Çözüm merkezsizleştirilmiş yenilenebilir enerji

Distributed-generation-from-renewables31 Mart günü İran’dan elektrik alan iki şehir dışında tüm Türkiye’yi durduran elektrik kesintisi Türkiye’nin yoğun gündemi içerisinde kendine yer bulabildiği kadar tartışılacak ve değerlendirilecek. Herkesin gündelik yaşamını en ince noktasına kadar etkileyen ama bir o kadar da teknik bir olayla karşı karşıyayız. Hem hayatımızın tam içinde, hem de gündelik bilgimizin oldukça dışında… Kesintinin nedenini ilgili bakan, Başbakan ya da hepsinin “bağlı olduğu” Cumhurbaşkanı, aradan günler geçmesine rağmen açıklayabilmiş değil. Böyle olunca iş daha da karmaşık ve politik bir hal alıyor. Üstüne üstlük kimi il ve ilçelerde 10 saate yaklaşan kesintinin tamamen bitmesinin üzerinden 10 saat bile geçmeden önce Cumhurbaşkanı’nın 3. Nükleer Santral’den bahsetmesi, arkasından da TBMM’nin 2. Nükleer Santral için onay vermesi de olaya başka bir boyut katıyor.

Aslına bakılırsa devlet komplo teorilerine yaslanmayı ve işin arkasındaki gerçeği görmemeyi seçmiş durumda. Siber saldırı gibi insanı ilk duyduğunda etkileyen bir teori üzerinde durmayı tercih ettiler. Fakat burada da önemli bir terslik var. Yaşanan kesintilere bakıp komplo teorilerine sığınıyorlar, daha sonra da gidip nükleere sarılıyorlar. “Enerji dağıtımının fiziksel değil yazılımsal güvenliğini sağlayamadıklarını bir bahane olarak önümüze koyanlar nükleer santral gibi bir yapının, hele de sahte imzalarla ilerlediği ortaya çıktıktan sonra, fiziksel ve yazılımsal güvenliğini nasıl sağlayacaklar?” sorusu devletin sığındığı komplo teorisi ile sunduğu çözüm yolunun birbirini sıfırladığını bize gösteriyor.

Peki, kesinti neden oldu? Teknik ayrıntılar bir yana, kesintinin temel nedeni sistemsel sorunlar. Bu hem enerji sisteminin, hem de ekonomik sistemin sorunlarının birleşmesiyle yaşanmış bir kesinti. Ülkenin bir ucundaki bir santralin devreden çıkması ile başlayan, sonrasında doğru bilgi ve zamanda müdahale edilmemesi ile büyüyen ve özelleşmiş santrallerin kendilerini tarifenin pahalı olduğu ana saklaması ile engellenemeyen bir kriz. Sonuç olarak da metroların çalışmaması, trafik ışıklarının durması, bir süre sonra suyun ve iletişimin de, ya durması ya da yavaşlaması… Yani yanlış planlama ve kar hırsı sonucu günlük yaşamın felç olması…

Peki, çözüm gerçekten nükleer santral(ler) mi? Hayır. Bir kere şunu ortaya koymak gerekiyor. Türkiye’de büyüme düşük, üretim düşüyor. Yani büyük bir enerji talebi yok ortada. Zaten nükleer santral de hem maliyeti, hem de inşa süresi düşünüldüğünde böyle bir talep olsa dahi buna yanıt verebilecek bir seçenek değil. Bu talebin düşük olması, enerji geçişinin acil gereklilikler olmadan yapılabilmesine olanak tanıması bakımından Türkiye adına bir şans. Nasıl bir enerji geçişi? Merkezi olan ve kömür, nükleer ya da doğa düşmanı barajlardan, merkezsizleştirilmiş yenilenebilir enerjiye geçiş. Çözüm bu. Eğer ülkenin bir ucunda yaşanan bir arıza bütün ülkeyi durdurabiliyorsa, yapmanız gereken tüm ülkenin enerji ihtiyacını, enerji arzını daha da merkezi hale getirecek nükleer santrallere bağlamak değildir. Yapmanız gereken enerjiyi de demokratikleştirmek ve üretim-tüketim arasındaki mesafeyi olabildiğince azaltıp, enerji bölgeleri oluşturmaktır. Elektriğini merkezden değil, İran’dan alan iki şehrin kesintiden etkilenmemesinin bir sebebi de budur. Enerji konusundaki eğilimlere bakıldığında da enerjinin merkezden üretilmesi bir yana enerjinin oldukça çok alanda dağınık üretiminin (Distributed Generation) öne çıktığı görülmekte. Bu faydalarının yanında geçişle iletim kaybının azaltılması, dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi ulaşılabilecek hedefler arasına girecektir. Nükleer Santral pahalıdır, nükleer santralde üretilen elektriğin merkezden dağıtılması da pahalıdır. Tabi tüm bunları yaparken de, yenilenebilir enerjiyi tek seçenek olarak görmek gerekir. Yenilenebilir enerji doğa dostu olduğu kadar, uranyum için bir ülkeye, petrol için başka ülkeye, doğalgaz için bir başka ülkeye sizi bağlamayacağı için sizi başka krizlerden de koruyacaktır. Kaynak dağılımı itibariyle de enerji üretimini demokratikleştirecektir.

Sonuç olarak bu kesintiden çıkarmamız gereken ders, güneş doğduğu, rüzgâr estiği sürece eğer elektrik kesiliyor ise yanlış kaynaklardan enerji elde etmeye çalıştığımızdır.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s