Seçime doğru – adalet ve kalkınma partisi (2)

Seçimin en “eğlenceli” yanı olan seçim konuşmaları da başladı. Yani seçime bir hafta kaldı. Giderek artıyor gerilim. Partiler büyük şehirlerde mitingler yapıyor. AKP Ege Bölgesi Mitingi‘ni İzmir‘de gerçekleştiriyor, CHP İstanbul’da kalabalıklar topluyor, MHP baraj riskini üzerinden atmanın verdiği rahatlıkla mitingler yapıyor.

Son haftaya girme nedeniyle de artık duymadığımız vaad, dinlemediğimiz konuşma kalmadı. Gazete reklamlarından, televizyon reklamlarına kadar her yerde partiler var. Konuşuyorlar. Bu reklam ve haberlerin verilişine baktığımızda da iki partiyi daha fazla görüyoruz doğal olarak. Seçim yasasının getirisi olarak seçime girme “şansını” elde etmiş partiler arasında daha “şanslılar” da var tabii ki. En şanslısı da AKP! Aktarılan kaynağın haddi hesabı yok. Zaten bakanlıklar eliyle sanki bağımsız reklamlar veriliyormuş gibi de reklamlar veriliyor bir yandan. Adalet açısından önemli bir nokta bu. Böyle bir şey normal bir seçimde olamaz.

AKP, bu seçimde de bundan önceki tüm yerel ve genel seçimlerde uyguladığı taktiği uyguluyor ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ı öne sürüyor. Tek parti iktidarının içerisinde yaşanan bir tek adamlık durumu. Bir başka benzerlik daha var bu seçim dönemiyle, başka seçimler arasında.

2009 yılını hatırlayalım. Yerel seçimleri. Her afişte vardı Erdoğan. İzmir’de seçim var Erdoğan’ın fotoğrafı. Adıyaman’da Erdoğan’ın fotoğrafı. Miting olduğunda da, aday kendisini tanıtıyordu bir şekilde. Sonra Erdoğan uzun bir konuşma yapıyor ve adaya kefil olduğunu ifade ediyordu. Zaten arkasına tek parti ve tek parti içerisinde tek adam hakimiyeti olan aday da seçime böyle giriyordu. Peki bu seçim ne oldu? Tamamen aynısı. Bir kaç “yıldız” aday dışında, yeri değiştirilen bakanlar vs., kimse milletvekillerini konuşmuyor, bilmiyor. Her yerde Recep Tayyip Erdoğan var. Mutlaka yerellerde adaylar üzerine konuşmalar dönüyordur fakat genele dair bir konuşma yok. Bu da seçim sistemimizin demokratikliğinden kaynaklanıyor kesinlikle.

AKP, vaadlerini açıkladı. Bu her yerde tek adam olmayla vaadleri birleştirdiğiniz zaman, siz de şunu görmüyor musunuz? Sanki Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlığa değil de, bütün şehirlerin belediye başkanlığına birden aday oluyor. Arada seçilecek kişiler de, ister yerel, ister genel, el kaldırıp indirecek kişiler olacak. Ya da mitinglerde arkada sakız çiğneyip, fotoğraf çekecek kişiler olacak. Başbakan da o, belediye başkanı da o, encümen üyesi de o. Kızılay Meydanı’ndaki binaların kaplamaları diye bir genel seçim vaadi olabilir mi? İstanbul’a çukur kazıp, içini su doldurmak bir vaad ise tabii ki olabilir aslında… Ama durum açık. Demokrasiye zarar veren bir şekil ile karşı karşıyayız. Belediye başkanlarının, koltuk için hayır diyemediği, projeler vaad ediyor AKP.

Seçime doğru ortaya çıkan başka bir konu ise, tahammülsüzlük. AKP, şu anda net bir şekilde “Beni sevmeyen ölsün” mantığıyla hareket ediyor. İşin kötüsü, bunu yapıyor da. Hopa’da olanlar ortada; Hopa’dan sonra olanlar ortada. Cinayet ve işkence ile karşı karşıya kaldık. Müthiş medya desteği ile bunların üstü örtülüyor ama nereye kadar? Kendisine oy vereni halk, millet olarak gören bir anlayış ile AKP’ye oy vereni insan olarak gören bir medya kardeş kardeş ilerliyor.

Sonuç olarak, AKP seçime bir hafta kala şiddet dilini sonuna kadar tırmandırmış durumda. Birazcık, ama gerçekten çok az hayal gücüyle, neredeyse tüm kendinden olmayanları tek bir oyunun parçasıymış gibi göstermeye çalışıyor AKP. Bundan da sanırım en çok CHP çekiyor. Haber izlerken kanalları hızlıca değiştirmenizi öneririm. Erdoğan’ın ağzında tek sözcük duyuluyor.

Hemen hemen her yapıyı sınıflandırmak için ise tek ölçüt var. George W. Bush‘un ölçütü: Ya bizdensin, ya da terör odaklarından.

Son olarak şunu da söylemem gerek: AKP’nin iki dönemi doğanın yıkımı açısından bir felaket olarak nitelendirilebilir. Anadolu doğası, dereleri, vadileri, ovaları, denizleri büyük tehdit altında. Çok büyük bir kesimi ise artık tehdit altında değil. Çünkü yoklar. Çıraklık ve kalfalıkta yok edilmeyenler ise sanırım ustalık dönemine bırakılmış durumda. Gidip, AKP’nin seçim kitapçığını alıp inceleyin. Çevre başlığı var. Orada yazanların %90’ı çevreyi yok edecek projeler. Ne yapılmaması gerekirse, çevre başlığına yazılmış durumda. İşkence ile demokrasi, mega kentler vaadiyle (Seçim beyannamesi özeti sayfa:86) çevre. İşte bir hafta sonra bu oylanacak.

Serinin önceki yazıları:

* Seçime doğru – başlarken…

* Seçime doğru – adalet ve kalkınma partisi (1*)

* Seçime doğru – parlamento dışı sağ

* Seçime doğru – cumhuriyet halk partisi (1*)

Reklamlar

6 Yorum

Filed under Yazılar

6 responses to “Seçime doğru – adalet ve kalkınma partisi (2)

  1. Geri bildirim: Seçime doğru – yeşiller partisi | Koray Doğan Urbarlı

  2. Geri bildirim: Seçime doğru – emek, demokrasi ve özgürlük bloğu | Koray Doğan Urbarlı

  3. Geri bildirim: Seçime doğru – emek, demokrasi ve özgürlük bloğu | Yeşil Gazete

  4. Geri bildirim: Seçime doğru – cumhuriyet halk partisi ve solu | Koray Doğan Urbarlı

  5. Geri bildirim: Seçime doğru – son… | Koray Doğan Urbarlı

  6. Geri bildirim: Seçime doğru – son « 12 Haziran 2011 genel seçimleri sonuçları ve anketleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s