Mağdurların empatisi demokrasi mücadelesine dönüşür mü?

12 Haziran gecesi seçim sonuçları bittikten sonra, hemen itirazlar gerçekleşti. Yeniden sayımlar yapıldı. Tüm bunların sonucunda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin vekil sayısı 325 olmuştu. Dün resmi sonuçlar açıklandı ve AKP’nin vekil sayısını 327 olarak gördük. Yani, son düdük çalmadan, her şey değişebiliyormuş. Türkiye’de artık alışmamız gereken bir durum bu. Yemin töreni olmadan, çeşitli zorlamalarla bu sayı daha da değişebilir bakarsınız.

Sakin bir ülkede, sadece ve sadece Hatip Dicle olayı, ortalığı karıştırmaya yeterdi ve artardı. Bu Hatip Dicle hakkında verilen ikinci karar ve ilki doğru da olsa yanlış da olsa bu karar yanlış. Ne doğru yanlışla düzeltilir, ne de yanlış tekrar bir yanlışla düzeltilir. Vekillik mazbatasını almış bir kişinin Yüksek Seçim Kurulu ile bağı kopmalıyken, YSK’nın geçmiş kararı “düzeltmeye” çalışması yanlışın ta kendisidir. Bu yanlış da “nereye gidiyoruz?” sorusu üzerine derin tartışmalar yaratmak için yeterliydi. Dicle’nin mensubu olduğı BDP’nin bağımsızları TBMM’ye girmeyeceklerini ve yemin etmeyeceklerini 35 vekil olarak ifade ettiler. Bu bir ilk olacak ve o kadar düşünülmemiş bir durum ki bu, yazılı olarak ne olacağı hiçbir yerde yok.

Bunun üstüne, bir başka karar daha geldi. Demokrasi ve adaletin yerleşmedi, daha da kötüsü, bu iki kavramın aranmadığı bir ülkede olacaklar oldu. Sadece mağdurlar rahatsız oldu. Çıkar sağlayanlar ve onların destekçileri ise bu kararları savunmaya giriştiler. Bir de üçüncü grup var. Belki de en “karaktersiz” grup. Mağdurlar arasından bir grup belirleyip, aynı mağduriyeti yaşayanlar içerisinden bir bölümünü “savunurken”, bir bölümüne “oh olsun” diyenler bunlar. Mağduriyet yaşayanların bir bütün içerisinde ve tek bir amaç doğrultusunda mağdur edildiğini görmekten uzak bir bakış açısına sahip bu grup.

Peki nedir bu karar? Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilen Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, tahliye edilmeleri gerekirken tahliye edilmedi. Daha kararları çıkmayan ama savcıların benzer şekilde tahliye edilmemesi yönünde görüş bildirdiği altı vekil daha var. (Biri MHP’den, beşi BDP’den) Bu kişiler yargılanıyorlar. Haklarında kesinleşmiş bir suç yok. Yani haklarında iddialar olan suçsuz sekiz kişiyle karşı karşıyayız. Bu sekiz vekilin de tutuklu geçirdikleri bu süre sonucunda haklarında beraat kararı çıkma ihtimali var. (Türkiye’de de tutuklu yargılananların büyük bölümünün de beraat ettikleri istatistik olarak ortaya konmuş durumda.) Bunlar ortadayken, Anayasa ile TBMM’ye verilmiş bir yetkinin mahkeme tarafından kullanılması ve bu kişilerin hapishanede tutulması ile karşı karşıyayız. (Bu da ilk defa oluyor. Tüm örnekler, bu kişilerin hepsinin serbest bırakılması yönünde.)

Mağduriyet çekenlere bakalım. Başta BDP, sonra CHP ve MHP. Mecliste grup kurabilecek olan dört partiden üçü şu anda vekil sayılarını koruma ile uğraşıyor. Aldıkları oyun karşılığını elde etmek için hukukun, yazılı olanın ya da daha önce uygulanmış olanın savunmasını yapıyorlar ama bir kazanım elde edemiyorlar. Bu durum ve bu kararların bize bir olguyu işaret etmesi gerekmez mi?

Bu kararlar bize şunu işaret ediyor net bir şekilde: Son 20-30 yılda yargıya, devlet yönetimine yönelik ne söylendiyse, bu kavramlar nasıl analiz edildiyse hepsini tersyüz etmemiz gerekecek. Bunun zamanı geldi. Yıllardır bir şekilde mağdur olan ya da kendisini mağdur gösteren AKP, artık doğrudan ve tek olarak başkalarının mağduriyetlerinin meyvesini toplar hale gelmiştir. Yargıda, bakanlığın listesine karşı bağımsız aday olanların dahi yerlerinin değiştirildiği büyük bir operasyonu yeni atlattık. Artık AKP, mağdur olan değil, daha önce mağduriyetleri yaşatan devlet aygıtının tamamen hakimi konumdadır. Bir parti olarak, yasamaya, yürütmeye ve yargıya hakim bir konumdadır. Bir vesayetten söz edeceksek artık, bu vesayetin adı da, adresi de, uygulamaları da bellidir. Demokrasinin ve adaletin önündeki engeli de o adreste aramak gerekir.

AKP’nin siyaseten en çok kullandığı iki kavram şunlardır: “Millet iradesi” ve “Bağımsız yargı kararları”. Bu iki kavram bir sarkaçtaki gibi gidip gelmektedir. Partinin çıkarı neyse, o kavramla yaklaşılmaktadır olanlara. Örneğin, şu anda millet iradesi kavramının yerini, bağımsız yargı kararları kavramı almıştır. O “bağımsız yargı kararlarının” hepsinin AKP’ye yarayan kararlar olması ve “millet iradesi”nin vermediği 5’te 3 çoğunluğu öyle ya da böyle kazanmaya yönelik olması ise işin püf noktasını oluşturduğu için devir bağımsız yargı kararları devridir. Bu son günlerde olan biteni buradan da okumak gerekli. Yoksa AKP’den ayrı bir yargı olduğunu varsaymak, bir düşten öteye gitmiyor. Bunun net olarak görülmesi için daha ne gerek bilmiyorum ama ne gerekiyorsa da tek tek yaşayacağımızı söylemek sanırım çok da düş değil.

Peki ne olacak? Başlıktaki soruyu yinelemek lazım: Mağdurların empatisi demokrasi mücadelesine dönüşür mü? Dönüşmek zorunda! Bir parti devletine doğru giden Türkiye’de bir CHP’li ile bir BDP’linin aynı yapı ile karşı karşıya olduğunu anlaması imkansız mı? Mağduriyetleri birbirinden ayırıp, kendimize yakın olanı seçip, diğerini dışlarsak bir şey değişmeyecektir. Zaten AKP’nin yaptığı tam olarak budur.

Kendinden olan dışında her yapıya yavaş yavaş baskı uygulayan, devletin genel olarak düşman gördüğü kurumları ve düşünceleri ise zaten ezmekten kaçınmayan bu baskı düzeni içerisinde, eğer biz mağduriyet seçmeye devam edip, adalet ve demokrasi mücadelesini amasız ve fakatsız yap(a)mayacaksak, seçecek mağduriyetlerimizin sayısının devamlı artacaktır.

Reklamlar

1 Yorum

Filed under Yeşil Gazete yazıları

One response to “Mağdurların empatisi demokrasi mücadelesine dönüşür mü?

  1. seçimlerden önce sandıklara çarpı işareti koyanlar bugün mağduru oynamasınlar.komik oluyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s