İtalya Seçimleri: Popülist sağ haritayı tamamlıyor

Geçtiğimiz hafta sonu İtalya’da bir seçim gerçekleşti ve neredeyse Avrupa’nın her ülkesinde gerçekleşen seçimler sonrasında atılan manşetler bu seçimden sonra da atıldı:

  • Popülist sağ kazandı.
  • Merkez sağ erimesine rağmen hala oyunun içinde.
  • Merkez sol tamamen silindi.
  • En ama en önemlisi de radikal sağ partiler artık dalga geçilen minik partiler değil; iktidar ortağı olabilecek kadar güçlü partiler.

Artık siyasi denklemin değiştiği çok net. İki dönem merkez sağ, iki dönem merkez sol; sonra üç dönem merkez sağ, bir dönem merkez sol şeklinde merkezde dönüp duran iktidarlar yok. Patronlara ve kiliseye sırtını dayamış bir merkez sağ ile sendikalara ve üniversite öğrencilerine sırtını dayamış bir merkez sol kalmadı. Birileri geldi ve “Bu oyunu bozdu”. Artık yeni ve öngörülemez bir denklemle karşı karşıyayız. Ve bu neredeyse tüm Avrupa’da böyle.

Sorunun bu tarafı çok net. Merkez çökmüş durumda. Almanya ve İngiltere’de biraz direniyorlar. (İngiltere’de Brexit’i unutmamak lazım tabi.) Fransa’da ise son Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura ne sağ ne de sol merkez partiler kalabildi. Amerika Birleşik Devletleri’nin başında zaten popülist sağın kitabını yazmış biri oturuyor.

Merkez, ekonomik çöküntüye çözüm bulamadı. Üzerine yükseldiği temsili demokrasinin küreselleşme ile girdiği krize çözüm bulamadı. Küreselleşmenin avantajlarından sıradan halk yararlanamazken ya da yararlandığı avantajlara hızla alışmışken; dezavantajlarını her gün sokakta birebir yaşayarak gördü. Kararların ulusötesi merkezlerde alındığı fakat sorunların gayet yerel olduğu bir dönemde temsili demokrasiye olan inancını kaybetti ve temsili demokrasinin bu güçsüzlüğünü fırsat bilip ona doğrudan saldıran partilere oy verdi. Onları iktidara taşıdı, ana muhalefet yaptı.

Riegert Bernd’in Deutsche Welle Türkçe’de çıkan değerlendirmesinde altını çizdiği bir nokta var. Trump’ın sloganı: Önce Amerika! Avusturya’da hükümete giren ırkçı parti’nin sloganı: Önce Avusturya! İtalya’da seçimlerin galibi olan Matteo Salvini’nin sloganı: Önce İtalya! Bu örnekler çoğalacaktır. Birlik ve dayanışma arayışları araya ekonomik krizleri, mülteci krizleri girdiği anda “Önce ben!” diyen partilerin yükselmesi ile kesiliyor. Temsili demokrasinin zayıflaması ile rengini yitiren merkez sol da bundan ilk etkilenen siyasi yapı oluyor.

Yine Bernd’in üzerinde düşünmemiz gereken bir sorusu ile tamamlayabiliriz: Yeni partiler, düzen karşıtı hareketler ve popülistler internet ve sosyal medya aracılığıyla yeni iletişim kanalları açtı. Avrupa’daki ana akım partiler bu trendi yakalayamadı. Yakında parlamenter demokrasilerin online görüş diktatörlüklerine dönüşmesine tanık olabiliriz. Peki kim tarafından yönetilecek? Twitter mı, Amerikan şirketleri mi, Rus trol çiftlikleri mi yoksa Kuzey Koreli bilgisayar korsanları mı?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s