Etiket arşivi: AKP

Seçime doğru – son…

Seçim zamanı artık geldi çattı. Kim yüzde kaç oy alacak, kim kaç vekil çıkartacak çok kısa bir süre sonra öğreneceğiz. Bu hengame de bitecek. Partiler son mitinglerini yapıyorlar, yapacaklar. Yarın TRT‘de liderler ve parti temsilcileri konuşacak (ben yine LDP ve TKP‘yi bekliyorum) ve yasaklar devreye girecek.

Pazar günü yasaklar kalktıktan sonra TV’lerde, yasaklar kalkmadan da sosyal medyada sonuçlar yavaş yavaş açıklanacak. Yasaklar olmadığına göre şimdi her şeyi söylemek serbest.

Tahminler çeşitli. Kesin olan bazı şeyler var ama onları da zaten herkes defalarca tekrarladı. Benim ilgimi çeken başka bir durum bu seçimde. Ve onlarla da bitirmeyi planlıyorum bu uzun seriyi. (Bu yazıyla birlikte toplam 8 yazı olacak.)

Bu seçim propaganda dönemi bize şunu gösterdi ki, Türkiye, çok partili döneminde hiç bu kadar adaletsiz bir propaganda dönemi yaşamadı, seçim sonuçlarına göre de ya bir daha yaşamayacak, ya da 4 sene sonra daha da adil olmayan bir seçim bizi bekleyecek. Okumaya devam et

Seçime doğru – cumhuriyet halk partisi ve solu

Seçime artık çok az kaldı. Politika yorgunluğu diye bir psikolojik hastalık varsa, ülkenin bir bölümünde bu hastalığın yaygın şekilde görüldüğü söylenebilir. Baksanıza AKP Genel Başkanı bile Bingöl’de konuşurken, Diyarbakır diye dört kere sesleniyor, Bingöl’e olmayan doğal gazı kendilerinin getirdiğini söylüyor. Promterlar da politika yorgunu olmalı.

Seçime, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğunu katmazsak sol parti olarak 4 parti gidiyor. Cumhuriyet Halk Partisi, Demokratik Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi ve Emek Partisi.

Emek Partisi hem Blokta, hem de bazı noktalarda pusulada var. Sanırım, TRT propagandasından yararlanmak ve aday gösterilmeyen yerlerde de üyelerini “zinde” tutmak için alınmış bir karar bu. Demokratik Sol Parti de bana kalırsa aynı durumda. Evet öyle bir parti var ama neden var, ne için var gerçekten önemli bir soru işareti bana kalırsa. Muğla’da yaptıkları 6 kişilik mitinge bakılırsa sadece benim böyle düşünmediğimi de görebilirsiniz.

Böyle olunca elde iki parti kalıyor: CHP ve TKP Okumaya devam et

Seçime doğru – adalet ve kalkınma partisi (2)

Seçimin en “eğlenceli” yanı olan seçim konuşmaları da başladı. Yani seçime bir hafta kaldı. Giderek artıyor gerilim. Partiler büyük şehirlerde mitingler yapıyor. AKP Ege Bölgesi Mitingi‘ni İzmir‘de gerçekleştiriyor, CHP İstanbul’da kalabalıklar topluyor, MHP baraj riskini üzerinden atmanın verdiği rahatlıkla mitingler yapıyor.

Son haftaya girme nedeniyle de artık duymadığımız vaad, dinlemediğimiz konuşma kalmadı. Gazete reklamlarından, televizyon reklamlarına kadar her yerde partiler var. Konuşuyorlar. Bu reklam ve haberlerin verilişine baktığımızda da iki partiyi daha fazla görüyoruz doğal olarak. Seçim yasasının getirisi olarak seçime girme “şansını” elde etmiş partiler arasında daha “şanslılar” da var tabii ki. En şanslısı da AKP! Aktarılan kaynağın haddi hesabı yok. Zaten bakanlıklar eliyle sanki bağımsız reklamlar veriliyormuş gibi de reklamlar veriliyor bir yandan. Adalet açısından önemli bir nokta bu. Böyle bir şey normal bir seçimde olamaz. Okumaya devam et

“Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz”

Arkası dönük kişi, öldürülen Metin Lokumcu.

