Haftanın tortusu

* Hrant Dink bizden alınalı 4 sene oldu. * Stadyum protestosuna yargıda soruşturma. * Hükümetin liberallerle işi bitti mi? * Sınavlara başörtüsü ile girilemeyecek. * Metis’in ajandasına bir sansür daha! * Taraftarlar birleşti, ıslık gürleşti. * Uğur Mumcu’nun faili 18 yıldır meçhul.

* Hrant Dink bizden alınalı 4 sene oldu. Ve o 4 senede hiçbir şey olmadı. Gelecekte de olacağı kesin olan tek olay da Ogün Samast’ın serbest bırakılacak olması. Hrant Dink cinayeti üzerine neden gidilmiyor? Neden apaçık ortada olanlar dahi soruşturulmuyor? Bu cinayet ve yaşanan acılar da ne yazık ki politik kamplaşmanın bir parçası haline getiriliyor. Bir kısım insan, bu cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söylüyor; bir kısım insan da bu cinayeti günlük politik şekillerine göre yorumluyor. Burada da kilit nokta hükümetin bu cinayetin aydınlatılmasındaki/aydınlatılmamasındaki rolü. Düşünün ki, daha iddianamesi bile yazılamayan Bülent Arınç’a suikast söylentisi sonucu kozmik odalar arandı. Fakat göz göre göre işlenen bir cinayet sırasında görevde olanlar yargılanamıyor. Benim görüşüm şu ki, ileride bir tarih yazıldığında; Hrant Dink cinayeti yeni derin devletin ilk cinayeti olarak yazılacak.

* Stadyum protestosuna yargıda soruşturma. Herhalde taraftarlar 301’den yargılanacaklar. Gidişat onu gösteriyor. Suçları da Başbakan’ı protesto etmek olarak yazılacak. Böylece de Başbakan’a fiili bir yargı kalkanı oluşturulmuş oldu. Artık, soruşturma açılsın açılmasın, halkın Başbakan’ı protesto etmek için gerçekten çok cesaretli olması gerekmiyor mu? Gerçi baskı, her zaman kendi karşıtını da çıkarmıştır. Bakarsınız, tribünlerde sivil itaatsizlik eylemleri başlar.

* Hükümetin liberallerle işi bitti mi? Henüz bir kesinlik olduğu söylenemez tabii ki. Fakat durum onu gösteriyor ki, hükümet kendisine bağlı olan liberal kesimi yeri geldiğinde istediği gibi itip kakabilecek durumda. İşi mi bitti, artık gerek mi kalmadı onu bilemeyiz ama Akp’nin kendisine en ufak eleştiri getiren kişiye, geçmişteki hizmetlerine bakmadan, çok sert davrandığı ortada.

* Sınavlara başörtüsü ile girilemeyecek. Geçen sene içerisinde ortaya çıkan kopya skandalı daha unutulmadı. Bir grup insanın, ortak paydaları olan insanlar bunlar, sorulara bir şekilde eriştiği ve sınavda tam puan aldıkları ortaya çıktı. Sonuç olarak ÖSYM başkanı dahi istifa etti ve her şey değişti. Şimdi artık, sınavlara kalem dahi sokulamıyor. Alyans ile, ev anahtarı ile girilemiyor. Şimdi soru şu: kopya iddiasının olduğu bir sınava, kopya çeken insanların ortak paydasını da unutmadan, alyansla girilmiyorsa; başörtüsü ile girilebilir mi? Yanıt çok açık. (Bu noktada itirazlar gelecektir, o karar o yüzden alınmadı diye. Evet alınmamış olabilir. Fakat, bu karar sınav güvenliğini destekleyen bir karardır.)

* Metis’in ajandasına bir sansür daha! Evet. Bir sansür daha! Bu ajanda her sene çıkan, ilk çıktığından beri de alıp, kullanmayıp sakladığım bir ajanda. Fakat bu ajanda her yerde satılmaz. Çünkü serttir. Yeri geldiğinde tabulara saldırmaktan korkmaz. Bu sene de öyle olmuş. Sattığı şeyin içeriğine bakmayan bir kitapçı da bu ajandanın satışını engellemiş. Doğal olarak büyük olay oldu. Peki soru şu: Bu kitapçı, bu ajandayı önce satıp, sonra vazgeçmeseydi de; hiç satmasaydı ne olacaktı? Yine bu kadar tepki olacak mıydı? Olacaksa, bu ajandaya boykot uygulayan onlarca büyük kitapçı var. Hepsi Kemalist de değil hem de. Aynı davranış her türlü düşünceye yayılmış durumda. Tabulara saldıranlara saldırı her kanattan geliyor. Hepsini görmek gerek.

* Taraftarlar birleşti, ıslık gürleşti. Galatasaray taraftarlarına yapılan baskılara tepki olarak taraftarlar ilk büyük mitinglerini gerçekleştirdiler. Zamlarla ülke sallanırken ses etmeyip, yanlış verilmiş bir taç için tribünleri yıkanlar; bu imajlarının ötesine geçip güçlerini ve nefeslerini özgürlük için birleştirdiler. Medya bunu göremedi. Halbuki o taraftarlar orada rengarenk birlikte muhalif bir kimlik sergilemese de; şöyle sağlam bir kavga etselerdi? Hala anahaberlerde ilk beşteydiler. Medyanın iki yüzlülüğü ortaya çıkmış oldu böylece.

* Uğur Mumcu’nun faili 18 yıldır meçhul. Haftaya Hrant Dink ile başlayıp, Uğur Mumcu ile bitirdik. Bu acılı haftanın acılarını yaşayamadan, yarıştıranlar oldu ama olsun. Utanmadan, Uğur Mumcu demokrasi için ölmedi diyenler bile oldu. Onların yüzlerine iyi bakmak gerek! Unutmamak gerek! Uğur Mumcu’yu katledenler 18 yıldır bilinmiyor. İpekçi’nin katili biliniyordu ama 32 yıl sonunda elde ne var? Hrant Dink, yazdık, 4 yıldır yok. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Derin devletin üstüne ne zaman gidilecek? 2021′de, bir 14 sene sonra yine birini alabilecekler mi bizden? Fail-i meçhul şekilde?

25.01.2011

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Yeşil Gazete yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s