Yazar arşivleri: koraydur

Sosyal medya seçim kazandırabilir mi Cambridge Analytica’ya göre EVET!

16539_sosyal-medya-secim-kazandirabilir-miBilim kurgu filmlerinin klişelerindendir… Bir laboratuvarda çalışan bilim insanı sonunda bir “şey” keşfeder. Bu keşfettiği şey insanlığın kaderini değiştirebilecek öneme sahiptir. Bilim insanımız çalışma notlarını aldığı defterine buluşunu anlattıktan sonra bir not düşer: Bu kötü niyetli insanların eline geçerse insanlığı yok edebilecek bir buluş! Ve tabii ki hikayenin devamında bu buluş kötü niyetli insanların eline düşer.

Magazinel olarak gündemimize giren Cambridge Analytica ve Facebook arasındaki 50 milyon hesap haberi de aslında bu bilim kurgu filminin bir sahnesi. Evet sadece bir sahnesi ve önemli bir sahnesi de değil. Okumaya devam et

Reklamlar

İtalya Seçimleri: Popülist sağ haritayı tamamlıyor

Geçtiğimiz hafta sonu İtalya’da bir seçim gerçekleşti ve neredeyse Avrupa’nın her ülkesinde gerçekleşen seçimler sonrasında atılan manşetler bu seçimden sonra da atıldı:

  • Popülist sağ kazandı.
  • Merkez sağ erimesine rağmen hala oyunun içinde.
  • Merkez sol tamamen silindi.
  • En ama en önemlisi de radikal sağ partiler artık dalga geçilen minik partiler değil; iktidar ortağı olabilecek kadar güçlü partiler.

Okumaya devam et

Yine iyiyiz! Mini buzul çağı geliyor!

Küresel ısınmanın insan faaliyetleri kaynaklı olup olmadığı tartışması saygın bilim çevrelerinde geride kalmış olsa da; hala bunu ısınma döngüsünün bir doğal salınım sonucu olup olmadığı da düzenli olarak sorulan bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Küresel ısınma magazini diye nitelendirebileceğimiz bu tartışma benzer tezlerle haberlere düşüyor.

Geçtiğimiz hafta da İngiliz Northumbria Üniversitesi kaynaklı bir haber dolaşıma girdi ve burada haberleştirildiğine göre Dünyamız önümüzdeki 30 yıl içinde ‘mini buzul çağına’ girebilir(miş). Yani küresel ısınma diyerek üzerinde tartışılan fenomen yerini doğal yollardan bir soğumaya bırakabilir(miş). Buna sebep olarak da bu bilim insanları Güneş’in elektromanyetik aktivitesinde yaşanan düşüşü gösteriyorlar(mış). Çünkü bu düşüş olursa Güneş’teki leke sayısını azaltacak(mış). Bu da Dünya’da hava sıcaklığının düşmesine yol açacak(mış). Okumaya devam et

Modern Çöller

Adına modern kentleşme dediğimiz olgu hiçbir şey başaramadıysa bir konuda çok başarılı oldu. Artık kimse çöl görmek için, coğrafya derslerinden alışık olduğumuz yerlere gitmek zorunda değil. Çölün ne olduğunu anlamak için; çölün doğa ile karşılıklı alışverişini anlamak için seyahat etmek zorunda değil modern insan. Çünkü insanlık binlerce yıllık geçmişinin onu getirdiği nokta itibariyle kendisine Modern çöller yarattı ve adına da kent dedi. Arada ufak bir fark vardı tabii ki. Artık kum dağlarıyla, çöl fırtınalarıyla değil; beton dağlarıyla, asfaltın kavuruculuğuyla karşı karşıyayız. Kumun yerini teknolojik işlemlerden geçen malzemeler aldı ama kentlerimizin doğa ile kurduğu ilişki ile gerçek bir çölün doğa ile kurduğu ilişki arasında bir fark yok. Çünkü kentlerimizde de doğal yaşam adına tek bir iz yok; doğal olanın kendine bir yaşam alanı açma şansı yok ya da bu çölün yaygınlaşması karşısında durma ihtimali yok. Çöl yayılıyor, yayılacak.  Okumaya devam et

Bir linç hikayesi: Kanal İstanbul

Linç: Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi.

Kanal İstanbul, “Çılgın Proje” olarak ortaya atıldığından beri kamuoyunun ezici çoğunluğunun merak ettiği tek konu vardı: Bu kanalın güzergâhı ne olacak? Çok az insan böyle bir projeye neden gerek duyulduğu üzerinde durdu. Daha az insan bu projenin hayata geçirilmesi halinde Karadeniz ve Marmara Denizi (Dolayısıyla da Ege Denizi) ekosisteminde nasıl bir değişikliğe yol açacağını konuştu. Ve tabii ki bu projeden doğrudan etkilenecek olan İstanbul’un proje bittikten sonra nasıl bir hal alacağı da konuşulanlar arasında son sıralardaydı. Okumaya devam et

Çevre hareketi tekerrür mü ediyor?

Türkiye’de gündem çok hızlı değişir.

Bu, herkesin üzerinde ortaklaştığı bir durumdur.

Fakat bir de bu hızlı gündemin kendisini tekrarlama gerçeği vardır. Bu da aradan seneler geçse bile bazı olayların sanki “Türkiye’nin kaderiymiş” gibi kendisini tekrarlamasıdır.

İçinden geçtiğimiz bu günleri yani 15 Temmuz sonrası yaşanan toplumsal ruh halini (Bu ruh halinin başlangıcını 7 Haziran Seçimleri sonrası yaratılan ve 1 Kasım ile sonuçlanan sürece ya da Gezi sonrası ortaya çıkan bıkkınlığa kadar götürmek mümkün) 12 Eylül sonrası yaşanan ruh hali ile benzeştirmek olası. Okumaya devam et