Çözüm dışarıdan destekli restorasyon hükumeti (mi?) *

kılıçdaroğlu-bahçeli-demirtaşBüyük bir caddede kırmızı ışıkta beklerken bile sağınızdan, solunuzdan birkaç koalisyon ihtimalini ve seçim analizini duyabildiğiniz şu sıcak günlerde seçim üzerine yazı yazmak hem gündemi gerçek anlamda yakalamak anlamına geliyor; hem de sesinizin analiz bombardımanı arasında kaybolup gitmesi ihtimalini taşıyor. Gerçekten de herkes seçim konuşuyor. Sokakta, otobüste, dolmuşta, televizyonlarda, markette… Her yerde olanlara yönelik tepkiler ve geleceğe yönelik düşünceler sıralanıyor.

O kadar çok ihtimal ve o ihtimallerden kaynaklanan iyi ve kötü yanlar var ki Türkiye 13 yıldır çalıştırmadığı bir organını çalıştırır gibi seçim, demokrasi ve siyaset konuşuyor. Siyasetin kendisi üzerine düşünmenin bir demokrasi aracı olduğunu hatırlıyor. Gerçekten de seçim Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yenilgisiyle ve Halkların Demokratik Partisi’nin barajı geçmesiyle sonuçlandıktan sonra aklıma gelen senaryoları not ettim ve şu anda elimde seçime dair söylenebilecek on taneye yakın ihtimal var. Erdoğan’ın seçime aktif olarak dâhil olmasıyla birlikte seçim yenilgisine de dâhil olması sebebiyle halkın güvensizliğini görüp istifa etmesi gibi fazla “idealist” bir senaryo da bunların içinde; AKP’nin koalisyon ortağı olabileceği senaryolar da… Yani aslında herkesin aklında olan, kırmızı ışıkta ya da kısa bir yolculukta duyabileceğiniz ihtimaller ile TV’lerde ya da gazetelerde yorum yapan “uzmanların” söyledikleri arasında hem çok fark yok, hem de yeni bir söz yok.

O zaman yapılması gereken tek şey kalıyor bundan sonra. O da şu soruya yanıt vermek: Peki en iyi ihtimal ile mantıklı ihtimalin buluştuğu noktada karşımıza ne çıkacak?

AKP iktidara geldiğinde 5 yaşında olanlar bu seçimde oy kullandılar ve neredeyse tüm hayatları AKP ile geçti. AKP’nin kafasındaki ile çağdaş Dünya arasındaki farkın çok net görülebileceği bilgi ve haberleşme teknolojilerinin içerisinde geçti bu 13 yıl. Yani çağdaş bir ülkede bir devlet ve halk nasıl ilişkilenir, Türkiye’de nasıl ilişkilenir ve de AKP’nin örnek aldığı ve “destek verdiği” ülkelerde nasıl ilişkilenir artık herkes bilebiliyor. AKP özellikle son yıllarda artan şekilde kafasındaki dünyaya ulaşmak için yasal düzenlemeler yaptı, toplumsal dinamiklerle oynadı ve zarar verdi. İşte şimdi yapılması gereken, bu zararın telafi edilmesi ve Ahmet Davutoğlu’nun göreve geldiğinde neden söylediğini anlayamadığım ama bugüne tam olarak oturan cümlesiyle bir restorasyondur. Özgürlüğe karşı atılmış her adımın, toplumu sıkmaya/sıkıştırmaya/kıstırmaya yönelik alınmış her kararın ve iyiye, güzele, insanların yüzünü güldürebilecek olan her şeye karşı sergilenen tutumların restore edilmesi gerekli. Ekonomik alanda yapılan hukuksuz kaynak aktarımlarının, alanı verene âşık edecek ihalelerin, topluma küfür etmekten geri durmayan iş adamlarına sağlanan imtiyazların tahrip ettikleri restore edilmelidir. Ve tabii ki ekolojik yıkım, son dönemde yapılmaya başlanmış ve yapıldıkları taktirde geriye dönüşü olamayacak yaralar açacak olan çevre/yaşam düşmanı yatırımlar ve şimdiye kadar ki etkileri restore edilmelidir.

Bu olağan bir dönem olarak geçirilemeyecek bir dönemdir. Toplumun üzerindeki İç Güvenlik Yasası baskısının kaldırılması, yolsuzlukların açığa çıkartılması ya da nükleer santral yapımının durdurulması normal bir demokrasi dönemine geçmek için hayati önemdedir. Zaten bu “tehlikeyi” gördükleri için AKP’liler hemen bir erken seçim ısrarına başladılar. Çünkü hemen olmayacak bir erken seçim AKP’nin çözülmesini kolaylaştırır ve son yıllarda kazanılan bütün imtiyazların ve devlet-parti olma özelliğinin kaybına yol açar.

Soruya dönersek, Peki en iyi ihtimal ile mantıklı ihtimalin buluştuğu noktada karşımıza ne çıkacak? En iyi ihtimal bir Cumhuriyet Halk Partisi, HDP koalisyonu. Fakat bu koalisyonun dışarıdan Milliyetçi Hareket Partisi tarafından desteklenmesi mümkün değil. En mantıklı olan ise CHP, MHP ve HDP koalisyonu fakat bu da iç çekişmelerden ötürü yürüyebilecek bir ihtimal gibi durmuyor. Peki, bunların kesişmesinden ne çıkar? Ne çıkabilir? Buna yanıtım, protokolü çok sıkı bir şekilde yapılmış, atılacak adımları madde madde belli, amacı restorasyon olan ve bu yönde çalışan dışarıdan destekli bir CHP hükumetidir. Bu hükumet atılacak adımları bitirdiğinde erken seçime gitmelidir. Bu süre zarfında AKP Olağan Kongresi’ni yapacak, Abdullah Gül’ün hazır tuttuğu hareket siyaset sahnesine çıkmak için zaman bulabilecek yani sınırlarına çekilmiş Cumhurbaşkanı’nın gözü önünde ülke normale dönebilecek ve başlayan son daha da ileri gidebilecektir. CHP’ye ya da HDP’ye yönelmekten kaçınan sağ seçmen de kendisine başka alternatifler bulabilecektir.

Kısaca toparlamak gerekirse 7 Haziran seçimleri Türkiye’nin önüne bir fırsat çıkardı. Normale dönme, çağdaşlığa dönme, korku devletinden kurtulma fırsatını çıkardı. Bu fırsatı kullanmak için adım atmamız gerekli. Belki 8 ay, belki 9 ay net bir program çerçevesinde bir araya gelmek gerekli.

* Bu yazı aynı zamanda 17 Haziran 2015 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin “Olaylar ve Görüşler” sayfasında da yayınlanmıştır.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Cumhuriyet yazıları, Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s