgütleri adına kitlesel şiddet eylemleri organize etmek ve bu eylemlere katılmak, yasak yayın bulundurmak.” Suç bölümleri, kopyalayıp, yapıştırarak oluşturulmuş!! Bitti mi? Bitmedi! Suçlamalardan bir tanesi de yasak yayın bulundurma: “Öğrencilerin evlerinde ‘yasak’ yayınlara da el konuldu. Delil olarak gösterilen ‘Seçme Yazılar’ için 1979, ‘Türkiye Proletaryası’ isimli kitap için de 1974 yılında toplatma kararı bulunduğu belirtildi.” 32 yıllık ve 37 yıllık kararlar. Nasıl? Etkileyici değil mi?

Sözün özü şu aslında: Artık, suçlu olmak hiç zor değil. Suçlu olmak için bir şey yapmanıza bile gerek yok. Tutuklandıktan sonra, suçlu olabilirsiniz pekala! Bir şekilde, eğrisi doğrusuna denk getirilip, bir örgütün, yetmezse iki hatta üç, dört örgütün üyesi haline gelebilirsiniz. Tüm hayatınızı etkileyebilir bu durum ya da şanslıysanız gündeme gelir ve üzerinize büyüteçler yönelir. Hangi düşüncede olduğunuzun da pek önemi yok. İşte bambaşka iki düşünce. Bambaşka iki konum. Belki birbirlerini de tehdit olarak görüyorlar. Hiç farketmez. Aynı zihniyet ve aynı yöntemlere maruz kalmışlar. Yani, onlar da herkes gibi “terör” suçlamasını tadmışlar. Andy Warhol, herkes 15 dakikalığına ünlü olacak demişti, Zincirlikuyu Mezarlığı’nın kapısında da “Her canlı ölümü tadacaktır” yazıyor. 2011 Türkiye’sinde de, birgün herkes terör suçlamasını tadıyor.

27.01.2011

Reklamlar

3 Yorum

Filed under Yazılar

3 responses to “Bir gün herkes terör suçlamasını tadacaktır

  1. Geri bildirim: Sıra kimde? Bu sefer adalette mi? | Koray Doğan Urbarlı

  2. Geri bildirim: Hepimiz suçluyuz! * | Yeşil Gazete

  3. Geri bildirim: Hepimiz suçluyuz! * | Koray Doğan Urbarlı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s