Çevre hareketi tekerrür mü ediyor?

Türkiye’de gündem çok hızlı değişir.

Bu, herkesin üzerinde ortaklaştığı bir durumdur.

Fakat bir de bu hızlı gündemin kendisini tekrarlama gerçeği vardır. Bu da aradan seneler geçse bile bazı olayların sanki “Türkiye’nin kaderiymiş” gibi kendisini tekrarlamasıdır.

İçinden geçtiğimiz bu günleri yani 15 Temmuz sonrası yaşanan toplumsal ruh halini (Bu ruh halinin başlangıcını 7 Haziran Seçimleri sonrası yaratılan ve 1 Kasım ile sonuçlanan sürece ya da Gezi sonrası ortaya çıkan bıkkınlığa kadar götürmek mümkün) 12 Eylül sonrası yaşanan ruh hali ile benzeştirmek olası.

İnsanların güncel olanla daha az ilgilendiği, politikadan koptuğu, değişim umudunun geride kaldığı bir dönemin içerisindeyiz. Akıl sağlığını korumak isteyenlerin neredeyse “şalteri kapatıp” başka konulara yoğunlaştığı bir güncelliğin içerisinde yaşıyoruz. Daha az haber, daha az gazete, daha az Twitter…

Peki, bu ruh halinin çıkışa da 12 Eylül’e benzeyebilir mi?

Benzerse yine çevre hareketi bu çıkışta 12 Eylül sonrasında olduğu gibi önemli bir rol oynayabilir mi?

Türkiye’de çevre hareketinin kitleselleşmesinin tarihine baktığımızda 12 Eylül sonrasının bu kitleselleşmenin yaşandığı tarihler olduğunu görüyoruz. 12 Eylül öncesinde çeşitli siyasi gruplarda yer alan insanların, siyaset ile ilgilenmenin hem zor hem de “değersiz”görüldüğü bir dönemde; kendilerine çıkış yolu olarak gördükleri bir alan oldu çevre hareketi. İlk Yeşiller Partisi’nin 1988’de kurulması; ondan önce çevreyi temel alan protestoların artması; küçük küçük gruplarla hareketlenmenin şehirlerden daha az nüfuslu alanlara yayılması… Bunlar hem o dönemin baskılarına karşı açılan yeni bir yolun da sonuçlarıydı. Ses çıkartmak isteyen insanlar kendilerine bu çatlağı buldular ve ilerlediler. Dönemin popüler rock şarkılarına kadar girdi “Nesli tükenen kaplumbağalar!)

Günümüze bakınca da durum benzer bir hal izliyor. 15 Temmuz sonrası yaşanan OHAL, 15 Temmuz ile ilgisi olmamasına, hatta toptan 15 Temmuz’un yaratıcılarına ve yaratıcılarını besleyenlerine karşı olmasına rağmen işini kaybetmiş, ülkeden gitmek zorunda kalmış binlerce insan ve yılmış bir toplum. Herkesin köşesine çekilip, sırtını da ringe dönmüş bir şekilde hayıflandığı ve kendi kendisini yediği bir sosyal ortam. Fakat bir taraftan da giderek artan çevre protestoları. Son dönemde biraz kafayı kaldırıp baktığımızda daha önce örneği pek görülmemiş şekilde Türkiye’ye yayılmış bir çevre protesto haritasıyla karşılaşıyoruz. Gökçeada’dan; Tokat’a; Bolu’dan Mersin’e ve Eskişehir’e ve Muğla’ya ve Artvin’e… Kısaca her yere yayılan çevre protestoları ile karşı karşıyayız. Büyük kentlerimizde henüz bu ölçüde bir hareketlilik görülmüyor ama oralarda da kent ve kentlilik temelli karşı çıkışların yaşandığını görüyoruz.

Peki, o zaman sorumuza geri dönelim. 15 Temmuz sonrası toplumun üzerine çöken ölü toprağını atmak, çevre protestolarına, çevre hareketine mi nasip olacak? Çevre hareketi tekerrür mü edecek? Buna “Olabilir” demek ne yazık ki o kadar da kolay değil. Bu hareketlerin birbirinden habersiz olmasa da koordinasyonsuz olması, herkesin kendi yöresini savunmasına ama başka yörelere çok fazla ilgi göstermemesine sebep oluyor. Sosyal medya bu koordinasyonu sağlasa da; onun da etkisi sanaldan gerçeğe inmekte zorlanıyor.

Fakat 12 Eylül ile 15 Temmuz sonrasının en büyük farkı artık çevre protestoları dev bir ekonomiye karşı yapılıyor. Rant ve yağma ekonomisi kentleri ve kırsalı kemiriyor  ve bu kemirme insanların yaşam alanlarına dokunduğunda bir ses çıkmaya başlıyor. Gezi Parkıve Kuzey Ormanları karşılaştırmasını burada akılda tutmakta fayda var. Protestolar yaşam alanlarına geldiğinde yükseliyor. Yaşam alanlarına gelen yıkımın ekonomik değeri ise aynı oranda çok oluyor. Fakat umutsuz olmamak gerekir. Şu anda sokakta olabilen, insanları arkasından sürükleyebilen ve bu koyu OHAL şartlarında ses çıkartabilen insanlar bunu büyük oranda çevre için yapıyor. Eğer bu OHAL’in kara perdesi yırtılacaksa, arkasından bir yeşil bir ton göreceğiz.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s