Bu sözleri hatırlayan var mı? Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz!! Kim söylemiş olabilir? AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan! Başbakan olarak gittiği Davos Zirvesi’nde, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e söyledi bu sözleri Recep Tayyip Erdoğan. İsrail Devleti’nin silah gücünü kullanarak Filistinlilere yaptıkları üzerine söylenmiş sözlerdi bunlar. İsrail Devleti’nin yaptıkları üzerine söz etmeye bile gerek yok. Şu an konu da bu değil zaten. Bir Rus atasözü bizi konuya yaklaştıracaktır: Camdan evi olan, komşusuna taş atmasın. Okumaya devam et

Seçime doğru – adalet ve kalkınma partisi (1*)

12 Haziran seçimleri, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) için, iki dönem tek başına iktidar olduktan sonra (3 Kasım 2002 ve 22 Temmuz 2007) üçüncü dönemi de bu şekilde geçirmek adına bir fırsat yarattı. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bunun, sanırım Çocuklar Duymasın adlı dizinin Haluk karekterinden de esinlenerek, ustalık dönemi olacağını söylüyor. Çıraklık, kalfalık ve ustalık… Bu düşünce yapısından bakınca da, seçim reklamlarına hem geçen dönemi, hem de bir önceki dönemi koyuyor AKP. Bir iddia tabii bu. Nasıl ki, kendi dönemleri öncesini tümden, kendileriyle kıyaslıyorlarsa (bizden önce Cumhuriyet tarihi boyunca 79 yılda x kadar cep telefonu sattı, biz 6 yılda bunu şu kadar katladık gibi…), kendi iktidar dönemlerini de bir bütün olarak görmeleri normaldir. Zaten Erdoğan’ı öne çıkartan da artık yavaş yavaş kaybolduğunu gördüğümüz cürreti. Geçen seçimlerde ana muhalefet liderlerini iddiaya çağıran kişiden artık eser yok. Reklamlar da bu yönde. Okumaya devam et

Seçime doğru – başlarken…

Seçime 30 gün kaldı. Yani bir ay sonra, biz seçim sonuçlarını görüyor, seçim sonuçları üzerinden yorum yapıyor olacağız. Fakat o zamana kadar da seçim ve olası sonuçlar üzerine konuşuyor olacağız. Seçim sonuçlarını değiştirmeye yönelik hareketleri yorumlamak üzerine olacak bu konuşmaların çoğu da. İşte, “Seçime Doğru” yazıları bu konuşmaların bir üstbaşlığı. Yanbaşlıklar değişecek.

Başlarken, yani 30 gün kala, baktığımda şu görünüyor: Seçimin esas itişme noktası, AKP’nin kaç milletvekili çıkartacağı sorunu… Oy oranı değil ama, milletvekili sayısı. Okumaya devam et

Asıl çılgınlık bu projeyi ortaya atmakta

Asıl çılgınlık bu açlık ve yoksulluk ortamında, bir yeri kazıp, içinden su doldurmaya ve çevresinde yeri rant alanları yaratmaya (yani zenginleri daha da zengin etmeye) milyarlarca dolar harcayacak olmaktır. Başka bir çılgınlık aramaya gerek yok. Yoksa, her şey planlanır, kaynaklar oraya aktarılır; yapılamasa da, yapılma yolunda o paralar harcanır.

Hep hoşuma gitmeyen, çocukça bir davranış olarak görmüşümdür, kendisine ya da kendisinin yaptığı bir “şeye” bazı sıfatlar koymak. Örneğin: “Ben var ya ben, çok deliyimdir!” gibi. Siz bir takım davranışları ortaya koyarsınız, birileri de size gerekirse o sıfatları verir. Kendiniz çalıp, kendiniz oynamazsınız. Tabii ki Başbakan iseniz ve arkanızda müthiş bir ekonomik güç, medya gücü varsa kendiniz çalarsınız ama oynayan tüm ülke olur. Hep birlikte oynuyoruz işte. Bugün gazeteleri açın bakın. Başbakan’ın kendi koyduğu sıfatla, yaratıcılıktan ve sorgulayıcılıktan uzak manşetler, haberler. Okumaya devam et

Sokak oyunu bozdu

Hiç yokken, bir hafta içerisinde bir krizimiz oldu ve bu krizin çözüldüğünü gördük. Her şey başa döndü. Sanki olmamış gibi. Peki olmadı mı? Ölen gencin yakınlarına, yaralananlara ya da göstericilerin zarar verdiği bankalarda yahut PTTlerde olanlara soralım mı olup olmadığını? İnsanların üzerine bu kadar gidip, ilk önce suç yaratıp, sonra o suçla seçime sokmazsanız; ve zaten o seçimleri de baştan aşağıya onlar giremesin diye formüle ederseniz; bu sonuçlar ortaya çıkacaktır. Sonuç olarak ne kadar kırılgan bir zemin üzerinde durduğumuzu bize gösterdi bu hafta. Sokak gösterileri hakkını aldı. Sokak oyunu bozdu. Sokak AKP’nin oyununu bozdu. Okumaya devam et

Haftanın tortusu

* Her şey apaçık ortadayken, YGS iptali için ne bekleniyorlar? * Filozof itfaiyeci Efe’yi kurtarabilir miydi? * Listeler açıklandı, ortalık toz duman. Okumaya devam et